Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

YENİ DÖNEMDE KİMSE KİMSEYİ ALDATAMAYACAK…

Devletin mali bakımdan içine düştüğü felaket söz konusu olduğunda, verilen cevaplar sadece bahanedir. Gerçeklerle alakası yoktur.

Birincisi Pandemi…

İkincisi Türk Lirası’nın değer kaybı…

Haydi biraz daha cesur olanlar, Türkiye’den beklenen kaynağın gelmemesini de buna eklerler…

Gerçek bu mudur? Hiç de değil.

Sebep, hiçbir şey olmamış gibi davranan siyasi anlayıştır. Yapılması gerekeni ısrarla yapmayan bir siyasi anlayış.

Hep biliyorduk da, KTAMS açıkladığında bir kez daha kanımız dondu.

Sadece 10 aylık dönemde 64 tane Müdür-Müsteşar, 43 sözleşmeli personel alınmış.

Bunların bütçeye maliyeti 27 milyon TL…

Ya devlete ve bağlı kurumlara doldurulan geçiciler? Bunların sayısını bilen bile yok.

Ya haftada bir, hatta bazen iki yurt dışı gezmeleri? Cumhurbaşkanı bir yandan, bakanlar öbür yandan… Yol parası, otel parası ve yanlarındaki ekipleriyle birlikte harcırahlar…

Pandemi süresince yapılan yanlışlar.

Vatandaş olana olmayan yapılan bedava testler; bedava karantina otelleri; ödenen milyonlar.

Bak şimdi tarihinde ilk defa kanser ilaçlarını bile alamaz durumda devlet.  Neden acaba?

Yapılmayanlar daha da korkunç.

Her yer kapandı, bir tek şans oyunları oynatanlar para kazandı. Yasalı, yasa dışı olanı. Yasal olanı bile sanal ortamda oynatmaya başladı. Bir tek onlar kazandılar. Bundan bile payını almadı baştakiler.

“Para, para” diye çalışanın cebine el atmayı düşündüler, o korkunç paraların üstüne gidemediler. Hep birlikte hayret ettik, nasıl olduysa bir tasarı hazırladılar, korkudan onu bile çöpe attılar.

En kötü günde bir vergi düzenlemesi akıllarına gelemedi bir türlü.

Geçen gün de yazdım, bir ülkede işletmelerin yarısı zarar edebilir mi?

Ediyorsa bu piyasa nasıl dönüyor?

Büyük sermayenin iflas ettiğini duydunuz mu hiç?

Etmediler zaten…

Dünya kurumlar vergisini artırıp, varlık vergisi getirmeyi düşünürken, bizde sermayeye kıyak vergi yasasına dokunulamadı. Baktık listelere, biçareler acınacak durumda görünüyordu. Ülkenin en zenginleri, neredeyse yeni girmiş bir memur kadar vergi ödüyordu.

 

Bu tabloda, yapılan siyasetin ülke ya da halk yararına olduğu söylenebilir mi?

Kamu maliyesini perişan etme pahasına, halkın her gün giderek daha da fakirleşmesi pahasına, belli bir kesimin çıkarları korundu. Dokunulmazlıkları sürdü…

Bugün göreve başlayacak olan hükümetten herhangi bir beklentim yoktur.

Ancak seçim kapının arkasında.

Son iki yılda yaşamadığımız kepazelik kalmadı. Göz göre göre aptal yerine konduk, perişanız. Bu sefalet ortamında artık bu düzenden nemalananların dışındaki halk kitlelerini aynı masallarla kandıramazsınız. Yeni dönemde vatandaşlar, bu çarpıklıklar konusunda kim elini taşın altına koyacak, nasıl koyacak ona bakacak. Önce dürüstlük, sonra dünyaya bakış açısı… Değerlendirme bu olacak.

Eski hamam eski tas devam edeceğini sananlar da mahalleye gidecek. Bu kadar basit…

 

YERİN KULAĞI VAR

HÜKÜMET PROGRAMI OKUNACAK:

Bugün Mecliste Sucuoğlu kabinesinin hükümet programı okunacak. Sucuoğlu her ne kadar nisap sorunu yaşamayız dese de gözler Saner ve görevden alınan tek isim olan Üstel’in üzerinde olacak. Ersan Saner, “hakkımı helal etmem” dediği Sucuoğlu hükümetine güven oyu verecek mi? UBP kanadında koltuğundan olan tek isim Üstel’in tavrı ne olacak. Hoş, iki aylık hükümetin programı okunsa ne olur, okunmasa ne olur, güven oyu alsa ne olur, almasa ne olur. Kimse bu seçim hükümetinden bir şey beklemiyor. Tek istediğimiz bir an önce ülkeyi seçime götürmeleri…

 

O KADAR DA DEĞİL:

Tam da kabineyi Tatar’a sunmazdan önce Sucuoğlu’nun “mali tabloyu görüşmek üzere” TC Elçiliğine gitmesi haklı olarak çeşitli dedikodulara neden oldu. Kabinesi henüz Tatar tarafından onaylanmadan, Meclis’te okunmadan “mali konuları” görüşmek hiç de inandırıcı değildi. Evet bu toplum Özgürgün’ün dediği gibi “geri zekalı” olabilir ama, o kadar da değil Sayın Sucuoğlu…

 

KİMİN SUÇU?:

Yeni Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, “geçtiğimiz iki yılda ülke ekonomisi çok ciddi zararlar gördü” demiş. İyi de son iki yılda ülke yönetiminde partisi UBP değil miydi? Yoksa kast ettiği “ülkeyi ucuzlatacağım” vaadiyle o koltukta oturan Erhan Arılı mı? Onu oraya getiren kim? Parti Meclisiniz değil mi? Bu ülke sayenizde son iki yılda çok şey kaybetti, bu saatten sonra da kaybetmeye devam edecek…

 

ŞOKU BİZ DEĞİL SUCUOĞLU YAŞADI:

Sucuoğlu’nun sunacağı kabineyle ilgili olarak bir gazeteci dostumuza “kabineyi duyunca şok olacaksınız” deyip iddialı bir söz söylemişti. Aslında toplumun genelinde Sucuoğlu kabinesiyle ilgili bazı beklentiler vardı. Bakanlık bekleyen ve tebrik kabul eden birçok isim kabine dışında kaldı. Aslında Sucuoğlu’nun aklındaki kabinenin bu olduğuna beni kimse inandıramaz. Listenin açıklanmasıyla birlikte biz değil ama, Sucuoğlu’nun şok yaşadığı kesin.

 

N’OLDU YA:

BM Genel Sekreteri yeni Özel Temsilcisini atadı. Atamaya karşı çıkan Tatar’dan hala ses yok. Sadece bu konuda bile düştüğü durum, düşündürücü. En kolayı kalkıp onu bunu suçlamaktı. Ama bu defa karşısındaki ne Rum lider ne AB… BM’yi gelişigüzel suçlamak o kadar da kolay değil. Onun için de tek satır izahı yok…

 

KEÇİ GÜLDÜ KOYUNA:

Güneyde işsizlik rakamları, güneydeki bütçe açığı, güneydeki pahalılık falan haberleri resmen canımı sıkıyor. Kardeşim, sen önce kendine bak. AB’den sürekli aldığı destek bir yana, sermaye piyasalarından fon yarattı, kurumlar vergisini yükseltti, piyasaya para pompaladı. Hem de öyle böyle değil, milyarlarca Euro. Açık da verdiyse, bir plan çerçevesinde yaptı. Senin gibi hem iç bir şey yapmayıp, hem de ‘para bitti’ diye ağlamadı. Bu mukayeseyi yapmak bile saçmalık…