Son zamanlarda bazı gazeteci refiklerimizin de dikkatini çekiyor ve uyarıyorlar: Rumdan kalan topraklar, ötesi menkuller üzerinde büyük bir rant oluştu. Çok katlı binalardan oluşan, artık memleketin ekilip biçilecek topraklarına da musallat olan bir seferberlikte öbek öbek yeni yeni yerleşim yerleri oluşmakta..
ÇOĞU yabancı yerleşimciler, öyle yazlık yada günü birlik değil, kalıcılığıyla, tapusuyla… Rus Yahudi ötesi ülkelerden insanlar aramızda gitgide çoğalıp yoğalıp yeni yerleşim yerleri “lobiler” oluşturuyorlar.. KİM bilir kaç el değiştirmiş Rumdan kalan topraklar evler, “turistler ve turizm adına” satılıp alınmakta, alınıp satılmakta…
İSRAL yahudisinin bir ayağı Kuzey’de bir ayağı Telaviv’de Hayfa’da Yafa’da… ***
1947 Filistin göçmeni rahmetli Suphi Eniştem anlatırdı.. Büyük savaş kopmadan ve yurtlarından göç etmek zorunda kalmadan yıllar önce Yahudiler topraklarını satın almışlardı! İş verenken işçi durumuna düşmüşler, mülk sahibiyken kiracı olmuşlardı! Sonuçta vatanlarını kaybederlerken bugüne kadar da kan revan içinde geldiler ve hâlâ vatansızlar! Bize gelince: 1974 de ne kalmışsa elimizde ne idiyse sınırlarımız ne edip eylemişsek hâlâ onlarla yetiniyoruz! VE hâlâ varamadığımız kesin çözüm nedeniyle Kuzey Güney, Türk Rum bölgelerini “bizim ve onların” anlaşmasına bağlayacak kesin çözüme de ulaşmadık!
YANİ Kuzey’de hâlâ cevizcinin çuvalından oynuyoruz, yamalama! Tabi ki:
*** BU ADADA Filistin halkı olmadık! Arkamızda güçlü Türkiye vardı bizi sırtladı. Ancak her şey bitmedi! Hâlâ “uluslararası yada BM’ler tescilli bir çözüm sağlayamadık.. Bu nedenle kendimizi geleceklerimizi “tahmin” bile edemiyoruz!
TEK şansımız “Kuzey’i bayındır, kalkınmış, çağdaş ve Avrupai bir bölge olarak yeniden yaratırken toplum olarak layığı olmamız, tabaları ve sahibi olmak hakkının hakkını kazanmamızdır!
***
OYSA kaç zamandır “nasılsa Rum’un malıdır kim sorar kim arar” hesabının siyasi cehaletinde elimizdeki toprakları, evleri, ötesi taşınmazları sorumsuzca satıp savmakta, İsrail’den Rusya’dan bölgemize taşınan yabancılar 1974 den sonra Rumdan bize intikal etmiş olan toprakları mülkleri, “al sat, sat al, yap devret” işlemleriyle ensemizden rantın katmerlisiyle oynuyorlar!
***
FİLİSTİN GÖÇMENİ Suphi eniştem bu gün Kuzey’de yaşadıklarımızın tıpkısını 1947’lerde anlatırdı bana.. Üç dört çocukla Mağusa Surlar içine sığınmış Yahudilerin Arapları nasıl kandırdıklarını, mallarını mülklerini nasıl satın aldıklarını anlatırdı..
Ve hiçbir şey anlamamış da olsam masal gibi dinlerken anlatılanları tek bir şey öğrendiydim:
Toprak vatan, vatan topraktır! Topraklarını kaybeden insanlar vatansız kalırlar!
***
SON SÖZ: Sn. Yetkililer! Rumdan kalan malların satışını durdurun.. Ki artık KKTC’ye intikal eden köyler satılıyor! “Yeniden ve hemen İmar İskân Planları” yapın. Bilelim ki bu Kuzey coğrafyasından öte gidecek ne vatanımız vardır ne bize vaat edilen topraklar! Sahibi olduğumuz tek taş parçasını bile korumak kollamak zorundayız. *** VE o büyük sorun: Aramızdaki yabancı ülkelerden gelmiş insanlar insanlar, turistlerimiz, misafirlerimiz olabilirler ama sahiplerimiz asla! Dikkat diyoruz!
































