YENİ BİR SİYASİ DÖNEM Mİ? - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Pazar, Aralık 4, 2022
Köşe Yazarları

YENİ BİR SİYASİ DÖNEM Mİ?

Eşref Çetinel

İlk şokun dalgası geçti! Rum ve Yunan tarafı için söylüyorum. Kroşeyi beklemedikleri yerlerinden yediler! Nitekim iyice sersemlemiş olacaklar Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis ayni zamanda kendini tüm adanın da Dışişleri Bakanı görüyor olmalıdır, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatına “gözlemci üye” olarak kabul edilmesini “Türkler eşit statünün mümkün olmadığını anlamalı” diyerek ateş püskürdü!

…UZUN uzun anlatmaya gerek yoktur. Kıbrıs Cumhuriyetini  Türk tarafı değil, iki paralık bir EOKA “tetikçisi” olan Nikos Samson gibi sıradan biri yıktı! Hem de Rum halkının baş tacı, idolü olan Makarios’a yönelik darbe ile!


FAKAT bu isyanı gerçekleştirirlerken, Cumhuriyetin ortağı olan Türk halkının liderliğine ne sordulardı ne bilgilendirdilerdi. Aksine adadaki Türk halkını “yok” sayarak ve adayı Yunanistan’a bağlama hakkında başlattıkları isyanı oldu bittiye getirdilerdi..

SONUÇ BİLİNİYOR. 1974 Barış Harekâtının gerçekleşmesini, Türk tarafının Kuzey’de Rum tarafının Güney’de yeni vatanlarında kendi yönetimlerinin sahipleri olarak yerleşik hale gelmelerini sağladılar…                                                                                                             *

DOĞRUSU aradan 48 yıl geçmesine karşın hâlâ “olması gerekendi oldu” diyoruz. Yani bizim için pişmanlık söz konusu değil.

FAKAT yarım asırdır da bu adada, biri Güneyde Kıbrıs Cumhuriyetini temsil eden bir Rum Devleti vardır ki AB ile BM’lere yine o “Kıbrıs Cumhuriyeti” sahiplik ve egemenliğinde  üye Devlettir…

BUNA KARŞIN adanın Kuzey’inde söz konusu Cumhuriyetten dışlanmakla kalmayan, ayni zamanda hem Kıbrıs Cumhuriyetinden kovulan hem de sanki Cumhuriyeti yıkan Türk tarafı imiş gibi siyasi ve ekonomik yönden yarım asırdır ambargolar altında BM’ler ve AB’den dışlanmış olarak tanınmış olmasa da kaderi ile Türkiye’ye  terkedilen bir Türk Devleti vardır!

NE VAR Kİ bu defakto durum  madalyonun görünen yüzüdür. Görülmek istenmeyen yüzünde ise “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” yazılı ete kemiğe bürünmüş bir Kıbrıs Türk Devleti olduğu   ve BM’lerle tarafından tanınmamış hatta dışlanmış da olsa  artık TDY’e yani “Türk Devletleri Teşkilatına” gözlemci üye olarak duhul eylediğidir! Bu gerçek yaşanjırken:                                                                        *                                             KASULİDİS istediği kadar bağırsın! Bilmelidir Kuzey’deki Türk Devletinin kaderi ne kendinden sorulmaktadır ne de eğer akılları başlara düşmezse bundan sonra da sorulmayacaktır..

YANİ tarihi bir dönemecin başındayız. Ya bu adada siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu iki bölgeli bir federal sistem oluşturacağız…                                                                                             YADA ADADAKİ İki ayrı Devlet birbirlerine hasım olsalar da kendi kaderlerinin yolunda kendi bağımsızlıklarıyla egemenlikleri ve tabi dünyadaki siyasi kabiliyetleri oranında  kendi kaderinin sahibi olacaklardır.

KKTC’nin TDT’ye gözlemci üye olarak kabulü işte bu yolun başıdır..  Her halde adanın Kuzey’inin “sahibi” olan Türk halkı sittin sene daha Rum-Yunan siyasetlerinin aklıselime dönmesini bekleyecek değildir.         Ancak:                                                                                                      *

ŞİMDİ İŞİMİZ DAHA ZORDUR: Şöyle ki 48 yıldır kapalı bir toplum oluştan çıkıyor ve henüz gelecekte ne olacağını bilemediğimiz bir yeni dünyasallığa adım atıyoruz.

ŞİMDİLİK  “gözlemci” statüsünde kabul görmüş olsak da elbette bundan sonra bir ayağımız da resmi ve tanınmışlık anlamında “dışımızdaki dünyada” olacaktır. İlk kez kendi daracık mekânımızdan çıkarak  “uluslararası kabul görmüş bir ittifak” olan TDT’nin biz de “gözlemci üyesi” haline geliyoruz..

BU KONUDA yeterince bilgiye sahip  olmadığımı iitiraf edeyim ama.. Hatta TDT ile nasıl bir siyasetle protokol izleneceğini de bilemiyorum! Temsilcilerimiz mi olacak? KKTC de bu “gözlemcilikle” ilgili  yeni makamlar mı ihdas edilecek? Bunları da bilmiyorum! Doğrusu bazı tanıdıklara  sorayım dedim bana Fenerbahçe’nin gollerinden bahsettiler!                         ANCAK ne olursa olsun bu “uluslararası Teşkilata” gözlemci olarak katılmamıza “eğer yeni bir dönem başladı” diyebiliyorsak artık bu dönemi “öyle geldi böyle gider” dalgalarında geçiremeyiz!                                                                                        Ki ekonomik yönden de bu Türk kökenli ülkelerle artık daha kolaylıkla ticari ilişkiler kurabilecek, turizm gibi şu anda bizim için adeta can simidi olabilecek sektörel anlamda bağlantılar karşılıklı geliş gidişler gerçekleştirile bilinecektir.

…Diyelim ve bekleyip görelim..

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar