Son iki gündür önce “ulusal konsey” kuruluşu, ardından “yeni yol haritamızı saptama” gibi aslında gündem dışı ve zamansız olması gereken iki konuyu taşıdıydık köşemize.
Tabi bunu eksantriklik olsun diye yapmıyorduk çünkü her iki “konunun” da Rahmetli Denktaş’tan başlayan bir serüveni vardı.
Kaldı ki “zamansız “ olsa bile zeminsiz değildi bu hatırlatmalar. Çünkü Sn. Akıncı da bir süre önce “artık kendi parametrelerimizle masaya oturacağız” diyerek “elli yıl öyle geldi böyle gitmez” hatırlatmasını yaptıydı.
Dolayısıyla hem “ulusal konsey” hem “yeni yol haritası” gibi iki konunun, seçim sathı mailine girildiği şu günlerde gündem dışı olmaları gerekirken, Sn. Akıncı’nın konuşmasına sığınarak köşemize taşımak çok da yadırganamamalı! Çünkü:
İHTİYACIMIZ VAR: Dünkü yazımda bir takım sorulara cevaplar aradıydım. Özeti şuydu: “Gelecekte Kuzey Kıbrıs Türk Devletini yeniden “kurup” devlet olarak yerli yerine oturtmak mücadelesinde ilkesel ve toplumsal birliktelik mi oluşturacağız; yoksa adayı tümden Kıbrıs ve Kıbrıslılık efkârında Rumların da içimize katılacağı bir federal sistem haline mi getireceğiz!
Karar verme zamanının geldiğine tutun ki seçim sonuçları ne olursa olsun başta Sn. Akıncı olmak üzere artık toplum olarak karar vermek durumundayız. Düşünün ki 1974’de doğan çocuklarımız bugün 43 yaşındadır ve hâlâ bir çözüme ulaşılmamıştır. Öte yandan:
TAM ZAMANIDIR: Müzakereler ve çözümle ilgili konuları seçim kampanyaları içine katarak siyasi partilerin birbirlerini yoklamalarında yarar olacaktır. Hatta “Başkanlık sistemi” gibi bir rejim değişikliğini de kapsamına alarak.. Her halde önümüzdeki günlerde bunları daha çok konuşacak ve “tam zamanıdır” derken soracağız: “Q vadis, nereye gidiyoruz?
ANKETLER HAVALARDA UÇUYOR!
Henüz seçim kampanyaları başlamadı! Siyasi partiler seçmenlere gül cemallerini göstermedi! Erken seçim şaşkınlığından bile kurtulmak mümkün olmadı! Hatta karışıkça olan seçim sisteminde seçmenler nasıl oy kullanacaklarını bile öğrenemedi! Fakat anketler havalarda uçuyor, üstelik birbirleriyle çelişerek! Bu çelişkiler de kafamızı karıştırıyor!
ANKETLER: İlk anket (Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezinindi.) 1 Ekim’de yayımlandıydı. Çok kısaca UBP yüzde 18.5, CTP 12.65, HP yüzde 14.5, TDP 5.39, DP de yüzde 2.34 olarak görüldüydü.
Ardından “Gezici Araştırma Merkezi”nin CMIRS’nin seçim yoklamasını alt üst eden anketi yayımlandı. Üstelik mucize olması gereken 3 bin 641 kişiyle yapıldıydı anket! Yayımlanan sonuçlar şunlar:
UBP rüyasında görse hayra yormayacak bir yüzdelikle 31.1 çıktı! CTP oturduk yerde henüz parmağını bile oynatmadan sadece mecliste muhalefet yaparak yüzde 22.3 olarak gösterildi. Kampanya için sahaya çıktığında kimbilir partiye oylar nasıl yağmur gibi yağacak!
HP oylarını yükseltti CTP’nin soluğunu ense kökünde duyacağı bir yüzdelikle 21.2’e yükseldi.
YDP CMIRS’nin anketinde 0.47 idi bu son yoklamada yüzde 6.3 yükseldi!
DP bile paçayı kurtararak barajı geçebilecek duruma ulaştı, yüzde 4.8’e çıktı!
TDP ise uçtu! Yüzde 11.2
FAKAT: Yüzdelikler tablosuna baktığımızda sanki iki partinin koalisyonu düşünülmüş gibi bir resim de görülüyor! UBP ve YDP.. İki parti yan yana geldiler mi ortaya Türkiye’ye bağlı ve icraatları Türkiye ile birlikte olacak iki sağ parti çıkıyor… Ancak koalisyona giderlerse Meclis’te sağlayacakları yüzde 37.4 oranına karşılık muhalefet partileri de yüzde 41.3 oranına ulaşıyor, söz konusu olası koalisyon yanına DP’i de alsa azınlık kalıyor!
Tabi bunları düşünüp hesaba katmak için zaman çok erken. Ancak:
Bu “Gezici Araştırma Merkezine” göre seçmen için en önemli sorun “Kıbrıs sorunu!” Oysa artık Sn. Akıncı’nın bile “ilki” olmaktan çıktıydı! Ki “en büyük sorun artık ekonomidir” deniyor!
Diğer bir şaşırtıcı sonuç da Meclis’e 5 partinin gireceği! İnsanın “Allah Allah” diyeceği geliyor demek ki Kıbrıs Türk seçmeni belki “seçim sistemini” henüz anlamadı ama “beş tane siyasi partiyi seçip Meclis’e gönderecek kadar müthiş bir siyasi organizasyon bilincine ulaştı. Bravo!
DİYELİM ve ekleyelim. Seçimler de anketler de yurdumuza milletimize hayırlı uğurlu olsun!
KISACA TAKILDIĞIM: (BİR VEFA ÖRNEĞİ.)
Geçtiğimiz Pazartesi akşamı Mağusa’da mesela ben işittiğimde gözlerimin yaşarmasına engel olamadığım bir akşam yemeği yaşandıydı. Başta Ferdi Sabit Soyer, Arif Albayrak, Fikri Ataoğlu, Ali Gulle bir süredir ciddi rahatsızlığı olan bir zamanların çalışma bakanı ve Tek Sosyal Güvenlik sistemini kan tere batarak hazırlayıp yasalaştıran Sonay Adem’e, şimdilerde hepsi de Mağusa milletvekili ve bakan olan politikacılarımız, limanda bir akşam yemeği ikramında bulundulardı.
Gözlerim yaşardı dedimdi. Bu Mağusalı politikacılarımızın türlü çeşitli partilerle farklı siyasi görüşlere sahip olmaları hatta bir zamanlar kıyasıya birbirlerine muhalefet yapmaları, vicdanlardaki “vefayı ve insanlığı” unutturmadı. Aksine bir kez daha ispat ettiler ki asıl olan “insan ilişkileridir, insanca ve sevgi saygıyla..”
O kırıcı yıpratıcı, aslında çok nankör olması gereken “politika” kulvarlarlarında “politikacılar” olarak koştururlarken unutulan vefa ve insanlıktan söz ediyorum! Ve “keşke diyorum, siyasilerimiz birbirlerini kırıp dökmeden böylesi yakınlaşmaların, birbirlerini çok daha iyi anlayacakları beraberliklerin de dostluklarla perçinlenmiş insanları olabilselerdi… Bu vesile ile Sonay Adem’e geçmiş olsun diyorum
































