Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yazışmalar Türkçe olmasına rağmen

 

Yıl 1893.
Dönemin Kıbrıs Gazetesi’nde bir yazıda şunlar yazıyordu:
“…Adada sanayiin himayesi için gereken gayret bittabii hükümetten ziyade ahali tarafından gösterilmelidir.”

Bittabii öyle olmalıydı lakin ahalinin umurunda bile değildi…

Şimdi de durum pek farksız değildir.
Sanayiciler her gün ağlamakla birlikte, gereken gayret bittabii ahali tarafından gösterilmesine rağmen, gösterilmemektedir…

Çünkü ahalinin aklı mülkündedir…

Ama o dönemler aklı mülkte de değildi.
Ahali bunalımdaydı.
İngiliz adaya geldiğinde sudan çıkmış balığa dönmüştü.
Zaten mülkünü de satıp savuruyordu.
Adada mı kalsın, çekip kaçsın mı kararsızdı…

O dönemlerde ekonomi bir yana,
Eğitimde de durum vahimdi.
Mekteplerde dini eğitim veriliyor, modern eğitimden uzak duruluyordu.
Aynı gazetenin aynı tarihli bir sayısında şöyle deniyordu:
“…Eğitim yalnızca dini bilgiler ve bunların tahsili için vasıta olmayıp, insanlara lazım olan okuma, yazma, tarih, hesap, fen gibi bilimlerin öğretilmesi gerektiği aşikardır…”

Yapılan yayınlarda en ilgi çekici nokta, ada Türklerinin durmadan kendilerini ada Rumları ile kıyaslama gereği duymalarıydı.
Birlikte yaşıyorlardı,
Ama görünür ya da görünmez bir rekabet içinde oldukları aşikardı…

Yukarıdaki yazının devamında şunlar vardı:
“Mesela bir Hristiyan çocuğu okula başladığının bir iki senesi içinde, okuma, yazma, hesap, tarih, coğrafya hakkında bir şeyler öğreniyor…”

Durum buydu.
Ada Rumlarının çabaları aydın çevrelerin merceği altındaydı.
Ne olup bittiğini gözlüyor ve kendi toplumlarında ilerleme olmayınca hayıflanıyorlardı.
Aynı gazete Hristiyanların eğitimdeki durumuna değindikten sonra,  “Bizim okullarımızda bile bunun onda biri bile verilmiyor. Hele Rüştiyelerimizden mezun olan bir öğrencimiz dahi bu fenleri bilmemektedir…” diye yazıyordu…

Osmanlı döneminde nüfus sayımı yapıldığında kadınlar sayılmazdı.
Onlar yoktular.
Bu kafayla bittabii herhangi bir “terakki” sağlamak zordu…

Ada Türklerinin İngilizler tarafından birçok haklarından oldukları yolunda yakınmalar da çoktu.
İngiliz idaresi kurulduğunda, resmi dairelerde tüm yazışmalar İngilizce ve Rumca olmuştu,
Ki Müslümanlar bu dili bilmediğinden memuriyetten mahrum kalıyor,
Resmi dairelere insan gönderemiyordu.
Bu ve buna benzer konular, Türkleri idarede etkisiz hale getiriyor ve birçok sorunla boğuşmak durumunda kalıyorlardı…

Şimdi boğuşulduğu gibi.
Bütün yazışmalar Türkçe olmasına rağmen…