Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yazıklar olsun sizin siyaset anlayışınıza…

İşte 33 yıldır yaşattığınız, yaşatacağınız KKTC…

Ne insan hayatının önemi var, ne yolunda hayır var, ne denetimi, ne cezası…

Bir kez daha kötü yönetimlerin bedelini canla ödedik.

Karanlıklarda okul yoluna çıkan ikisi henüz 16’sında tam üç can…. Yine dualarımız, ağır yaralı iki yavrumuz ve diğerlerinin sağlığı için…

Kader mi bu? Kader tabii, hem de kendi ellerimizle yazdığımız. Çünkü bugün ciğerimiz yanıyor, yazıyor, çiziyor, talep ediyor, vaad ediyoruz, aradan kısa bir süre geçtikten sonra da unutup gidiyoruz. Bizim gibi unutkanlıkla malul insanlar olunca da, tarih tekerrür ediyor. Yeni acılarla…

Daha 2007’nin Mart’ında frenleri patlayan kamyon bir taksiyi sürüklemiş, biri çocuk yedi kişinin hayatına mal olmuştu.

Geçen yıllar boyunca daha nice kazalar oldu. Ama o yol, öylece kaldı, daha da bozuldu. Dört tekerleğin anı anda yere temas edemediği bir hale geldi. O kamyonlar bakımsız, denetimsiz yollara çıktılar. Direksiyonlarında tecrübesiz şöförlerle.

Yetmedi, sermayenin ağzına bakar ya hükümetlerimiz, bir de kamyonlarda 20 ton yük sınrırını kaldırdık…

Şimdi birileri çıkmış, olayın üstünden siyaset yapmayın demekte. Bugün yapılmayacak bu siyaset de ne gün yapılacak..? Siyaset halk için midir, değil midir..? Timsah gözyaşlarıyla yeni bir kazaya kadar, unutmak mıdır..?

Sürekli kazaların olduğu yol için baktım, en son tamirat işlemi 2014’de görünüyor. O günden bu yana pek çok kez geçtim, yapılan sözde yamalama hiç bir işe yaramamış, eskisinden bin beter durumda.

Eski Karayolları Müdürünün bir açıklaması, “Yollara bakacak paramız yok”…

İşte tek gerçek budur…

Gerçek bir de, yerlerden toplanan okul çantalarıdır… Hastane önünde perişan, hayatı bundan sonrası için kararan insanlardır. Ne yapalım, paramız yok… Makam arabalarını yenilemeye var ama. Kendileri bu kazalara uğramasınlar diye…

Sırf birilerine yalakalık yapmak için saatlerde yapılan uygulama, bunu da eleştirmeyecekmişiz. Siyasetmiş!!! E kardeşim kör karanlıkta çocukları yollara dökersen, evet eleştireceğim de, siyaset de yapacağım… Ne oldu, rahatsız mı oldunuz..? Olun be kardeşim…Keşke biraz rahatsız olsanız da, belki utanır çare bulursunuz…

Bir başka birisi de çıkmış, İsveç’te yaşarmış da, orada sürekli karanlıkmış, böyle olaylar olmazmış. Ya, bizde yollar da aynen yaşadığı İsveç’teki gibi zaten…

Şimdi hangi sorumlu istifa edecek…? Hangi yöneten bu halktan özür dileyecek ve o koltuğu bırakacak… Giden canların hesabı o dümeni tutandan mı sorulacak sadece? Yok sormayacaksın, siyasete girer…!!!
O yolların durumu, ehliyetlerin hangi kıstaslara göre verildiği sorgulanmayacak…!

Ölümlü kazalarda AB ortalaması 5,7 iken, bizde 14,6… Sorgulamayacaksın, siyasete girer… !

Yollarını, insanların ölmediği standarda getirmeyi akıl edemeyenler gezmelerini ertelemiş, mesaj yayınlamış diye sempati duymamı bekleyeceksin…

Sen beni kandıracaksın, unutturmaya geçiştirmeye çalışacaksın, ama dıştan bakanlar da, “aptallarla dolu, az gelişmiş bir yer burası” notunu düşecek bir yerlere…
Bu ülkede insan canının değeri yok… Bu kaza ne ilk ne de son olacak. Ateş düştüğü yeri yakacak..

Ve diğer kazaya kadar bu kaza da unutulacak, o yolun yeniden yapılması gereği de…

 


 

YERİN KULAĞI VAR

NİYET TAM UYUMSA:

Diyelim ki Türkiye istedi ve saatleri geri almadınız. Hatta uçaklar, bankalar ve diğer kurumlarla uyum için bu kararı siz ürettiniz. İyi de, bu kararın yaratacağı sıkıntıları hiç mi düşünmediniz. Madem Türkiye ile uyumdu maksadınız, o zaman tam uyum için, okullar ve devlet dairelerini de Türkiye’deki gibi saat dokuzda başlatıp, insanları gece karanlığında yollara düşürmemeyi akıl edemediniz mi..?  Keşke saatlerimizi paraya, borsaya, uçağa veya banka yerine, insanlığa göre ayarlamayı başarabilseydiniz…

 

KABUK DEĞİŞİMİ:

CTP’de Başkan’la birlikte Parti Meclisi ve özellikle de en yüksek karar organı olan MYK’da ciddi bir kabuk değişimi yaşandı. İsimler yenilendi, yaş ortalaması düştü. Güzel bir gelişme. Önemli olan, birlikte hareket edebilmeleri. Geçmişte bulaştıkları kötü hastalıkları birlikte kabul edip, yeni bir siyaset izlemeleri. Kolay gelsin…

 

CEZA MI, ÖDÜL MÜ?:

Turizmi patlatmakta kararlı bakanımız Ataoğlu, turizmi patlatamadı ama başka bombalar patlatmayı başardı. Karaoğlanoğlu’ndaki kaçak katları nedeniyel mahkemeye takılan otel için bakanımız seferber olmuş. Hani, “kaçak yapınızı kurtarmayı başaramadık ama, bunun karşılığında size denize nazır yeni araziler veriyoruz, belki üzüntünüzü biraz olsun azaltırız” der gibi…Yasalara göre yatırım yapanlara sözüm yok ama,  adam hem yasal olmayan bir inşaat yapıyor, cezalandırılması gerekirken, resmen ödüllendiriliyor…

 

SOKAKTA SES YOK:

Geçtiğimiz günkü yazımızda, “Anlaşmaya istediğiniz yerleri, istediğiniz oranları yazın, halkları mutlu etmedikçe olmaz” demiştik. Nitekim, dünyada bu gibi eşiklerde, halklar sokakları doldurur, irade ortaya koyar. Kıbrıs’ta böyle bir durum yok. Cyprus Weekly’de Charlie Charalambous da, “Gerçekte ne istiyoruz” başlıklı yazısında,  sokaklardan hiç ses gelmediğine işaret ediyor. Hiç birimizin nasıl bir Kıbrıs’ta yaşamak istediğimizden emin olmadığımızı; ‘duvarların yıkılmasını gerçekten istiyor muyuz ve bunun bedelini ödemeye hazır mıyız’sorularının yanıtlarını veremezsek, birleşik bir Kıbrıs’ın geleceğinin daha da karanlık olacağını yazıyor… İdeolojik saplantılardan kurtulup, sakince düşününce, gerçeği görüyor insan…

 

GÖZÜMÜZE Mİ, SİZE Mİ İNANALIM:

Rum Devlet Sözcüsü Nikos Hristodulidis, Mont Pelerin Zirvesinin çökmesinin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın olumsuz tutumu olduğunu söyledi. Böyle olacağı belliydi. Herzaman sorumluluğu bize yüklemeye alıştılar. Onlar zem zem suyuyla yıkanmış gibi pak, hiç suçları yok. Bereket versin canlı yayınlarla orada neler olduğunu an be an gördük, duyduk. Gözümüze mi, size mi inananlım…

 

SONUCUNA KATLANACAKSIN:

Dövizin TL karşısındaki önlenemez yükselişi karşısında hükümetin sessiz kalması, vatandaşı çıldırtıyor. Eli kolu bağlı bizler gibi, yaşananları çaresiz bir şekilde izleyen hükümete de hak vermemek elde değil. Herşeyini Türkiye’den gelen paraya bağlayıp, her türlü mekanizmanı kaybedersen, sonuçlarına da katlanacaksın…


ZİRVEDEKİLER

Dayanışma: “Acımız büyük, empati bile yapmaya korktuğumuz, dehşet içinde bir gün yaşıyoruz. Lafı uzatmaya gerek yok. Sabah aydınlığımızı elimizden alan, taş ocaklarıyla yaşamlarımızı kemiren ve bu duruma yol açan tüm siyasiler, bugün yaşanan katliamdan sorumludur…”.

 

 


DİPTEKİLER

Mağusa Kaymakamlığı ve Belediyesi: Mağusa limanının arkasındaki o güzel koruluğun neden yok edildiğini merak etmekteydik. Meğer, Belediye ile Kaymakamlık, orada ‘kötü işler dönüyor’ diye koca bir koruyu yok etmişler, ağaç katliamı yapmışlar. Hem de zamanında ilkokul çocukları tarafından dikilen ağaçlar bunlar. Demek ki, ne asayişi sağlayacak gücünüz, ne çevre bilinciniz, ne doğaya saygınız  yok sizin. Yaptığınız iş ortada. Bunlar bir de çıkar,s çevrecilikten falan bahsederler. Yuh olsun. Ha, şimdi biri çıkıp bu ikisinden hesap sorar mı? Hiç sanmam. Onlar yine göstermelik ağaç dikme törenleri yapar, sonra onları da keserler…

15203373_10154713099351870_7965661186985935743_n

15202646_10154713099326870_9206024168875209743_n

Zamanında Polatpaşa İlkokulu öğrencilerinin diktiği ağaçlardan oluşan o muhteşem koru, Kaymakamlık ve Belediye marifetiyle katledildi