
Her tatil dönüşü biraz daha özlerim
Biraz daha anlarım
Daha da sarılırım Ada’nın kokusuna
Heyecanla başlayan tatil dönüşünün buluşmasında
Huzur karşılar beni
Koynunda beslediği umutlarla
Ilık bir rüzgar eser
Usuldan,
Güneşi davet etmeden yeni güne
Saçlarıma güneşin sarısını
Ruhuma yeşilin en canlısını
Gözlerime denizin mavisini
Boyar gider sessizce…
Dalgaların sesini kulağıma fısıldar;
“Hoş geldin!” der gibi
“Ver elini!…” der gibi
Ellerimden tutup uçuracakmış gibi,
Kuşlar gibi özgürce
Saçlarımda dolanırken usulca
Denizin kokusunu çekiyorum içime. Tuzunu hissedercesine dilimde…
Hiç tükenmeyen bir sevdadır bu
Her gün daha da artan
Yıllar öncesinden,
Yürekten, dilden satırlara dökülen cümleler gibi;
Ben ada çocuğuyum, hasret kaldım sıcacık gülüşlere…
Denizi, güneşi, yeşili içime çeke çeke büyüdüm, Yasemin kokularında yıldızları seyrettim, Cemrelerin gölgesinde dinlendim…
Ada çocuğuyum ben,
Dağlarda kekik kokusunu duymalıyım, kuş seslerinde karşılamalıyım sabahı; ılık sabah rüzgarları eserken penceremden “günaydın” demeliyim sabahın en bakir anında güne…
Kahvemi yudumlamalıyım en koyu sohbetlerde… Tanıdık yüzler görmeliyim on defa da olsa aynı sokakta… Çekinmeden gülümseyebilmeliyim o yüzlere…
Gece tütenlerle geceyi paylaşmalıyım…
Yarım kalan kitabımı okuyorum… Sayfa aralarında kurumuş yasemin yaprakları… Birden gözlerim parlıyor… Çiçek kokusu geçmiş kelimelere buram buram…Varlığı cümlelerde hakim…Şenlik var satırlarda…
Kokusu sinmiş ellerime, durup durup kokluyorum… Beni götürüyor en tanıdık yerlere…
Mutluluk bu mudur?
Yüzümde çocuksu bir gülümseme; hiç bitsin istemiyorum bu an… Ilık bir rüzgar esiyor, yasemin kokusu halen burnumda.
Öyle kaptırmışım ki kendimi; Kalkıyorum ve haykırıyorum:
Bir duyun beni!
Hey! İnsanlar
Gülün! Gülümseyin!
Gerçek olan bu değil mi? Gülebilmek içten ve derinden, Gülümseyebilmek sıcacık taa yürekten…
Ama; ne olur,
Birazcık, azıcık
Bir yanı Kıbrıs olsun gülüşünüzün,
Olmaz mı?…
































