Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısKöşe YazarlarıManşet

“Yarın mezarlık mı, hastane mi, okul mu?”

Uzun zamandır kalemi elime alıp bu sayfalara yazmamıştım. Ama bugün yazmamak mümkün değil. Çünkü bugün Yeni Erenköy’de taşımalı eğitim sistemiyle ilgili büyük bir ihmalin eşiğinden dönüldü. Ne yazık ki bu olay ne ilk, ne de muhtemelen son olacak.
Bu yazıyı herhangi bir siyasi kimlikle değil; Dipkarpazlı bir yurttaş, akrabaları ve dostları zarar görmüş biri, yıllarca riskli yollarda taşımalı eğitimle okula gitmiş bir öğrenci, okul güvenliği üzerine doktora tezi yazmış bir akademisyen ve 2016 yılında öğrencisini yolda kaybetmiş bir öğretmen olarak kaleme alıyorum.

Bu sistemde, kaza kader değildir, ihmaldir!

Bugün yaşanan kaza, bir rastlantı değil. Bu, yıllardır süregelen ihmalin, denetimsizliğin ve sorumsuzluğun sonucudur. Şans eseri can kaybı yaşanmadı. Ama kaybedebilirdik. 2016’da Dağ yolunda kaybettik de. O kazadan sonra ne değişti?

Hep Aynı Koltuk, Aynı Sorular

Sayın Milli Eğitim Bakanı’na sormak istiyorum:
•Taşımalı eğitimde hizmet veren firmalar hangi kriterlere göre seçiliyor?
•Araçlar düzenli olarak denetleniyor mu?
•Her yıl ihaleye çıkılıyor mu, yoksa hep aynı kişiler mi bu işi alıyor?
•İhale süreci şeffaf mı?
•Aynı arızalı araçlar, neden defalarca yola çıkıyor?
Bu sorular yıllardır ortada. Ama cevap veren yok. Oysa biz daha 2016’daki kazanın yasını tutarken bugün bir başka kazayı ucuz atlattık.

İhmaller Zinciri Koptu Kopacak

Kazaya karışan aracın daha önce de sorun çıkardığı biliniyor. Buna rağmen, başka araç arızalanınca yine o araç devreye sokulmuş. Kurtarıcı diye gönderilen araç, az kalsın felakete neden oluyordu. Eğer bu işi yapıyorsanız, yedek ve güvenli araç bulundurmak zorundasınız.

Bugün hastanelere gidildi, ama yarın nereye gidileceği belli değil. Öğrenciler sabah o otobüslere binerken “okula mı gideceğim, hastaneye mi, yoksa mezara mı” diye düşünecek. Akranları üniversite sınavına hazırlanırken, bu çocuklar hastanede yaralarını sarıyor.

Sevgili Karpazlılar…

Yeter artık. Herkesin bildiği ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemediği bir gerçeği hatırlatmak istiyorum:
Çocuklarımızın hayatını hiçe sayan bu sistemi kabullenmek zorunda değiliz.
“Çocuğumu işe alabilirler” korkusuyla susarsak, yarın bir başka çocuğun cenazesine gideriz.

Yeter artık! Celladınızı kurtarıcı olarak görmekten vazgeçin.
Hesap sorun.
Talep edin.
Değişim, bu sessizliği bozduğumuz anda başlayacak.