Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

YARGI BAĞIMSIZ DEĞİLSE, LAİKLİĞİN LAFI OLMAZ…

Hani birileri çıkıp da “Kıbrıs Türk halkı buna müsaade etmeyecektir” dedi ya, evet, Kıbrıs Türk halkı müsaade etmeyecektir.

Yargısının hedef gösterilmesine, yargı bağımsızlığına gölge düşürülmesine karşı mücadele edecektir.

Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bir kararın talimatla değiştirilmesine karşı duracaktır, sonuna kadar.

Bağımsız yargının olmadığı yerde ne laiklik olur ne dini inanç özgürlüğü…

KKTC Anayasası esastır. Onu koruyan Anayasa Mahkemesi de özgürdür, talimat almaz, alamaz, işte bunun için mücadele edeceğiz…

Geçen gün yazmıştım, “sanki gizli bir ajanda var ve sistemin çivilerini bir bir sökecek adımlar atılıyor” diye. Ve devam etmiştim; “her gün toplum birbirine düşürülüyor”…

Son olay bu dediklerimi doğrular bir örnek oldu.

Çok uç, asla kabul edilemez bir örnek.

“Oraya özgürlükçü laiklik götürelim” diyor biri.

Yapma yahu… En özgürlükçü laiklik bu ülkede. Senin ihraç edeceğin olsa olsa dayatmacı olur ki işte buna izin vermeyeceğiz.

Çünkü biz bu değiliz…

Siz oradan burayı nasıl görüyorsunuz bilemeyiz ama bizim burada 150 yıllık bir birikimimiz, değerlerimiz var. Aramızda böyle bir fark var. Hayal ettiğiniz dönüşümü nüfus ihraç ederek yapmayı düşünebilirsiniz, ama biz de sonuna kadar direnmeyi düşünüyoruz.

İster dinsiz, ister imansız deyin. Ne derseniz deyin, bu direniş, bu sahiplenme, bu kararlılık sürecek. Kaldı ki, “Din düşmanı” diyerek yaftalanan sendika da din adamlarının kurduğu bir sendika…

“Evet efendim”ci, “seçtirilmiş”, “atanmış”ların emre amade duruşları bizi engelleyemeyecek. Çünkü Biz onları engelleyeceğiz. Şu en son olayda ne olduklarını bir kez daha ortaya koydular, deşifre oldular. İki yıldır yaşanan karanlığı üstümüzden atacak, olup bitenleri normal kabul etmeyeceğiz.

Siyasete bulaşan, siyasi bir partiden aday olup, imamları propaganda filmlerinde kullanan birinin keyfe keder seçtiği adamlara din eğitimi verdirmesine, bu ülkenin laiklik anlayışı da yasaları da izin vermez.

Türkiye’den gelen itirazlarda, ne olup bittiğini anlama zahmetine bile girilmediği anlaşılıyor. Öyle bir ezber ki bu; “Kıbrıslı ne yaparsa kötü yapar”… Asıl içimizi acıtan bu.

Sanki Türkiye halkı, Kıbrıs Türküne karşı kışkırtılıyor. Troller, anında durumdan vazife çıkartıp, gereğini yapıyor. Sanki Kıbrıs Türkü sesini çıkaramaz hale gelsin, sinsin isteniyor, böyle bir görüntü var.

Gün mücadele günüdür. Önce bağımsız yargıya, sonra da tüm değerlerimize ve geleceğimize yönelik adımlara karşı durma günüdür.

Her bir Kıbrıs Türkü ve kendini bu ülkenin insanı sayan herkes, bu mücadelenin bir yerinden tutmalıdır.

Bizim derdimiz varlığımızı korumak, kendi değerlerimizle yaşamak, başkasıyla işimiz yok.

Bunun için de yapılması gereken, önce ekonomik ve siyasi iradede bağımsızlık….

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

SAYENİZDE HİÇBİRİ KALMADI:

“Devletin varlığını ve BAĞIMSIZLIĞINI, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız EGEMENLİĞİNİ koruyacağıma; HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE, demokratik, LAİK ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve ANAYASAYA bağlılıktan ayrılmayacağıma; NAMUSUM ve ŞEREFİM üzerine ant içerim”… sayenizde ne bağımsızlık, ne egemenlik, ne namus, ne de şeref kaldı…

 

SİZE SAYGI DUYMUYORUM:

Hala daha o koltuklarda hangi sıfatla oturduğunuzu bilmiyorum. Bu kadar mı kendinizden geçtiniz. O makamlar için değer mi bu toplumun mücadelesini, yaşam tarzını bir çırpıda kenara atmak. Bundan sonra Kıbrıs Türkü önünde hiçbir sıfatınız yoktur, deşifre oldunuz. Size saygı duymuyorum, çünkü bunu hak etmiyorsunuz… Size güvenmiyorum, çünkü bizi nerelere sürüklemek istediğiniz konusunda ciddi kuşkularım var.

 

KRİTİK KONU, SEÇİM TARİHİ:

Şu anda bir var oluş mücadelesinden söz ediyorsak, en öncelikli adım, seçimlerin bir an önce yapılmasını sağlamaktır. Ülkeye daha fazla zarar verilmesini önlemenin birinci adımı olarak. O nedenle, bugün Meclis’e sunulacak seçim tarihleri önemlidir. Muhalefet, koltuğa yapışıp kalkmamakta direnenler, halka verdikleri sözden cayanlar karşısında sonuna kadar direnmek zorundadır…

 

“CENEVREYE ELİMİZ GÜÇLÜ GİDİYORUZ”:

Çok değil bundan 8-9 ay önce cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi “Maraş açılımı” yapılarak Tatar’a avantaj sağlanmak istenmişti. Şimdi de Cenevre öncesi “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisi ve ardından Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla laiklik ve egemenlik üzerinden bir tartışma başlatılıyor. Ve Ersin Tatar Cenevre arifesinde tüm bu yaşananları değerlendirirken, egemen eşit iki devletin iş birliğine dayanan yeni vizyonla “Cenevre’ye elimiz güçlü gidiyoruz” diyor. Böyle saçma bir durum var.

 

SEVİYEYE BAKIN:

UBP Milletvekili Yasemin Öztürk… Milletvekili… Bir sendika başkanının covid pozitif çıkması hakkında “Allahın taktiri” diyebiliyor. Temaslı olduğu halde Meclis’e girmeye kalktığı için eleştirildiği halde bunu da bir güzel çarpıtarak. Siyasetteki seviyenin buralara düştüğünü görmek korkunç bir şekilde umut kırıcı…

 

PEKİ NE YAPIYORSUNUZ?:

Maliye Bakanı sürekli olarak yeni bir kapanmayı kaldıramayız demekte. Öyledir, doğrudur da bunu söyleyenin kapanmamak için bir şeyler yapıyor olması gerekir değil mi? Var mı böyle bir çaba? Eğer bir kapanma daha olursa, kapatılacak sektörler, bunun bizzat hükümetin beceriksizliğinin sonucu olduğunu bilerek hareket etmeliler. Kimse kimseyi kandırmasın…