YARDIM KARŞILIĞI DAYATMA

12 Eylül 2018 Çarşamba | 10:55
basaran duzgun banner

Otobüsçüler bildiri yayınladılar ve yaşanan krizle ilgili “eylem planlarını” açıklamak üzere bugün basın toplantısı düzenleyeceklerini duyurdular.

Kamu-Sen “hayvancıya verdiniz, memura yok mu” mealinde bir bildiri ile hükümeti eleştirdi ve önümüzdeki aydan itibaren memur maaşlarına yüzde 30-40 arası artış yapılmasını talep etti.

Daha sırada bekleyen birçok kesim veya sektör vardır.

Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın “tsunami gelecek” dediği bu olsa gerek.

Tüm bu taleplerin nasıl gerçekleşeceği henüz belli değildir.

Yani kamu maliyesine ek olarak ne kadar yük getireceği hesaplanmamıştır.

Fakat açık olan bir şey vardır ki; önce “gürültülü” eylem yapıp sonra da pazarlık masasına oturma yöntemi işe yarıyor.

Tıpkı hayvancıların yaptığı gibi.

Hükümet önce “ırın-kırın” ediyor, “o kadar paramız yoktur” falan diyor ama sonra pazarlık masasında vereceğini veriyor.

Sırada bekleyenlerin de aynı yolu izleyecekleri artık aşikardır.

Otobüslerin, Lefkoşa sokaklarında trafiği tıkamalarına hazır olun.

Memur sendikalarının ülkeyi felç edecek grev ve eylemlerine de.

Hükümet “bir yerden” bulup, krizle birlikte ortaya çıkan ek maliyeti karşılayacaktır herhalde.

Bu noktadan sonra başka şansı yoktur.

O “bir yer” de bellidir.

Krizin kaynağı aynı zamanda paranın da kaynağıdır.

Serdar Denktaş “taahhüt edilen verilse, sorunlarımız önemli ölçüde çözülür” diyor.

Öyleyse iş, “taahhüt edileni” almaya kaldı.

***

Başbakan Erhürman ile Başbakan Yardımcısı Özersay Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüler.

Neler konuştuklarını veya ne kararlar aldıklarını bilmiyoruz.

Türkiye’nin KKTC’ye yardım etmeye devam edeceği şeklinde aslında malumun ilanı olan açıklamalar yapıldı.

Ötesi yok.

Türkiye’nin KKTC’ye yardım yapmama gibi bir pozisyonu asla olmadı.

Fakat yapacağı yardımı koşullara dayadığı çok oldu.

Koşulların en bariz örneği paketlerdir.

Bizdeki paket lobisinin gevrete gevrete “iki ülke arasında imzalanan anlaşmadır ve mutlaka uyulmalıdır” dedikleri aslında para karşılığı yapılan dayatmadır.

Limanları özelleştir parayı kap.

Elektriği özelleştir parayı kap.

Ve dahası bir sürü benzer dayatmalar.

Başbakan ve Başbakan Yardımcısı böyle bir dayatmaya maruz kaldılar mı?

Bilmiyoruz.

Başbakan “ben Türkiye ile olan ilişkileri kamuoyu önünde konuşmam” diyor ve bu tartışmalardan kaçıyor.

Kendince haklı olabilir.

Fakat kamuoyunun da Türkiye ile olan ilişkilerin ve krizle birlikte, Türkiye’nin yapacağı yardımın nasıl olacağını bilme hakkı vardır.

Geçmişte olduğu gibi “nereden bulursanız bulunuz ama bize paramızı veriniz” diyen bir toplum yoktur artık.

Dayatmalar konusunda hassaslaşan bir toplum vardır.

Ve ne olacağını bilmek istiyor…