Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yaptığınızı çocuk yapmaz…

Bugün kimi oturtursan oturt o koltuklara, eline de bütçeyi ver, “idare et” de… Adam bakar gelirle giderin durumuna, giderler gelirleri geçmişse, zam yapar, bu kadar basit.

Maksat nedir, sadece durumu idare etmek…
Sosyal devletmiş, halkın alım gücüymüş, piyasaymış, ekonomiymiş umuru olmaz.
Devlet idare etmek böyle bir şey değil.
Olmamalı…
Ama maalesef bizde böyle.
Devleti yönetmeye gelenin, ya da yönetiyorum iddiasında olanın planı, programı olmalı. Ülkeyi aldığı günden daha iyiye nasıl götüreceğinin hesabını yapmalı.
Dövize bağımlıysan, dış kaynağa bağımlıysan, elinde tedbir amaçlı enstrümanların olmalı. Tasarruf mu yaparsın, fiyat istikrar fonunu mu güçlendirirsin, sübvanse yapacak başka fonlar mı oluşturursun. Yaparsın bir şeyler. Millet enflasyondan elindeki paranın yarısını kaybetmiş. O kayıplar günden güne borç olarak, faiz olarak katlanmış, hayat da durmamış bir o kadar da o pahalılanmış. İş yapan yok, yatırım yapan yok, en sonunda tüketim yapan da azalmış.
Eee, sen gelir gider dengesi kuracaksın diye, zaten kamburu ikiye katlanmış insanların sırtına bin…
İşte haber, elektrik ve akaryakıta zam geliyor…
Akaryakıt otomatiğe bağlandı zaten. Nerede fiyat istikrar fonu? Her türlü ithalattan alınan o vergilerin toplandığı o fon böyle günler için değil miydi?.. Ya elektrik, o daha büyük facia. Adamlar parti içi hesaplar yapacak diye, birbirleriyle kavga edecek diye, batmış kuruma hala adam doldurmaktalar. Borcun gırtlağa çıktığı bir zamanda, gerekliliği tartışmalı olan ihaleler, dış alımlar. Toplam 280 milyon lira borç. Her ay çarkı döndürmek için 30 milyon daha borçlanıyor. Tasarruf yapayım diyeceğine, yükü arttırmaktan çekinmiyor. Arada sanki ortalık güllük gülistanlıkmış, mucizeler yaratılmış gibi beyanatlar, arkasından yine zam…
Ha bugün gittin, aldığın adamların sayesinde Parti Meclisi üyeliği mi, parti başkanlığı mı, her neyse iddianı kazandın. Ya sonra?..
Kendine liberal diyenler bunu yaptığında, biraz anlar insan. Korudukları bir sermaye kesimi vardır da, onun çıkarına halkın sırtına yüklenirler. Ya “Ben sosyalistim, ilkelerim var, ideolojim var, halk, emek, ekmek” diyenler bunu yaparken neye dayandırır?..
Yok kardeşim. Ne ideolojiniz kaldı, ne inandırıcılığınız… Baştan dedim ya, kimi oturtursan oturt o koltuğa diye. Durum aynen öyle. Hiç bana falan parti, filan parti tartışması yapmasın kimse. Al birini vur ötekine…
Dün bir gazete haberi daha vardı, “Asrın projesi de iflas edebilir” diye. Bu kafayla biz onu da becerirsek hiç şaşmam. Böyle büyük işleri bırakın, 300 bin nüfuslu bir ülkeyi bile yönetmekten aciz durumdayız. Ne adalet var, ne refah, ne kalkınma. Adı bile yok. Yatıp kalkıp dua etsinler ki, tanınmamış bir ülkeyiz. İşte Güney Kıbrıs. Troyka kendilerine 522 milyon Euro’luk yeni bir tasarruf paketi öngörmüş. Yerine getirmezlerse, kredi alamayacaklar. Biz ise, Türkiye’ye sırtımızı dayamış, korsanlığın dayanılmaz hafifliğini yaşamaktayız. “Plan, yapın, program yapın, tasarruf yapın” diyen olursa, çıkarız meydana, hem suçlu, hem güçlü, bir de “Ne seni ne paranı” çekeriz, sonra koltuklara kurulur, hovardalığa devam ederiz…
Bakın Başbakan’a, dün 32 milyonluk mis gibi kaynağı alırken, “Hibelerin devamı, ülke ekonomisi için çok önemli” demiş. İşte kastettiğim bu… “Benim sektörlerimi sen ayakta tut, ben idare eder görüneyim… Alayım, atayım, ne istersem yapayım”…
Biliniz ki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bundan sonra yapılacak tüm seçimlerin belirleyicisi, halkın ekonomiyle ilgili yaşadığı tecrübeler olacak. Kısaca, cebiyle ilgili olacak.
Öyle bileğimi kessen filan partinin rengi akar martavalları geride kaldı.
Kimse suçu başkasının üstüne atmasın. Hükümeti oluşturan iki partinin tüm vekilleri bu suça ortaktır. Millet can derdinde. Kim vatandaşın cebine elini sokmuşsa, vatandaş da onu sandıkta yakacak.
Aynen İrsen Küçük’e yaptığı gibi…
Asılmışların evinde, ipin lafı olmaz…

YERİN KULAĞI VAR

YA TAMAM YA DEVAM:
Pazar gün yapılacak olan kurultay CTP için şanstır. Bu kafa ile devam edilecekse, 5-6 vekilli dönemlere dönecek. Kurultay değişim ve gelişim için fırsattır. CTP ya bunu kullanacak, ya da halkın umudu olmaktan çıkmaya devam edecek. Bekleyip göreceğiz…

İSİM DEĞİL NİYET ÖNEMLİ:
“UBP ile asla olmaz” diyor ya CTP’liler. Sorarım o zaman, DP ile nasıl oluyor? Tabanı UBP’den devşirme, ideolojik duruşu ise pek farklı değil. Zamanında UBP ile olmaz diyenler, şimdi UBP’den dönme vekillerle hükümet etmekteler. Önemli olan kiminle kurduğunuz değil, sorunları çözmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Öyle ise kimle koalisyon kurduğunuzun önemi yoktur…

ZORLUYORLAR:
Şeker Sigorta’da yaşananları her gün gazetelerde okuyoruz. Gün geçmiyor ki yeni bir rezalete imza atmasınlar. Kamuoyu tepki koydukça sineceklerine, daha beterini yapıyorlar. Kimseyi taktıkları yok. “biz yaparız olur” modundalar. Ancak bilsinler ki bu zorlamayla gidecekleri köyün minareleri belli oldu…

ASGARİ ÜCRET NE OLDU:
Gün geçmiyor ki, şu veya bu nedenle yeni bir zam haberi duymayalım. Dövizdeki artış nedeniyle zaten birçok ürüne gelen zamlardan sonra, şimdi de elektrik ve akaryakıt zammı kapıya dayanmış. Ama diğer taraftan asgari ücretlinin maaşında kıpırdama yok, öyle bir niyet de yok. Hiç olmazsa dövizden dolayı kaybedileni verseniz de, bu insanlar da yaşamaya devam etsinler…

SAYIN GÜRPINAR, SORUYORUM:
İş cinayetleri konusunda, sorumluların cezalandırılması için iyi bir kamuoyu oluştu. Basın da, sendikalar da konunun üstüne gittiler. Öyle ya, hesabı sorulmazsa, kimse kendiliğinden maliyeti arttıracak yatırım yapmaz. İşçinin canının ne önemi var ki… Şimdi soruşturmanın sürdüğünü söyleyen Bakan Gürpınar’a soruyorum, lütfen açıklasın; son 5 yılda meydana gelen 25 ölümlü kaza için kaç kişiye, ne ceza verildi. “Geçmiş beni ilgilendirmez” diyorsa, son bir yılda yaşanan 6 olayın faillerinin durumunu bildirsin. Gerçekten merak etmekteyim. Eğer yasal boşluklar varsa, onların da düzenlenmesi gerekmez mi?..

BİZİM DE HAKKIMIZ DEĞİL Mİ:
Limasol yeni marinasını göreniniz var mı bilmem. Tümüyle özel sektör tarafından yapıldı. Mükemmel bir ortam yaratıldı. Hem ticari açıdan, hem sosyal açıdan, hem de görsel açıdan. Rum Meclisi, şimdi eski limandaki tüm ticari işletmelerin de özelleştirilmesi için ihaleye çıkılmasını kabul edilmiş. Aklın yolu bir. Resmen artı bir değer kazandırılıyor. Bizim derdimizse, çinko damlı, yüz yıllık ambarlar kalsın, kent denizle bütünleşmesin, ama “Bizim, biz yönetiyoruz” diyelim. Olmaz olsun öyle yönetim…

 

ZİRVEDEKİLER
Mustafa Akıncı: Dün Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, eski Cumhurbaşkanları Mehmet Ali Talat ve Derviş Eroğlu’nu yemekte ağırlamış. Uzlaşı adına, ortak akıl adına, vatandaşa güven veren, ne güzel bir fotoğraftı. Sayın Akıncı’nın devlette devamlılık konusundaki tutumu da dikkate değer, kutlarız…

DİPTEKİLER 
Ahmet Kaşif: Bakanlıktan alınınca, hoop geri geldiği yere döndü ya, daha düne kadar birlikte mücadele ettiğini söylediği, görüşlerini paylaştığı dostu, yol arkadaşı Hasan Taçoy’u eleştiriyor ve “Özelleştirdim demekle olmaz” diyor. Bunu biz de söylüyoruz. Özelleştirme yapılacaksa, geçmişten gelen kötü tecrübesi olanlar yapmasın diyoruz. Ama Kaşif söyleyince olmuyor. Ülke meseleleri bu kadar ayağa düşürülmemeli. Sanki kendisi hala bakan olsaydı, okey demeyecek miydi? Bugüne kadar hangi kararı reddetmiş ki…