Buralarda bazıları cinler ve perilerle uğraşırken acaba yeni nesle de neleri ıskalattırdıklarının farkında mıdırlar? Sistemsiz eğitimin, ortaçağın eski anlayışına mahkum edilmesinden elde ettikleri rantlar uğruna, yeni nesli ve toplumu 21. yüzyılın dinamiklerinden uzaklaştırıyorlar. Yeni nesil bunları haketmiyor.
Küçücük adanın Kuzey’ine sıkıştırılmış Kıbrıslı Türkler, burada oluşturulan ‘rant’ düzenini lehine çevirebilirlerdi aslında. Üniversiteler ‘ticarethane’ ve ‘dersçilik’’ten kurtarılıp, araştırmaya da motive edilseydi, 21. yüzyılın yeni nesil için sunacağı imkanlar ve meydan okuyucu koşulları belirlenebilirdi. Belirleme sonucunda da eğitim sistemi 21. yüzyılın niteliklerine göre okulöncesinden başlayarak, üniversiteye kadar yeniden kurgulanabilirdi. Böylece de 21. yüzyıl nitelikleriyle donatılmış, dünyalı insanlar yetiştirilebilirdi.
Ama buraların cinler ve perilere odaklanmış, eskiye saplanıp kalmış ve yeni gibi insanların önüne konan eski anlayış ürünü öğretim programlarıyla, yeni nesil de heba edilmek üzere. Barışçıl, insan, çocuk, ve hayvan haklarına saygılı, teknolojik ve endüstriyel yaşamın gerektireceği niteliklerden yoksun, bir nesil daha yetiştirilmeye odaklanıldığı ortadadır.
Bizlere bunları düşündüren Financial Times yazarı Vishal Sikka’nın, ‘Yapay Zeka Çağı’nda Yaşam Boyu Öğrenme Çok Önemli Olacaktır’ adlı makalesidir*. Yazar makalede, yeni endüstriyel devrimden en iyi sonucu elde etmek için, eğitimde değişiklikler yapılması gerektiğini belirtmektedir. Yapay Zeka ve otomasyon teknolojisi, çalışma ve günlük yaşantımızı halihazırda etkiliyor. Yapay Zeka sanal asistanlar, süpermarket kasaları, şoförsüz arabalar ve kredi kartı dolandırıcılıkları gibi günlük obje ve süreçlerde yaşantımıza girmiş durumda*.
Yazar makalede, Avustralya’daki Queensland Universitesi mezunlarıyla buluşmasında, öğrencilerin geleceğe yönelik endişelerinin olduğunu belirtti. Öğrencilerden elde ettiği üç endişe: 1- Yapay Zeka (ve endüstriyel ve iş süreçlerinin otomasyon sonuçları) hepimizi etkileyecek ve burada kalacak (hiçbir yere gitmeyecek); 2- Bu durum emekleme aşamasındadır ve değişimi aşmak için muazzam bir fırsat vardır; 3- Yapay Zeka geliştikçe bu değişim tekrar tekrar ortaya çıkacaktır. Öğrencilere göre onların dünyasındaki en belirgin strateji, herkesin yaşam boyu öğrenenler olmaları koşuldur.
Halihazırda birçok işdünyası lideri, Yapay Zeka’yı geleceğe entegre etmeyi düşünüyor. Infoys şirketi tarafından yapılan anket sonuçlarına göre, 1600 küresel şirketin liderlerinin %71’ine göre Yapay Zeka’nın adaptasyonunun işdünyası ve toplumda kaçınılmaz olduğu; dörtte üçünden fazlası Yapay Zeka’nın adaptasyonunu pozitif buldukları ve daha geniş ekonomik değişim sağlayacağı görüşünde oldukları; dörtte biri ise en az bir Yapay Zeka teknolojisini tam olarak kullanmış durumda olduklarını belirttiler*.
Yazara göre Yapay Zeka çalışma yaşantımızı, mesleklerimizi ve hem çalışma yaşatımızda hem de boş saatlerimizde katılacağımız etkinliklerimizi etkileyecek. İnsanlara bugün kabul edilemez olan, ancak trilyonlarca dolarlık yeni değer yaratma potansiyeline sahip yeni türde deneyim ve işler yaratma fırsatları sunacak.
Yapay Zeka’nın endüstrideki bu rolü artık eğitim sistemlerinde de değşikliklere gidilmesinin yeni gerekçesidir. Yazar da eğitimin yeniden düşünülmesinin ve yaşam boyu devam edecek bir süreç olarak, yeniden şekillendirilmesinin zamanının geldiği görüşünde.
Yazar da bizim buraların ‘SİSTEMSİZ EĞİTİM’inin mahkum olduğu ezber sisteminden eğitimin artık uzaklaşması gerektiğini vurgular. Eğitimin ödüllendirici ezberlemeden uzaklaşıp, merak ve yaşantıyı ödüllendirmeye odaklanması gerektiğini belirtir. Merak ve yaşantı, insanoğlunun şu anda bilmediği şeyleri keşfetmesinin de temel yapı taşlarıdır. Öğretim programlarının, yaratıcı problem bulma ve çözme, yaparak öğrenme ile dijital okur-yazarlığın temeli olarak, zorunlu bilgisayar bilimini içerecek şekilde, yeniden modernize edilmesi gerektiğini vurgular. Kuruluşların ayrıca, becerilerin geliştirilmesini artırmak için çalışanlara, yaşam boyu öğrenme kaynakları yaratması gerekir. Gerçekten de, yıllık gelirinin bir kısmını yeniden çalışan personele adamak zorundadırlar*.
Peki buraların SİTEMSİZ EĞİTİM’i neleri öngörmekte? Yeni nesil için 21. yüzıyılın dinamiklerini karşılayacak hangi yetenekleri onlara kazandırmak için önlem almakta? Kendini yeniden nasıl kurgulayacak? Öğretim programlarını ‘yapılandırmacı’ anlayıştan uzaklaştırarak, öğretim programlarında din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine, pozitif bilimlerden daha fazla ders saati vererek, ansiklopedik bilgi aktarımı temelli ders kitapları ve programları hayata geçirerek, yerel kültürden öğretim programlarını soyutlayarak 21. yüzyıl insanı asla yetiştirilemez. Yapay Zeka’yı algılamaya ise bir yüzyıl daha var. Yazık hem de çok yazık.
*https://www.ft.com/content/5bf845fe-b7c2-11e6-961e-a1acd97f622d
































