Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, sürpriz bir hamle yaparak Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e “stratejik paket” anlaşması imzalama teklifinde bulundu.
“Stratejik paketin” içeriğini de “Guterres çerçevesi” olarak belirledi.
Akıncı teklifinde şunları söyledi;
“Rum tarafının, Guterres Çerçevesi’ni taraflara sunulduğu şekli ile kabul etmesi durumunda, bunu stratejik bir paket anlaşması olarak ilan edelim. Geri kalan boşlukların tamamlanması için o zaman müzakerelerin de bir anlamı olur”
Öncelikle bir konuya açıklık getirmek gerekir.
Ortada “Guterres belgesi” diye bir belge yoktur.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in İsviçre’de görüşmelerin çıkmaza girdiği anda tarafları toplayıp yaptığı bir konuşma vardır.
Genel Sekreter Guterres bu toplantıda tarafların durumunu ortaya koymaya çalıştı.
Kimin hangi pozisyonda olduğunu anlattı.
Yani bir resmi belge ya da belge olmayan belge veya bir fikirler kağıdı gibi daha önce Kıbrıs sorununda tanık olduğumuz durum yaratmadı.
Sadece konuştu.
Taraflar da Genel Sekreter’in konuşmasını kaydetti.
Dolayısı ile ortada bir Guterres belgesi varmış gibi davranmak son derece hatalıdır.
Guterres’in konuşması bir çerçeve midir?
İşin enteresan tarafı bu da tartışmalıdır.
Çünkü taraflar Guterres’in yaptığı konuşmayı farklı şekilde yorumlamaktadırlar.
Yani, Türk tarafının elinde farklı bir konuşma kaydı, Rum tarafının elinde de farklı bir konuşma kaydı vardır.
Bu da gösteriyor ki taraflar konuşmayı kendi bakış açılarına göre kaydettiler.
Bu farklılık önümüzdeki günlerde ciddi tartışmalara yol açacaktır.
“Guterre çerçevesi” tamam da hangisi?
Rum tarafının iddia ettiği mi, Türk tarafının ortaya koyduğu mu?
Şimdi nur topu gibi yeni bir çekişme konumuz ortaya çıkacak.
Kıyasıya tartışacağımız ve belki de bir sonuca ulaşamayacağımız…
***
Cumhurbaşkanı Akıncı Guterres çerçevesi açılımını göreve gelişinin üçüncü yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada ortaya koydu.
Bu vesile ile başka şeyler de söyledi.
Ne dedi;
“Konfederasyon veya iki devletli çözüm önerisiyle resmen ortaya çıktığımız anda, BM parametrelerini reddeden taraf olarak tanımlanacak ve uzun sürecek yeni bir çıkmaza gireceğiz. Böylesi bir çıkmaz geçen defa Rumların AB’ye tek başlarına girmelerinin yolunu açtı. Uzun süreli yeni bir çıkmaz, doğal gaza tek başlarına sahip çıkmaları sonucunu doğurabilir…”
Bence Akıncı’nın yaptığı en önemli tespit budur.
Belki de “Guterres çerçevesi” açılımından bile daha önemli.
Çünkü son yaşanan başarısızlık ve ardından gelen karamsar hava Akıncı’yı “biz çözümü sağlayamadık, inşallah gelecek nesiller başarır” gibi son derece yanlış bir noktaya sürüklemişti.
Bu yanlış noktanın ürünü, “federasyonu ter Konfederasyon önerisiyle resmen ortaya çıktığımız anda, BM parametrelerini reddeden taraf olarak tanımlanacak ve uzun sürecek yeni bir çıkmaza gireceğiz. Böylesi bir çıkmaz geçen defa Rumların AB’ye tek başlarına girmelerinin yolunu açtı. Uzun süreli yeni bir çıkmaz, doğal gaza tek başlarına sahip çıkmaları sonucunu doğurabilir
Edelim, iki devletli çözüme geçelim” seslerinin yükselmesine neden oldu.
Yani, felaketin ilk adımına.
İki bölgeli, iki toplumlu federasyon 1970 yılından beridir Türk tarafının resmi tezi ve hedefidir.
Bu hedeften şaşmak felaket olur.
































