Aylardan Nisan.
1 Mayıs günündeyiz.
Gazetemiz Havadis 1 Mayıs nedeniyle çalışanlarını bir araya toplayıp kutlama yaptı.
Biz de oradaydık, dostların arasında…
…
Konular allanıp budaklandı.
Sadrazam Kamil Paşa’dan da konuşuldu, Kıbrıslı Türklerin dini alışkanlıklarından da…
…
Kıbrıslı Türkler Osmanlı’ya iki sadrazam vermişlerdi.
Biri Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa,
Diğeri Kıbrıslı Kamil Paşa.
Mehmet Emin Paşa Bafl’ıydı.
Kamil Paşa Lefkoşalı.
Biri 3 dönem diğeri dört, kimi kaynaklara göre beş dönem Sadrazamlık yapmıştı…
…
Bunlar çok yazıldı da,
Diyeceğim, bu iki sadrazamın adları “Kıbrıslı” oluşları ile bütünleşmişti.
Kıbrıslı denmezse hangi paşa olduğu anlaşılmazdı…
…
Kıbrıslı kimliği coğrafi bir kimlik olmakla birlikte,
Osmanlı döneminde sadrazamlık yapanlar bile bu kimliklerine önem vermişlerdi anlaşılan…
…
Bir arkadaşımız Kamil Paşa öldüğünde Lefkoşalıların sıradan bir insan ölmüş gibi cenaze törenine kayıtsız kaldıklarını,
Neden sonra İngiliz Valisinin mezarını yaptığını hatırlatmıştı ki böyleydi.
Kamil Paşa’ya ilgi gösterilmemesinin nedeni Osmanlıya karşı giderek başlayan kalkışmaların bir sonucu muydu?
İşin içinde Jon Türkçülük falan var mıydı?
Kimi arkadaşlar var olduğunu söylüyordu…
…
Bilindiği gibi Sait Molla da adaya sürgün edildiğinde,
Arka kapıdan İngiliz’e çalışan bu Molla’ya da yüz verilmemişti.
Bu durum tuhaf görülse de böyleydi.
Tuhaf yanı, Kıbrıslı Türkler İngiliz İdaresi altındaydılar,
İngiliz’e çalışan birine gülecek halleri var mıydı denebilir pek ala!
Üstelik Osmanlı adayı kiraladığında yurtlarını terk etmemişlerdi,
Kurtuluş Savaşı dönemlerinde Osmanlıya karşı Mustafa Kemal desteklenecekti ama Lozan anlaşmasından sonra ada resmen İngilizlere kalmasına rağmen Kıbrıslılar yurtlarını yine terk etmeyeceklerdi.
Bu İngiliz sevdalısı olmak demek değildi.
“Kıbrıslı” olmak meselesi, bir coğrafyada doğup büyüyüp ekmeğini, hayatını o toprakta düzenleyip yaşmak meselesiydi.
Tuhaf gibi görülse de, İngiliz idaresi altında yaşamalarına rağmen İngiliz’e çalışanlar hoş karşılanmıyordu neticede…
…
Bu hoş görü şimdilerde daha çok vardır!
Dünya globalleşti ya,
Hani bir “köy” oldu falan deniliyor,
İşte,
Yadırgadığımız için belirtmiyoruz,
Kime istersen çalış.
Avrupa Birliği’ne, ABD’ye, hatta eski yöneticimiz İngiliz’e, kime istersen.
Hepsinin mesleki bir adı var zaten.
Daha önceleri pek bilinmeyen meslekler.
Stratejik araştırmalar uzmanı gibi!
…
Kamil Paşa’nın hangi Kamil Paşa olduğunu anlamak için “Kıbrıslı” olduğu vurgulanıyordu.
Şimdi kim böyle ihtiyacı hisseder?
…
Belki başka nedeni vardı bunun.
Bir zamanlar insanlar ait oldukları şehirlerin adları ile çağrılırlardı.
Truvalı Helen gibi.
Sadece Helen demek yetersizdi.
Aslında aslen Ispartalıydı bu güzel kadın…
…
Söz Truvalı Helen’den açılmışken,
Helen ile Paris’in aşkı bütün kimliklerin üstünde doğrusu!
Bundan başka hangi aşk dünya savaşı çıkarmıştı ki.
Araya aşk girince ülkeler devrilir!
































