Yaz geldi mi, yangınlar gündemden düşmez. Hangi ülkede olursa olsun bu felaketlerle yüzleşmek kaçınılmazdır.
Özellikle geri kalmış ülkelerde yangınlar, insanların başka amaçlara varması için araçtır.
Ormanı yakarak, tarım alanları ve inşaat alanları açmak bu gibi ülkelerde sık sık kullanılan bir yoldur.
Türkiye’de ve Kıbrıs’ın Güneyinde son iki gündür çıkartılan yangınlar hem CAN hem de MAL kaybına yol açmıştır.
Bu CAN KAYIPLARINA TAKILMAK, esas sorundan uzaklaşmaya hizmet etmekten başka bir şeye yaramaz.
Türkiye gibi bir ülkenin, silah sanayindeki atılımlarla öğünmeyi esas alması bugün hayli komik kalmaktadır.
Çıkan yangını kısa bir zamanda çözemeyen bir ülke, yangını söndürmeye çalışan insanları yangın felaketinden koruyamayan bir ülke silah sanayindeki gelişmişliği esas alarak, halkın gözünü boyamaktan başka bir şey yapamamaktadır.
Aynı şekilde, Güney Kıbrıs’ta çıkan yangında 15 köyü boşaltmak zorunda kalan zihniyet de sınıfta kalmıştır.
Güney Kıbrıs, Kıbrıs Türklerini eşit vatandaşları olarak görmemekte ve kendisini dev aynasında görmektedir.
Güney Kıbrıs da çıkan yangını söndürememek ve 15 köyü mecburi olarak boşaltmak zorunda kalmasının ayıbını uzun yıllar taşıyacaktır.
Dünyadaki iklim değişikliğinin etkilerini her alanda görmekteyiz. Sebze ve meyve üretimi tüm dünyada azalmakta ve insanların beslenmesinde önemli sağlık problemlerinin yaşanacağı bir sürece adım adım gitmekteyiz.
Türkiye ve Kıbrıs’ta, TL nin devamlı değer kaybetmesi, evlerde , ORMAN YANGINLARININ yarattığı tahribattan daha büyük yıkımlara yol açmaktadır.
Gerçekte insanlık kendi basit hırslarının veya milliyetçilik duygularının esiri olmamalı ve tüm dünyaya sahiplenecek bir bakış açısına yönelmelidir.
Kıbrıs’ta Güney’de çıkan bir yangın, Kuzey Kıbrıs’ta da
önemli zorluklara davetiye çıkartmaktadır.
Ormanlar sadece Rumların oksijen ihtiyacına değil, Türklerin ve adada yaşayan herkesin OKSİJEN ihtiyacına cevap vermektedir.
Güney Kıbrıs’taki yangına müdahale etmede TÜRK HALKI da katkıda bulunmalıdır. Rumların çeşitli gerekçelerle buna karşı çıkmaları DOĞRU bir tavır değildir.
Yangın uzun yıllar etkisini sürdürecek bir felakettir. Bu yangın ister Güney Kıbrıs’ta, ister Kuzey Kıbrıs’ta olsun, yıkıcı etkilerini her iki topluma da dayatmaktadır.
Her iki toplumun ORTAK YAŞAMDAN UZAKLAŞMALARI, SADECE KENDİ İÇLERİNE KAPANMALARI, FELAKETLERE KARŞI ortak müdahale şansını da iyice azaltmaktadır.
Kıbrıslıların ana görevleri, Tehlikeli bir yangın potansiyeli taşıyan BÖLÜNMÜŞ KIBRISTA çözüm yönünde cesur adımlar atmasıdır.
Kıbrıslılar, ister Kuzey’de olsun, isterse Güney’de olsun, yangın gibi felaketlerde güçlerini birleştirip, felaketlere karşı ortak bir çalışma yapmalıdırlar.
Birbirimizi yenip, yok etmeye çalışma siyaseti, her iki topluma felaket getirecek bir yoldur. Bu yol hemen terk edilmeli ve çözüm yönünde her iki taraf elini taşın altına koymaya çalışmalıdır.
































