[dropcap style=”circle” bgcolor=”#0065ad”]R[/dropcap]um tarafı Pazar gün genel seçime gidiyor. Eğer oradaki adaylar bizim adaylar gibi yerine getiremeyecekleri vaatlerde bulunmuyor, seçildikten sonra söylediklerinin tersini yapmıyor, işin kısası seçmenle alay etmiyorlarsa; demek ki hem ciddidirler hem seçmene saygılıdırlar:
Dolayısıyle seçimler boyunca Kıbrıs siyasi sorunuyla ilgili ne söyleyip vaat etmişlerse, seçimler sonrasında da sözlerinin arkalarında duracaklar! Tabi hangi partinin sandıktan birinci ve ikinci çıkacağı biliniyor. Sağda Disi Solda Akel. Hatırlatalım: “Onlar için Kıbrıs siyasi sorunu sağ ve sol görüşlerde ayrılmaz, geçmişte de hiç ayrılmadıydı! Kendi içlerindeki hırgürlerine karşın Kıbrıs sorunu “ulusal davalarıdır!” Böyle olunca hemen tüm Rum halkının Kıbrıs sorununda ortak görüşü, ortak tavrı, ortak yol haritası vardır. Hadi gelin sayfayı çevirip “Ulusal Konsey ve Kiliseleri” ile saptanmış, ortak paydalarda buluşan Kıbrıs siyasi sorunundaki ortak beklentilerine bakalım:
İŞTE RUM HALKININ SİYASİ HEDEFİ. Buna çözüme ilişkin beklenti ve önerileri de diyebiliriz.
Bir: Evvel emirde Türk işgalinin sona erdirilmesi. Askerin adadan çekilmesi, garantörlük hakkının lağvedilmesi!İki: Çözüm aşamasında Kuzey’deki TC kökenli yurttaşların büyük oranda geri gönderilmeleri! Üç: Yapılan geniş çaplı anketlerden de anlaşılıyor ki çözümden sonra Güney’e göç eden Rumların Türk idaresinde Kuzey’e dönme oranı şöyledir: Yüzde 10.1’i kesinlikle Kuzey’e dönecektir. Eğer Rum idaresi söz konusu olursa yüzde 41.1 oranında nüfus geri dönecektir.
Dört: Anastasiadis ise Kuzey’de atalarından kalan mülklerine geri dönmek için gün saydıklarının müjdesini vermektedir!
Beş: Yine Anastasiadis’e göre Annan planındaki kazanımları pazarlığı bile gerektirmeyecek şekilde, Rum tarafının “alacağı” olarak masadadır. Üzerinde alacaklarının ise pazarlıkları yapılmaktadır!
Altı: Çözüm hem Kıbrıs Cumhuriyeti gözetilerek hem AB müktesebatı uygulanarak gerçekleşecektir. Bu durumda çözüme 4 özgürlükler yerleştirilirken, KC’inde olduğu gibi “azınlık çoğunluğa” dayalı yönetim ve güç paylaşımları da “nüfus oranları” çerçevesinde gerçekleşecektir!
Yedi: Federal devlet başkanı hep Rumlardan olacak ve çapraz oylama ile seçilecektir.
Sekiz: Yeni toprak ayarlamaları yapılırken Kuzey sınırları daraltılacak, en iyimser tahminle yüzde 25’e çekilecektir!
Dokuz: Her iki taraf da doğal kaynaklardan yararlanacaktır. (Ancak Yunanistan, İsrail, Mısır, Rusya gibi Güney’le anlaşmalı ülkelerle Türkiye faktörü nasıl uyuşturulacaktır bilinmiyor, uluslararası sorun olabilecektir!)
VESSELAMI KELAM: Bindik bir alamete bakalım nereye gidile! Her iki taraf için de pahalıya mal olacak bir çözümden söz ediliyor! Son telaffuz edilen rakam 26 milyar avro! Bu parayı kim kime, neyin karşılığında, hangi kıstaslar dikkate alınarak verecek! O da muamma! Fakat bilinen gerçek şu:
Rum tarafı hem Kuzey’den toprak kapacak hem 42 yılın tazminatını cebellu edecek! Yani o 26 milyar avro da Rum’un! Doğrusu yaman bir çözüm olacak!
İSTİKRAR: (TÜRKİYE İLE SAĞLANACAK VE YENİ TREND!)
“İstikrara” ihtiyacımızın her zamankinden daha çok olduğu bir “kötü” dönemden geçtiğimiz içindir ki sık sık “yeni hükümet” diye başlıyoruz yorumlarımıza. E ne var bu yeni hükümette derseniz en azından kavga yoktur deriz! Hükümete müdahale edecek bir “parti meclisi” yoktur deriz. Türkiye ile çekişecek bir koalisyon ortağı yoktur deriz!
TC ile imzalanan protokolleri uygulamak yerine tu kakadırlar diyen bir hükümet yoktur deriz!
Susuzluktan grak gruk ederken TC’den gelen suya ipotek koyup çeşmelerden akmasına engel olan bir hükümet yoktur deriz!
Kısaca diyoruz ki “en azından kendisi ile kavga eden bir hükümet yoktur.. Nitekim su sorununu çözdü. Çok geç de olsa çeşmelerden akacağı kesindir. Gelelim yeni terende!
Şimdilerde hani “trend” dedikleri yeni bir moda slogan çiğneniyor ağızlarda! “Çözüm olursa Kıbrıs uçacakmış! Türk Rum kardeşliği nelere kadirmiş, federal sistemle birlikte her iki halk nasıl kazan kazan olacakmış görecekmişiz!” Tahayyül edilenler de şunlar oluyor tabi.
Çözümle birlikte Maraş gibi yörelerde inşaatlar patlayacak, Türk işsizler iş fırsatı bulacak! Avrupalı olacağımızdan ürettiklerimizi direkt ihraç edeceğiz, tüccarımız üreticimiz köşe dönecek! Türk Rum limanları ortak çalıştırılacak, yeni ticaret alanları oluşacak! Güney Kuzey’e akacak, Kuzey Güney’e! Rekabetten doğan alışverişler küçük ölçekli işletmeleri, sanayiyi ihya edecek! Turizm paylaşımında Türkler Rumlar hep birlikte kazanacak! Rum’a su akıtıp karşılığında gaz alınacak…
HAYAL ETMEK GÜZELDİR: Bir Kıbrıs yaratılacak ki sigaralarımızı yuro ile yakarken, yurolardan oluşan yorganlarla örtüneceğiz!
Pöö! Nüfusu bir milyona dayanmış, ekonomik beceri ile dünyasal devlet oluşunun tüm nimetlerini tepe tepe kullanan ve Türk’ü sevmeyen bir Güney’den söz ediyoruz! Artı “ekonomiye” yansıtılacak “rekabetten!”
İŞTE SU: o “rekabete” katılmamızı sağlayacak bu dönemlerin en büyük “talihidir.” Ve bu talihle nimeti “çözüm sonrasına” bile hayalleri ile taşıyamayanlar, “suyunu da al git” bile dediler!
Bu nedenle diyoruz: Bu yeni hükümet en azından “haddini aşmadan” TC ile nerede işbirliği yapacağını biliyor.
KISACA TAKILDIĞIM: (EKMEKÇİ’NİN TAKILDIĞI MAĞUSA BELEDİYESİ!)
Borcundan dolayı harcayacak parası olmayan, dolayısıyle artık “hizmetlerde” zorlanan Mağusa belediyesinin durum vaziyetlerini kabullendik ki dün refikim Hüseyin Ekmekçi’nin Belediye’nin “ödenemez duruma gelen ve rakamlarla bircik bircik yayınladığı borcuyla ilgili yazısını okuduğumda, “işte budur” dedim! Çünkü Ekmekçi eleştirmiyor, feryat ediyordu: “Arter’in artık burada durması gerekir” diyordu! (Ekmekçi’nin ilgili yazısının son bölümünü Köşeme aktarıyorum.)
“…Bu bir suçlama yazısı değildir. Bu bir uyarı yazısıdır! Mağusa’nın adına endişeliyim. Lefkoşa için de geçmişte çok yazdık. Biz düşman kazandık. O dönemin rantını sürenler bugün ortalarda yoktur! Ama Lefkoşa bu acıyı yaşamaya devam ediyor. Mağusa için endişelerimi yazmak zorundayım. Sadece ben değil… Mağusa’lılar da endişelenmeli Mağusa için.. Çalışanları da. Belediye meclis üyeleri de. Ama en çok da İsmail Arter…
































