Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

YA KAZANMAK YA DA KIT-KANAAT GEÇİNMEYİ ÖĞRENMEK

Batmanın eşiğinde olan ve personelini dahi ödeyemeyecek duruma düşen belediyeler Başbakan ile görüşememişler ama 15 Kasım kutlamaları için gelen Türkiye Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ile görüşmeyi başarmışlar.

Ben de görüşmeyi anlatan belediye başkanının yalancısıyım! Beşir Bey uçağını bekletme pahasına belediye başkanlarının sonuna kadar dinlemiş. Sürekli tebessüm halinde bir yüz ifadesi varmış.
Görüşmeyi nakleden belediye başkanı “bunlar da çözülmeyecek sorun mu ki bana anlatıyorsunuz” der gibiymiş bu tebessüm hali.
“Olacak iş değil, Başbakan bizimle görüşme tenezzülünde bulunmuyor ama Beşir Bey bizi sonuna kadar dinlemek için uçağını dahi bekletiyor” diye sitem ediyor belediye başkanı.
Sadece batmak üzere olan belediyeler değil, henüz batmayacak durumda olan belediyeler de her yıl Türkiye’den milyonarca liralık yardım alıyorlar ve birçok yatırımlarını öyle gerçekleştiriyorlar.
Sadece belediyeler mi?
Devletin tümü öyle.
2000 yılında KKTC’nin 349 milyon liralık bütçesi vardı. Bunun 142 milyon lirasını Türkiye koymuştu.
2012 yılında yani geçtiğimiz yıl KKTC’nin bütçesi 2 milyar 964 milyon liraydı. Bunun 804 milyonunu Türkiye koydu.
KKTC bütçesinin sadece maaş ve sosyal transferleri ödemeye ancak yettiğini belirtmeme gerek yok sanırım.
Maliye Bakanı Zeren Mungan “Yerel gelirlerle maaşların ancak yüzde seksenini ödeyebiliyoruz, gerisini katkı alıyoruz” diyor.
Türkiye’nin yaptığı altyapı yatırımlarını burada sıralamaya gerek yok.
Zaten bu yazının amacı da Türkiye’nin KKTC’ye ne kadar yardım yaptığını anlatmak değildir.
Peki nedir?
Bu yazının amacı Başbakan’a empati yapmak ve onu anlamaya çalışmaktır.

      ***
Başbakan batık durumdaki belediye başkanlarının sorunlarıyla ilgilenmedi.
Bunun nedeni parasızlık olabilir mi?
Galiba öyledir.
Eğer Başbakan belediyelerin sorunlarını çözecek finansal kaynağa sahip olsaydı, belediyelerle derhal görüşür, sorunlarını çözer ve “yılların birikmiş sorununu biz 2 ayda çözdük” derdi.
Derdi ve takdir toplardı.
Aynısı Elektrik Kurumu için de geçerli değil midir?
400 küsur milyonluk borsu bir kalemde silecek parası olsaydı hükümetin kahraman olurdu.
Üstelik “özelleştirmeyeceğiz, özerkleştireceğiz” sözünü tutar ve memlekette örnek bir model yaratan Başbakan olarak tarihe geçerdi.
Parası olmadığı için zam yapmak zorunda kaldı.
Zam yaptı ve iki buçuk ay gibi kısa sürede tüm itibarını sıfırladı.
Benzer örnekleri diğer sektörler için de verebiliriz.
2014 bütçesi bu hükümetin bütçesi olacak.
Ve bu bütçe de sadece maaşları ödeyebilme üzerine kurgulanacak.
Üstelik yine ödeyemeyecek ve Türkiye’den yardım alacak.
Bu kısır döngü de böyle sürüp gidecek.

      ***

Beşir Atalay’ın yüzündeki tebessüm dün akşam itibarıyla kimsenin gücüne gitmedi.
Protesto eden açıklamalar yapan olmadı.
Elçiliğin önüne yürüme girişiminde kimse bulunmadı.
Zaten olsaydı da durum fark etmeyecekti.
Sadece belediyelerin değil, batmış bir devletin vatandaşlarıyız.
Eğer bu bataktan kurtulmazsak onur gösterileriyle durumu daha uzun süre idare edemeyiz.
Onur, ya gerekli parayı kazanmakla korunur ya da kıt kanaat yaşamayı öğrenmekle.
Bizimkisi gibi durum dünyanın hiçbir yerinde yoktur…