Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ya Allah, Ya Bismillah

Üç asır kadar adada “Efendi” olarak yaşayan Kıbrıslı Türkler,

Osmanlı’nın çaresizliği neticesinde  “Çeyiz Sandığı”nı (Kıbrıs adası) elinden çıkarmak zorunda kalmıştı…

Camilerde Hz. Ali’den hikayeler anlatılıyordu…

İnsanlar şaşırmışlar ve beklemeye koyulmuşlardı.
Zaten ada kiralanmıştı,
Bir gün kiracı kaçacaktı…

Düşündükleri gibi olmayınca, geriye baktıklarında köprülerin altından çok sular akıp gitmişti.
Tek sığındıkları şey olan “Tanrı” onların yanında değildi.
Yıllarını camilerde Hz. Ali’den hikayeler dinlemekle geçiriyorlardı…

Adada artık birçok şey değişmişti.
Değişim ise, onların yanından teğet bile geçmiyordu…

Bozkurt Gazetesi yeni yayımlandığında sahibi Cemal Toğan 14 Kasım 1951 tarihli gazetesinde şunları belirtiyordu:
“Biz bundan on beş yirmi sene evveline kadar mekteplerimizde tecvit ve Arapça dersleri için kafa patlatır ve camilerimizde Hazreti Ali hikayeleri dinlerken, yanı başımızdaki cemaatin gerek kiliselerde, gerekse mekteplerinde asrın icaplarına uymak için ne gibi tedbirler almaları ve yükselmeleri gerektiği yolunda nasihat ve dersler veriliyordu.
Böylece kırk veya elli sene evvel hiçbir sahada bizden ileri olmayan bir cemaat, bugün gözlerimizi kamaştıracak kadar parlamış ve yükselmiştir…”

Durumun farkında olanlar vardı,
Ve bugün yırtınanlar gibi onlar da o dönemlerde veryansın ediyorlardı…

Aynı yıllarda Kıbrıs’ın halli için çeşitli öneriler ortaya atılıyordu.
Kıbrıs’ın Hatay gibi Misakı Milli sınırları içine alınması,
Kıbrıs Rumları ile Batı Trakya Türklerinin mübadele edilmesi gibi görüşler bu öneriler arasındaydı…

Ö dönemler sömürgeciliğe karşı mücadele tüm dünyada yankı uyandırmasına rağmen, Kıbrıs Türkü’nün bundan nasibini yeterince alamadığı görülür.
“Bağımsızlık” kav ramı ise, onlara sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını hatırlatırdı; kendilerinin değil…

Göz göre göre kimi vakıf arazileri de yıllar içinde kaybediliyor,
Ve yapacak hiçbir şey bulunmuyordu.

1952 yılının 9 Eylül’ünde Halkın Sesi’nde federasyonun Afandrika’ya  (Dip Karpaz’da) yaptığı bir geziyi “On binlerce liralık tarihi Türk malları tutanın elinde kaldı” başlığı altında bir yazı yayınlanıyor ve arazilerin nasıl elden çıktığına bir örnek veriliyordu.
Bu çiftlikte vaktiyle on iki dönümden fazla arazi varmış.
Çiftlik bir zamanlar Karpaz’da Sancakbeyi olan Abdullah Paşa oğlu Mehmet Bey tarafından Ummu Haram Tekkesine vakfedilen Afendrika Çiftliği’nin arazisi imiş.
Araziler Rumların tasarrufunda olup,  kiralarını öderlermiş.
Bu işlemler, Evkaf Murahhası İrfan Beyin ölümüne kadar sürmüş (1925).
Ondan sonra ilgilenen olmamış…

Olan olmuş.
Arazileri tasarrufunda bulunduranlar zaman aşımından malları üzerine geçirmişler…

Neyse ki şimdi Hz. Ali hikayeleri yok…

Ama külliyesini getirdiğine göre,
Ya Allah, Ya Bismillah!..