En Üst

19 Kasım 2017

Virüs CTP’yi de sardığına göre…

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Daha kurulduğu yıllarda Türkiye’deki öğrenci hareketleriyle birlikte yakından tanıdığım CTP’nin, en dikkat çeken ve diğer örgütlenmelerden farklı özelliği, disipliniydi. Partinin temelinde bir ideoloji vardı ve bu ideoloji etrafında her zaman şiddetli fikir mücadeleleri yapılırdı. Fikir ayrılıkları her zaman vardı. Ancak onlar partiye dinamizm getirirdi. Hatta zaman zaman kopmalar da oldu. Ancak eğer partiliyseniz, şahsi davranamazdınız. Ben’ci olamazdınız. Zümreci olamazdınız. Adamcı, hiç olamazdınız. Güç, partiydi, partinin disipliniydi. Çıkar, toplum çıkarıydı. Hedefler ona göre şekillenirdi. İdealler, sloganlar sözde değil, özdeydi, içtenlikle benimsenirdi…

Bu özelliklerin tümden yitirildiğini söylemek haksızlık olur aslında. Bir seçim sonrası, partinin kendi içinde kurduğu denetim mekanizması bile, o disiplinin bir devamı olarak görülmelidir. Ancak o denetimle ortaya çıkan rapor, ne yalan söyleyeyim, yine de beni şaşırttı…
Aslında bu kutuplaşmalar da, “adamcılıklar” da çok yeni değil. Bundan 15 yıl önce yapılan seçimlerden beri var. Gerçi 98 seçimlerinde, bugün ayyuka çıkan karma işine tevessül edenler partiden kendiliğinden dışlanmıştı, ancak bu bile bu kadar sokaklara dökülmeden yapılmıştı. Bugün gelinen nokta, özellikle sağ partilerde var olan virüsün yayılmasıdır…

Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım. Bizim seçim sistemimizde karma var mı? Var. Tercih var mı? O da var. E, öyle olunca, birileri gücü elinde tuttuğu vakit, o gücü kendisi ve zümresi için kullanmaz mı? Kullanır tabii. Hem de dibine kadar. Bu yöntem sağ partilerde yıllar yılı uygulanıyor zaten. Hatta bu konuda bizim memlekette birileri öyle ileri teknikler geliştirdiler ki, uzmanlıkları profesör düzeyindedir. CTP’de ise, belki bundan önce yıllar yılı “Her şey parti için” felsefesi ağır basardı. Kavgalar parti içi iktidar kavgaları olmazdı, “ideolojik temelde” yapılırdı. Belki o disiplini koruyan bir otorite vardı. Otokontrol mekanizması güçlüydü. Sanırım bu kez, o konuda bir zafiyet ortaya çıktı. Öyle olunca da,  kazanmak için, “yasa dışı olmayan”, ancak parti disiplinine aykırı bu yöntemi kullananlar oldu. Aslına bakarsanız, öyle bir noktaya geldik ki, seçimin belirleyici unsuru artık “hür irade” değil, karşılıklı çıkarlardır…

Yine rapora dönersek, seçimler sonrasında 3 Ağustos tarihli yazımızda biz de elimize geçen bir karma listeyi sizlerle paylaşmıştık. O listelerin gerçekten dağıtılıp, dağıtılmadığını bilmiyoruz. Ancak böyle bir liste hazırlandığı imajı yaratılması bile, seçime yönelik bir manipülasyondur. Yukarıda da dediğimiz gibi, bu işin ustaları var bu memlekette…

Dedik ya, sağ malum. Ve şimdi bu hastalık solun güçlü partisi CTP’yi de sarmış durumda. TDP’de son dönemde yaşananların temelinde de benzer sorunlar var. O halde, sağduyu, seçim sisteminin bir an önce yenilenmesi gerektiğini söylüyor. Biz küçük, küçücük bir toplum olabiliriz. Ama tarihin derinliklerinde kalması gereken, feodal düzeninin bir benzerini 21. yüzyılda sürdürmek, buna izin vermek bize yakışmıyor. “Gemisini kurtaran kaptan” anlayışı içimize işlemiş. Herkes herkesten çıkar elde edebiliyor. Utanma, sıkılma kalmamış. Diğer yandan, kamunun olanaklarını kullanarak menfaat dağıtma işi de artık vakayı adiyeden olmuş. Öyleyse bu bozulmaya bir an önce son vermek şart. Adamcılığı, bölgeciliği, zümreciliği bitirmek zorundayız. Tek bölge bir öncelik olmalı. Belki karma da kalkmalı. Bu seçimlerde karma oy tavan yaptı. Peki bunun kime ne faydası oldu? Bunlar tartışılmalı.  Kamu kaynaklarının denetimi ciddiyetle ele alınmalı. Tabii, yine her zaman söylediğimiz gibi, bu değişim önce kafalardan başlamalı…

CTP’nin raporu sadece CTP’yi değil, tüm siyasal sistemimizi bir kez daha deşifre etmiştir. Bu hastalık, bu virüs tüm partileri sardığına göre, kurtulmak için hep birlikte kafa yormalıyız. Takke düşmüş, kel görünmüştür. CTP’nin raporun açıklanmasından sonra ortaya koyacağı tutumu, bu açıdan merakla bekleyeceğim.  Bir musibet, bin nasihatten iyidir…

YERİN KULAĞI VAR

OLMADI SAYIN TALAT:
Havadis Gazetesi’nin CTP ile ilgili araştırma raporunu yayınlamasının ardından konuyla ilgili tweet atan ikinci cumhurbaşkanı Talat, CTP’deki iç huzursuzlukları gidermek için, söz konusu raporu basına satanın(!) partiden uzaklaştırılmasını istemiş. İlahi Sayın Talat, Allah’ın bildiğini kuldan saklamanın cezası mı olurmuş..? 

HANGİSİ MANTIKLI SİZCE:
İkinci Cumhurbaşkanı Talat, raporu Havadis gazetesine sızdıranın partiden atılmasını önerirken, CTP Lefkoşa İlçe Başkanı Mutlu Azgın ise, “Kavgalı 15 -20 kişi gönüllü geri çekilsin bu iş biter” diyor. Sizce Talat mı, yoksa Azgın’ın önerisi mi CTP’nin geleceği açısından daha mantıklı..?

CTP’DE KÖSTEBEK AVI:
CTP’nin 28 Temmuz seçimlerine yönelik araştırma raporu gündemdeki yerini koruyor. Araya bayram tatilinin girmesi raporla ilgili tartışmaları şimdilik ertelese de, bayram sonrası bu konuda CTP içerisinde yoğun bir tartışmanın yaşanması bekleniyor. Özellikle de raporun sonuçları değil, kimler tarafından sızdırıldığı konusunda, geniş çaplı bir köstebek avının başlatılacağı iddia ediliyor…

AB GEREĞİNİ YAPSIN O ZAMAN:
AB-Türkiye İlerleme Raporu’nda Kıbrıs konusundaki bir ifade dikkat çekiyor. Raporda, bulunacak çözümün Güney Kıbrıs’taki ekonomik krize olumlu katkı sağlayacağı belirtiliyor. Bu Kıbrıs konusunda yeni bir unsur. Daha önceki müzakere süreçlerinde böyle bir durum hiç olmamıştı. Ancak Türkiye’ye her konuda şartlar öne süren AB, eğer gerçekten bir anlaşma istiyorsa, Rumları ikna edecek yöntemleri de kullanmalı…

İSTEKLERİ GÖRELİM:
Danimarka’nın Kıbrıs yeni Büyükelçisi Casper Klynge, “Bir AB üyesi devletin bölünmüş olması düşünülemez” demiş. Geçmiş olsun Sayın Büyükelçi. Bunu Güney’i AB’ye alırken düşünecektiniz. Şimdi de olası bir çözümden “şahsen” büyük beklentileri varmış da, ülkesi ilgili çabalara katkıda bulunmaya istekliymiş. Haydi görelim bakalım. Çabalarınızı Güney’e doğru yoğunlaştırın… Kuzey’de “çözüm istemem” diyen kalmadı. Bakalım şimdi ne bahane bulacaksınız…

BÜYÜK DEĞİŞİM:
Aldığım bir not vardı. Bayram gümbürtüsüne gitmesin. Cumhurbaşkanı Eroğlu “Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in barış için 2004’te gösterdiği arzuyu şimdi görmek istiyoruz” demiş. Nasıl yani? gerçekten şaşırtıcı bir açıklama. O tarihlerde, o barış arzusunun en şiddetli muhalifi kendisi değil miydi? Ben mi yanlış hatırlıyorum..?

GELMEYEN O KALMIŞTI: 
Sorma gir hanına dönen KKTC’nin son konukları UFO’lar olmuş. Önceki gün Lefkoşa’da Ortaköy bölgesinde görülen cisim heyecan yaratmış. Uzaylılar bile, sorgusuz sualsiz ve en rahat girebilecekleri yeri bulmuşlar anlaşılan…
  
NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR:
Bayram da bir kez daha anladım ki, Kıbrıs’ta sadece çözüm değil, eskiye dair her şey aranır oldu. Eski komşuluklar, eski arkadaşlar ve en önemlisi menfaate dayanmayan dostluklar. O daracık sokaklar ve de herkesin birbiriyle kucaklaştığı eski bayramlar. Baksanıza bayram kutlamaları bile SMS’lerle yapılıyor artık…

ZİRVEDEKİLER
Tufan Erhürman: “12 Ağustos’tan bu yana iki ay geçti. Kıbrıs Türk siyasal hayatında gündemi alışılagelmiş tartışmalar meşgul ediyor yine. Bir kez daha ne yapılmaya çalışıldığı değil, kimlerin ne olacağı, kimlerle kimlerin kavgalı olduğu konuşulmaya ve hesaplar bunlar üzerinden sorulmaya başlandı” diyor. CTP’de ağabeyler biraz da gençlere kulak verseler diyorum.

DİPTEKİLER
Takipsizlik:
Türkiye’de Gemlik’te bir firmanın denize yağ sızdırması olayına, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı el koymuş, ilgili firmaya ceza kesilmiş, 15 gün içinde gerekli temizliği tamamlama talimatı verilmiş. Bu sürenin bitiminde yeniden denetim yapılacağı ve temizlenmediği takdirde, bir cezalandırma daha yapılacağı duyuruluyor.  Bizim Kalecik’teki malum olay 15 Temmuz’da meydana geldi. Gelen teknik ekip bir ay süre vermişti. Bakanlık da bunu kabul etmişti. Aradan tam 3 ay geçti. Temizlik işlemi hala tamamlanamadı. Yeni Bakan kendilerine yine süre vermiş. Peki verilen sürede gerekli temizliğin tamamlanmamış olması suç değil mi? Bunun da bir cezası olmayacak mı..?

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis