Bir önceki yazımı federal hükümetin vergi oranları üzerine yazmıştım. Hazırladığım tablodan, zaman içinde bu oranların yönetimi elinde tutanların hangi gelir grubundakilerin çıkarlarını ileriye götürmek istediğine bağlı olarak ciddi bir şekilde değiştiğini görmek mümkündü. Örneğin, iş çevrelerine yakınlığıyla bilinen Başkan Reagan döneminde en yüksek vergi dilimindekilerin ödemesi gereken federal gelir vergisi %70’den %28’e indirilmişti. Bu olurken de, en düşük vergi dilimindekiler %14 yerine %15 vergi ödemeye başlamışlardı. Bir de en yüksek vergi dilimi 532 bin dolardan 56 bin dolara indirilmiş, yani zengin tanımı değişmiş ve vergi yükü de en zenginlerden orta gelirlilere doğru kaydırılmıştı.
* * *
Vergi oranlarının şahısların gelir dağılımı üstündeki bu direk etkisine ek olarak, bir de federal hükümet düzenli bir şekilde bir eyaletten topladığı vergileri diğer eyaletlere aktarır. Bir başka deyişle yaptığı harcamalar ve transferlerle eyaletler arasındaki gelir dağılımını da değiştirir. (Bu konuda 22 Ocak 2012 tarihinde, özet olarak aşağıdakileri yazmıştım.)
* * *
Federal harcamaların neler olacağına ve hangi eyaletin sınırları içinde yapılacağına Amerikalıların seçtikleri temsilcileri tarafından karar verilir. Yani Amerikalı bir politikacı, özellikle de yürütmenin başındaki başkan, bütün Amerikalıların çıkarlarını göz önüne alıp kararlar vermek, örneğin federal bütçeyi hazırlamak zorundadır. Arkansas eyaletinden gelen Başkan Clinton sadece Arkansas’da yaşayanlara, Başkan Obama ise geldiği İllinois eyaletindekilere karşı sorumluluk taşımaz. Taşıyamaz. Tekrar seçilebilmek için de sadece geldikleri eyaletin değil elli eyaletin çoğundaki Amerikalıların çıkarlarını gözetmeleri gerektiğini bilirler.
* * *
Politikacılar kadar vatandaşlar da her ne kadar 50 değişik eyaletten olsalar bile günün sonunda Amerikalı olduklarını bilirler. Vergi vermek hoşlarına gitmese de, her yıl diğer eyaletlerdekilerden daha fazla federal hükümet vergisi ödediklerinde bunu pek de sorgulamazlar. Misyonunu, Amerikalıları her düzeyde ödedikleri vergiler ve doğru vergi politikaları konusunda eğitmek olarak gören ve kendini partiler üstü bir eğitim kuruluşu olarak tanımlayan Vergi Vakfı’nın verilerine göre 2005 yılı için hazırlanmış olan aşağıdaki tablodan eyaletler arasındaki farkı net bir şekilde görmek mümkün. Örneğin, Connecticut’ta yaşayanlar 11,5 bin, benim de yaşadığım New Jersey’deki Amerikalılar kişi başına neredeyse 10 bin dolar federal hükümet vergisi öderken, Missisipi’dekiler sadece 4,3 bin, Louisiana’dakiler ise 4,9 bin dolar vergi ödemişler.

* * *
Daha da önemlisi, Amerikalılar federal hükümete ödedikleri vergilerin ne kadarının hizmet veya mal olarak tekrar kendi devletlerine (eyaletlerine) döndüğünü de pek sorgulamazlar. Kendi devletlerinden başka bir devlete gelir transferi olması da onları rahatsız etmez. Yine Vergi Vakfı’nın verilerine göre, New Mexico ve Missisipi’den federal hükümete ödenen bir dolara karşılık kişi başına iki doların eyalete geri döndüğünü görüyoruz. Diğer yanda ise New Jersey ve Nevada eyaletlerinden gelen bir dolara karşılık kişi başına sadece 65 sentin geri döndüğünü; yani eyaletler arasında çok ciddi bir gelir transferi olduğunu anlıyoruz. Kendilerini aynı federal devletin vatandaşları olarak gören Amerikalılar arasında bunun gerçekleşmesi çok doğal.
* * *
Bu günlerde Kıbrıs’ta federal bir çözüm bulmak için uğraşılıyor. Hem Kıbrıslı Türkler hem de Rumların böyle bir çözüm sonrası gerçekleşecek gelir transferini akılda tutmalarında ve gerekli zihinsel ayarlamaları yapmalarında fayda var.
* * *
































