Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ve zirve çöktü

Sayın Barış Burcu, kesin sözlerle diğer tarafı suçlayarak, zirvenin sona erdiğini dün akşam bize bildirdi.

Sürpriz miydi?

Bazıları için evet. Fakat böyle bir ihtimali ben bekliyordum.

Zaten sürecin başından beri, destek vermeme rağmen formatından dolayı bazı şüphelerim vardı.

Neydi bu şüpheler?

Kıbrıs sorunu yarım asırdır “bütünlüklü paket çözüm” yöntemiyle çözülmeye çalışılmaktadır.

Yani her şey anlaşılmadan hiç bir şey anlaşılmamış sayılan bir süreçle, taraflar bazı başlıklar altında topladıkları yüzlerce konuyu “sosyal mühendislik” metoduyla bir “bütünlüklü çözüm” planı olarak kotarmaya çalışmaktadırlar. Bu da yarım asırdır dönüşen, biçim değiştiren, çetrefilleşen sorunun çözülmesini zorlaştırmaktadır. Her şeyin çözüm sonrasına ertelenmesi barış inşasına da büyük bir sekte vurmaktadır. Yakınlaşma ara bölgede sıkışıp kalmakta ve bir türlü adanın diğer taraflarına, günlük yaşama ve siyasetçilerin tahayyüllerine sirayet edememektedir. Bu yöntemle çalışma, her gün dönüşen hayata paralel gitmekte ama hiç bir aşamada onla örtüşememektedir.

 

Bu da taraflar tarafından atılabilecek adımların dondurulmasına ve bütün enerjinin kapsamlı bir plan çıkartılması çalışmasına neden olmaktadır.

Onlarca kısa bir sürede çözülebilecek konu askıya alınmakta ve “çözüm” ertesine itelenmektedir.

 

Birlikte yaşamanın en büyük motoru karşılıklı bağımlılıktır.

İnsanlar birbirlerine günlük hayatlarının gerektirdiği karşılıklı ihtiyaçlarla bağlanabilirlerse, birlikte yaşam mümkün olabilmektedir. Örneğin eskiden Kıbrıs’taki karışık köylere baktığımızda iki toplumu tutan şeyin köy içi faaliyetlerin “karşılıklı bağımlılık” şeklinde düzenlenmesinden kaynaklanıyordu. Görev bölümü ve ihtiyaç her seviyede kendini gösteriyordu.

 

Bence artık bu modelin anlaşmaya varılması için kullanılmasının zamanı gelmiştir.

Bu da ancak karşılıklı bazı açılımlarla başlayabilir.

Yani adım adım!

İki taraf çözüm öncesinde de ekonomik bağımlılığı sağlayacak bazı adımlar atabilirler.

Tabii bağımlılık derken kesinlikle tek taraflı bir bağımlılıktan söz etmiyorum.

Tek taraflı adımlarla bazı konuların çözümlenmesi sağlanabilir.

Benim burada söz etmeye çalıştığım sadece kozmetik bazı güven artırıcı önlemlerin yapılması değil, kalıcı işbirliğinin temellerinin atılmasıdır.

 

Maronitlerin dört köyüne dönüşlerinin sağlanması; Maraş’ın iadesi; bazı bölgelerde mal iadesinin hızlandırılması ve hatta teşvik edilmesi; yeşil hat tüzüğünün kuzeyin gümrük birliğine alınmasıyla tekrar düzenlenmesi; limanların karşılıklı olarak trafiğe açılması (Türkiye limanlar ve Kuzey Kıbrıs). Bu tip örnekleri artırabiliriz.

 

Bütün bu adımlar bir çeşit çerçeve anlaşması altında uygulamaya sokulabilir.

İnsanların günlük kültürel, sosyal ve ekonomik aktivitelerinin birbiriyle bağlanması çözüm yolunu adeta temizleyecek ve rahatlatacaktır.

 

Bence bir an evvel karşılıklı suçlamalardan vaz geçerek, bazı adımların atılması gerekmektedir. Mevcut gerilmiş ilişkilerin rahatlatılması ancak bu şekilde olabilir.