Son aylarda gündem o kadar yoğun geçiyor ki, kimse hükümetle ilgili ne konuşuyor, ne de olumlu ya da olumsuz yorum yapıyor. Bu belki de hükümetin de işine geliyor…
Toplumun gündemini son aylarda en çok meşgul eden, UBP kurultayı ve su konusu oldu…
Kurultay geride kaldı. Su konusu ise artık bizi çoktan aştı. Top artık bizim sahada değil gibi görünüyor. Zaten hükümet de bunun farkında olmalı ki, bu konu pek gündemlerinde yok…
Esas üzerinde düşünmemiz gereken ve hepimizi ilgilendiren ekonominin, pek de iyiye gittiğini söyleyemeyiz… Ama memur ay sonu maaşını aldığı sürece, şimdilik hükümet ile ilgili pek bir sıkıntı olacağını sanmıyorum. Hele bir de önümüzdeki ay maaş ve 13. maaşlar ödenirse gel keyfim gel…
Çarşı, işveren ve de asgari ücretlinin, beklediği ekonomik refaha daha bir müddet kavuşması mümkün görünmüyor.
Türkiye hükümetleri ile imzalanan ekonomik protokoller, hükümetlerin yazılanlara uymaması nedeniyle, zaman zaman sıkıntılara neden oldu. Şimdi yeni bir protokol için heyetler ön görüşmelerini yapıyorlar. Ancak, UBP iktidarı döneminde sıkça konuştuğumuz, neredeyse hergün manşetlere taşınan ekonomik protokolü bugün ne konuşan, ne de “ne oldu diye” merak eden var. Dedim ya, vatandaşın tek derdi geçim…
Özelleştirmeymiş, özerkleştirmeymiş bu da vatandaşın pek umurunda değil. Hatta yaşananlardan sonra özelleştirmeye sıcak bakanların sayısında artış olduğunu bile söyleyebiliriz. Eğer siz, vatandaşı rahatlatacak, hayatını kolaylaştıracak adımları atmazsanız, sadece kurumları değil, ülkenin tamamını özelleştirseniz kimsenin umuru olmayacak…
Şimdi Türkiye ile yeni bir protokol imzalanması için görüşmeler yapılıyor. Dün o protokolu eleştirenler, bugün iktidar koltuğunda oturuyorlar. Sadece sendikalar dün olduğu gibi, bugün de imzalanan protokolun içeriğini dahi görmeden, “istemezük” demeye başladılar bile…
Ama iş fedakarlığa geldi mi, kazanılmış haklardan bahsedip, “bunlara dokundurtmayız” diyorlar. Yani en kaba tabirle, “ekmeği bütün, köpeğin karnını da tok” istiyorlar…
Dıştan bakıldığında memur cenneti olarak görünen bu ülkede, nüfusun büyük bir bölümü ekonomik sıkıntı içerisinde. Her gelen yeni hükümet ile umutlarımızı yeşertmek, onlara güvenmek istiyoruz. Ama günün sonunda umutlarımız erken tükeniyor…
CTP-UBP hükümeti dördüncü ayını doldurdu. Adına “reform hükümeti” dedikleri ortaklığın, bugüne kadar beklentileri karşıladığını söylemek oldukça zor…
Ülkede güven ve huzur kalmamış. Darp, kurşunlama derken, olay arkadaşının kafasını kesmeye kadar vardı. Ülkede bunlar yaşanırken, biz hala daha suyu kimin yöneteceğini tartıştırıyoruz. “Vay ben sizin suyunuza…” demesi geliyor insanın…
Halbuki, herşeyin döviz üzerinden alınıp satıldığı, devlet dairelerinde bile hesapların döviz üzerinden yapıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Dövizin ilk günlerindeki toplumsal tepki de artık yok. Herkes kaderine razı olmuş, kabullenmiş. Kabullenmese ne olacak, elden birşey gelmiyor…
Bizler burada, ne yazık ki boğazına kadar dışa bağımlı bir şekilde yaşıyoruz. Belki de dünyanın başka hiç bir ülkesinde olmadığı kadar anormal bir ortamda…
Sonuç olarak, yukarıda da belirttiğim gibi sokaktaki vatandaşın derdi, ne özelleştirme, ne suyu kimin yöneteceği, ne de kurultayda kimin kazanacağı veya bakanlık koltuğuna kimin oturacağı değil.
Vatandaşının tek istediği, alın terini birilerine rant olarak kullandırmayan, vergileri vatandaşına hizmet olarak geri döndüren, kavga yerine, adaleti, ekonomiyi, asayişi, gelişmeyi, kalkınmayı tartıştığı, kamuda memurlarının parti rozetine göre değil, liyakat esasına göre seçildiği, fırsat eşitliğinin egemen olmasıdır. Ama yaşananları gördükçe, bunları ancak hayallerimizde göreceğimize olan inancım pekişiyor…
YERİN KULAĞI VAR
YAPSAYDIN YA:
Eski Çevre Bakanı Dinçyürek, yeni Bakan Kutlu Evren’i, elektrik santrallerine filtre takılmasını geciktirmekle suçladı. Aslında yok birbirlerinden farkları. İktidar koltuğunda otururken sesleri çıkmaz, ne zaman muhalefete düşerler, hemen eleştirilere başlarlar. Kimse de, “niye sen iktidarda iken yapmadın?” diye de sormuyor…
BİR TANE YETMEZ:
İçişleri ve Çalışma Bakanı Asım Akansoy, Lefkoşa Merkezi Cezaevi’nin kullanım süresini tamamladığını belirterek, gelinen aşamada bir an önce yeni bir cezaevi inşa edilmesinin şart olduğunu söyledi. Ülkedeki suç oranına bakıldığında bir değil, iki cezaevi bile yetmez. Baksanıza, gazetelerinde, en çok suç haberlerinin yer aldığı bir başka ülke var mı…
HEP ARKAMIZI AÇIYORUZ:
Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu, turizmin önümüzdeki süreçte kalkınmanın önünü açacağını kaydetti. Kusura bakmayın Sayın Bakan ama, yıllardır tüm siyasetçiler hep önümüzü açacaklarını söylüyorlar ama, açılan hep arkamız oluyor…
CEZALAR AKCİĞER KANSERİNİ ÖNLÜYOR MU:
Vatandaş bağırır, çevreciler bağırır, her Allah’ın günü sosyal medyada fotoğraflar yayınlanır, ama o iki baca zehir püskürtmeye devam eder. Bakanlık’tan yapılan açıklama ibret verici. AKSA’nın filtresi arızalanmış, ceza kesilmiş; Teknecik’e de ceza kesilmiş, ödememiş, dava edilmiş. Yahu kardeşim, et de elinizde bıçak da. Teknecik kimin? Devletin. Takip edilecekmiş de ceza kesilecekmiş. Boşversenize… Özrü kabahatinden büyük…
RUS ÜSSÜYMÜŞ:
Güney’de,adını ilk kez duyduğumuz Ortodoks İnsan Hakları diye bir örgüt, IŞİD’a karşı savunma amacıyla Rus üssü talebinde bulunmuş. Anastasiadis’e vermek üzere bir de imza kampanyası başlatmışlar. Ortadoğu’daki olaylara müdahale için kullanılan İngiliz Üslerinin adadan çıkıp gitmesini isteyenler, şimdi Rus üssü talep ediyor. Ya reel politikadan anlamıyorlar, ya da bunları birileri kullanıyor. Gerçekten ilginç…
TÜRKEŞ’LE, BURAYA KADAR:
MHP’den son dakikada AKP’ye geçip, Başbakan yardımcılığı koltuğuna oturan ve geçici dönemde Kıbrıs’tan da sorumlu bakanlık görevi yapan Tuğrul Türkeş’in hevesi kısa sürdü. Türkeş, yeni kabinede herhangi bir bakanlığa getirilmedi. Bu arada merakla beklenen, Kıbrıs’tan Sorumlu Başbakan Yardımcısı’nın kim olacağı. Muhtemel isimler; Numan Kurtulmuş, Mehmet Şimşek, Yalçın Akdoğan ve Lütfi Elvan…
ZİRVEDEKİLER
Başaran Düzgün: “Bir yanda bayrak diğer yanda ezan.Ve araya sıkıştırılmaya çalışılan Kıbrıs Türkü.
Yok o kadar da değil. Çünkü bu memleket bunların yapanların geldikleri topraklar da değil. 1571 ile birlikte ezan, 1923 ile birlikte bayrak var bu topraklarda. Her ikisini de milliyetçi ya da dinci politikalara alet ettirmeyeceğiz…”.
DİPTEKİLER
Turizm¬¬ ve Pislik: Bütçe Komitesi’nde Turizm Bakanlığı’nın bütçesi görüşülürken de ana konuyu çevre ve temizlik almış. Hani balıklar suyun içinde yaşarlar da denizi bilmezler ya, biz de aynen öyle. Pisliğin içinde yaşıyoruz, farkında bile değiliz. Dün yine Ercan’daydık. Bir kere yol kenarları kilometrelerce uzunlukta boş şişe dağlarıyla dolu. Değirmenlik Belediyesi Ercan’ın katkısını almadığından olsa gerek, oraya hizmeti durdurmuş. Alanın işletmecisinin de umuru değil gibi. Refüjlerden bahsetmeye gerek yok. Tabela kirliliği ha keza. Üstelik bunlardan fahiş kiralar alınmakta. Turizm denince pislik konuşulan bir ülkeyiz. Utanç verici. Ama sorumluları utanmıyor anlaşılan…
































