Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vatan, milletten geçtiler, varsa yoksa rant…

Basın defalarca yazdı, muhalefet karşı çıktı, hatta Mücahitler Derneği bile tepki koydu, “tarihi değeri ile orantılı bir şekilde korunarak geliştirilmesi” gerekir dedi.

Ama tınmadılar…

2014’den beri gündemde olan Çıkarma Plajı’nın kiralanması gerçekleştirildi.

Biz buradan safça, dünyadaki deniz savaşlarının, çıkarmaların yapıldığı yerlerin nasıl korunduğunu, nasıl anıtlaştırıldığını fotoğraflarıyla belgeledik.

Ama o rant var ya o rant, artık her türlü değerin üstünde…

Yıllardır tartışılıyor. Önce 49 yıllığına vermeye kalktılar, Meclis’e getirmeleri gerektiğini görünce 30 yıla düşürüp, Bakanlar Kurulu’ndan onayladılar.

O onayda da bir iş var ya…

Bazıları, dün Meclis’te ‘olayı şimdi duydum’ dedi.

Nazım Çavuşoğlu, Bakanlar Kurulu’nda yeniden değerlendirebilir falan diye bir şeyler söyledi.

Akıl alır gibi değil.

Nasıl geçti o zaman Bakanlar Kurulu’ndan?

Herhalde birileri oturup kararı üretmiş, elden imzaya açacaklar.

Yangından mal kaçırır gibi.

Bu ne telaş be kardeşim… Ne var bu ısrarın altında?

O övündükleri demokrasinin de kalmadığına inanmalısınız artık.

Birbirlerini bile denetleyemiyorlar… “Durun arkadaşlar, yaptığımız şey doğru değil” diyen varsa, onu da dinlemiyorlar…

Bıraktım medyayı, toplumun ne dediğinin de önemi yok bunların gözünde…

Gözlerini başka bir şey bürümüş…

Ama o şey asla ‘milliyetçilik’ dedikleri şey değil…

Müzakere masasının yıkılmasını dört gözle beklerken sürekli tekrar ettikleri “KKTC’nin yücelmesi”nden kasıtları buymuş meğer…

“Şanlı tarihimiiiiiz” dediklerinde,

“Şehitlerimiiiiz” dediklerinde,

Milliyetçilikten dem vurduklarında,

İnanmayacağız…

Hele hele de anlaşma isteyenleri “çözümcüler, Rumcular” falan diye suçlamaya kalktıklarında, hemen onlara bu yaptıklarını hatırlatacağız…

“Bu mudur tarihe saygınız, bu mudur mücadeleye saygınız, bu mudur ülkenize saygınız” diye soracağız…

Her sene ağızları dola dola Şafak Nöbeti çağrısı yapanlar, herhalde şafak nöbetini de, o tarihi koyda yapılacak beş yıldızlı otelin terasında viskilerini yudumlarken yapacaklar.

Artık beyaz dediklerinin siyah olduğuna rahatlıkla inanabilirsiniz…

Vatan, millet, Sakarya derken aslında rant peşinde koştukları çok acı bir şekilde bir kez daha tescillenmiştir…

Bundan sonra ne şehitlerin, ne gazilerin, ne Rauf Denktaş’ın adını ağızlarına almasınlar.

Öyle ‘Mutlu Barış Harekatı’ falan hiç demesinler, yakışmıyor…


YERİN KULAĞI VAR

SONUNDA BUNU DA YAPTILAR:

UBP-DP hükümeti sonunda, 1974 harekatının simgesi olan Yavuz çıkarma plajını 30 yıllığına özele devretti ve rahatladı. Bakanlar Kurulu’nu vazgeçtim, oradakiler koltuk korkusundan buna onay verdiler diyelim. İyi de, kürsüye çıktıklarında kükreyen, ağızlarından köpük saçan o büyük milliyetçi vekillere ne oldu? Her konuda olduğu gibi milliyetçilikleri de sahteymiş demek ki…

 

CTP YETERLİ MUHALEFETİ GÖSTERMEDİ:

Meclis’te Çıkarma Plajı’nın kiralanması konuşulurken, nedense CTP daha çok işin usul kısmında takıldı kaldı. Meclis’in onayından kaçmak için 30 yıla düşürülmesi falan. Ben onların eleştirilerinde de tarihe, doğaya sahip çıkan bir tavrın öne çıktığını görmek isterdim. Hem de kiralamaya engel olacak şekilde… Hükümetin bu adımı atmasını engelleyecek şekilde…. Zaten adamlar kılıfına uydurmuşlar. Bundan sonrası umurlarında değil. Oysa konu ilk ortaya çıktığında özellikle Özkan Yorgancıoğlu’nun “kiralanmasına asla izin vermeyeceğiz” şeklinde bir çok beyanatı vardı. İşte kiralandı bile…

 

BAKLAYI ÇIKARTMIŞ:

Anastasiadis, şimdi ansızın “aceleye gerek yok, ertesi günü çökecek bir çözüm hükümlerini kabul etmiyorum, müzakerelere katılmaya devam edeceğim” demiş… Bundan 13 yıl önce referandumda “evet” diyen de, yıllardır masada ‘ha oldu, ha oluyor’ diye gaz veren de kendisi değil midir? Ama  Kıbrıs’ın içinde bulunduğu ortamın bir kırk yıl daha beklemeyeceğini çok iyi bilmesi gerekiyor… Belki bu seçimleri yine alacak, ama diğerleri gibi tarihin çöplüğüne atılacak…

 

BİNDİĞİ DALI KESER Mİ?:

Milli Eğitim Bakanı Berova, üniversitelerde devamsızlık yapan yabancı öğrencilerin sınır dışı edileceğini açıkladı. İyi güzel de, bunun denetimini yapıp bildirim yapacak olan üniversitelerdir. Siz inanıyor musunuz ki kelle başı bilmem kaç bin euro alan üniversiteler bu kaybı göze alıp doğru dürüst bilgi verecek. Hiç adamlar bindikleri dalı keserler mi..?

 

DÖRTDE DÖRT:

İş kazaları özellikle son yıllarda ülkemizin önemli sorunlarının başında geliyor. Bu yılın ilk dört ayında dört ölümlü iş kazası olması, işyerlerindeki denetim eksikliğini gözler önüne serdi. Sayın Bakan ne demişti, “denetim yapsak, ülkede inşaatlar durur.” Yani denetim yapamıyoruz, o zaman bırakın ölsünler…

 

OTURUN VE ANLAŞIN:

Filler tepişir, çimenler ezilir derler ya, işte Kar-İş ile Bakanlık arasındaki ücret kavgasının sonucunda olan binlerce öğrenciye oldu. Birçoğu okula gelemezken, bazılarını aileleri taşıdı. Kim haklı, kim haksız kavgasına girmeyeceğim. Ancak her iki tarafın da sağduyulu davranıp, orta yolu bulmaları en doğru hareket olur. İnatlaşma devam ettikçe olan geleceğimiz dediğimiz çocuklarımıza olacak…

 


ZİRVEDEKİLER

Tufan Erhürman: “Çıkarma plajının 49 yıllığına kiralanmasına ilişkin kararın Meclis’ten geçemeyeceğini görünce, geri çekip 30 yıllığına kiralanmasını Bakanlar Kurulu kararıyla geçirmek. UBP-DP milletvekillerinin, hatta bazı bakanların dahi haberi yok… Ciddiyetsizliğin bu kadarı. Bu hükümetin görevde kaldığı hergün, gelecek kuşakların haklarından çalınmış bir gün olduğunu boşuna söylemiyoruz…”

 


DİPTEKİLER

Geri Dönüşüm Şovu: Eğitim Bakanı’yla Turizm Bakanı okullarda geri dönüşüm için bidonlar dağıtacaklarmış… Evet bu işin en önemli ayağı eğitim. Çok yakın bir akrabam, Türkiye’nin pilot bölge olarak belirlenen köylerinde halka bu eğitimi veriyor. Tamam da, arkasında geri dönüşümü sağlayan dehşet bir organizasyon var. Toplananların nereye, nasıl gideceği belli. Ne üretileceği belli. Alıcısı belli. Ben şimdi şişe toplamaya başlayım, ne yapacağım? Ya da kağıt, ya da plastik. Vazgeçin komik oluyorsunuz…