Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Var olma mücadelesi

Toplumsal varoluş, bir hareketin ötesinde, bir mücadelenin nihai hedefine ulaşıncaya kadar devam etmesi, tüm koşulların örgütlü yapılar tarafından sonuna kadar desteklenip, katkı koyarak toplumun tüm kesimlerinin katılımını sağlayarak mümkün olabilir. Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız tamamem  Kıbrıs Türk toplumunun toplumsal göstereceği mücadele ile ölçülebileceğini anlamak ve buradan bir anlam çıkarmak lazımdır diye düşünüyorum.

Var olma mücadelesi,yok olma tehlikesinin en etkin olduğu dönemlerde yükselen bir mücadeledir.

Ülkede demokrasi, insan hakları, temel hak ve özgürlükler ayaklar altına alınıp ezilirken, bazı kesimlerin izleyici olması üzücüdür. Ancak unutulmasın ki bu söylediklerim herkese  her zaman lazım olacağı gibi, bu toplumun bugünkü hassasiyetlerine göz yuman bazı zümreler de adalete, hukuka, insan haklarına ihtiyaç duyacakları günler yaşayacaktır.

Kıbrıs Türk emek hareketinin, özel sektördeki anlayış nedeniyle örgütlü yapılara dönüşmesinde oldukça zorlukların olduğu görülmektedir. Gelir kaybı, işsizlik, rekabet edebilirlik gibi sorunların çözülmesinin yolunun bir mücadeleden geçtiğinin farkında olmayan özel sektör, örgütlü mücadelenin her anlamda her şekilde yaygınlaşmasının ülkeyi yanlış yönetenler tarafından kullanılmasını engelleyeceğini görmelidir.

 

Sermaye gruplarının, özel sektör çalışanlarının özlük haklarını aramalarını tehlike olarak görmelerini anlamsız bulunmaktayım. Dünyanın birçok yerinde gelişmiş ülkelerde sürdürülebilir ekonomik yapıların oluşmasının dayanışma ve emek hareketi ile birlikte  olduğu gerçeğini göremeyen, liberalizmin esiri olmuş,  kazancı her şeyin üzerinde gören yapıları ülkemizde oldukça yaygın görmekteyiz. Bu yapıların bugünkü statükoyu ve siyaseti desteklediği  çok açık ortadadır. Bu sarmaldan çıkmanın yolu kamu ve özel sektörün ortak amaca uygun örgütlenerek, toplumun sorunlarını statükoya karşı çözmek, ülkede yaşananların bir kader olmadığını göstermek gerekir. İradesini toplumdan yana  kullanmayan siyasetten sorumluların çoğunluk ya da çoklukla üzerindeki hesaplarını her istediklerini yapabileceklerini inandıklarını gözlüyor ve anlıyoruz. Bu antidemokratik görüşün ülkemizde bir an önce geriletilmesi için,demokrasi güçlerinin geldiğimiz noktada örgütlü mücadelelerini artırarak sürdürülmesi gerekmektedir.

Ülkede ekonominin, yaşamın, siyasetin, iradenin, sosyal adaleti hiç bu kadar  anlamsızlaştığı başka bir dönemi  yaşamadık. Buradan bir ders çıkararak yolumuza devam etmek, toplumsal varlığımızı sürdürmek, toplumsal irademizi yeniden elimize almak zorundayız. Sürdürülebilir bir ekonomi, çağdaş  demokratik anlayış, laik ve seküler bir yaşam, uluslararası görünürlük, hukukun üstünlüğü gibi insanca taleplerimizin egemen olacağı günler için mücadeleye destek veren her Kıbrıs Türk halk bireyini selamlarım.