En Üst

23 Kasım 2017

Vahşi kapitalizmin oyun’cağı

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

“Futbol en büyük kitle sporudur” diye anonim bir deyiş vardır. Bu saptama Hun Türkleri’nin futbol dünyası için geçerli olabilir ama günümüz futbol disiplini için geçerli değil. 300 bin futbol kulübü, 240 milyon aktif lisanslı futbolcu ve 250 milyar USD’lik finansmanı olan ‘bacası tütmeyen sanayi’ tanımlaması sizi yanıltmasın. Küresel ısınma sayesinde sayıları giderek azalan buzul dağlarının görünen yüzünde bu rakamlar var ama görünmeyen yüzünde de Titanic yolcu gemisi gibi buzula çarpıp su almaya başlayan bir futbol dünyası var artık. “Futbol kitlelerin değil, kitleleri yönetenlerin sporudur” diyebiliriz, zira perde gerisinde şike, şiddet, doping, müşterek bahis çeteleri, şantaj ve terör gibi kemiren gibi kanserli hücreler var üstümüzden uzak. Futbol’un yeni sahiplerinin amacı; herhangi bir spor etiğini veya ahlakını savunmak değil, yatırımlarını verimli kılıp kârlarını artırmaktır. Düşünür Öntaç Aağabey (Düzgün) bir sohbette; “Futbol artık vahşi kapitalizmin oyuncağı oldu demişti”. Hemfikiriz. Geçmiş dönemde futbolun yoğun bir şekilde milliyetçilik ve şovenizm tehdidi altında olduğu düşünüldü ama sınırların kalkması ile küreselleşen bu fâni dünyada futbol artık ticari bir fuar hâlini aldı. Hatta ve hatta futbol artık ultra liberal kapitalizmin emrinde bir tür Troya Atı olduğu izlenimi de uyandırıyor. Racing Club de Paris’in kulüp başkanı Jean-Luc Lagardere; “Ekonomi alanında savaş veren firmalar için kullanılan sportif model, başarının en önemli anahtarıdır” demişti. Haklı da, zira spor 2,5 milyar insanın direkt ilgilendiği birinci hobisi. Ekonomi dünyası futbolu artık istila etti yukarıda belirttiğimiz üzere. Bu durumdan yararlanan piyasa; simgelerini, değerlerini ve yöntemlerini yaymak için futbolu kullandı. Her yeri işgal eden reklamların ve diğer mali atılımların sonucunda Lionel Messi, Cristiano Ronaldo veya Gareth Bale gibi futbolcuların transfer ücreti, yeşil banknotlardan döşenmiş halılara dönen çim sahalarda çırpınıp duran genç insanların gelir ve servetleri artık kimseyi rahatsız etmiyor. Bununla beraber TV kanallarının reyting oranlarını ve kulüplerin kasalarını beslemeye yönelik maç yayınlarındaki sınırsız artış da usandırıcı bir hâl aldığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Paranın sporun özüne yaptığı müdahale konusu artık apaçık ortada. Özelde sporu, genelde ise futbolu pazarlama konusunda uzmanlaşmış medya patronları, her geçen gün daha da vahşileşmekte. Müsabaka başlama saatlerine bile müdahaleyi etmeyi görev bilen sermaye grupları, futbolu bir spor dalı değil de, bir ‘sirk’ olarak algılamakta ve algılatmakta. Futbol bir  işletme modeli olabilir ancak futbol asla anonim bir şirket modunda yönetilmemelidir. Yazar Simon Kuper; “Futbol asla sadece futbol değildir” demişti. Maalesef hemfikiriz. Belki bir gün UEFA Başkanı Michel Platini’nin hayali gerçek olur ve cihana değer. Platini de bir basın açıklamasında; “Üstünlüğün parayla kazanılmadığı bir sistem bulmak gerek. Yoksa bütün yoksullar yok olup gidecek ve zenginler baş başa kalacak. Ben bu amansız kapitalizmi futbolumda istemiyorum” demişti ama düşüncesi ile arazideki uygulamaları eş kutuplar gibi birbirini itiyor. İşte, bu felsefeden yola çıkarak gelecek bir sonraki yazımız ‘sermaye transferleri’ konusunda olacak. Sağlıkla, iyi seyirler…

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis