Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vah ki ne vah…

İki yerel gazetemizde iki farklı haber, ancak sonuçları bakımından aynı…İkisi de devlete ait arazilerin nasıl yağmalandığı veya nasıl peşkeş çekildiğiyle ilgili…

Birinci olay, bir süre önce uğruna eylem yapıp, yolu kapatan Ayorgili’lerle, diğeri ise “sinek” bahanesiyle doldurulan dere yatağıyla ilgili. Her iki olayın da sonucunda birileri buralardan rant sağlama peşinde…

Birkaç ay önce Ayorgi halkı Mete Adanır sahasını da içine alan devlete ait hali arazinin kendisine verilmesini talep eden yatırımcı ve araziyi vermeye çalışan UBP’yi protesto etmişti. Köy halkının direnci ile durulmuş gibi görünen konu, sessiz sedası halledilmiş. Malum CTP-UBP döneminde UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün, “olmazsa olmazı”ydı. Başbakan olunca, “olmazı oldurmuş”.

26 Mayıs 2016 tarihli Bakanlar Kurulu kararına göre, Karaoğlanoğlu’ndaki 11 dönüm 2 evlek 700 ayak kare büyüklüğündeki hali arazi, 49 yıllığına “Kaya Turistik Tesisleri Titreyengöl Otelcilik Anonim Şirketi’ne” kiralanmış. Ne ilginçtir ki, bu Bakanlar Kurulu kararının hemen ardından Başbakan Özgürgün, yıllardır unuttukları Karaoğlanoğlu’ndaki Mete Adanır Stadyumu’nu hatırlayıvermiş ve stadın yeniden düzenlenmesi ve tamirini, bir şirkete ihale etmiştir. Bölge halkı ileride başına geleceklerden habersiz, sözde bu iyileştirmeyi büyük bir memnuniyet ve coşku içinde alkışlamışlardır. Ama gerçekte, bu saha tamirinin, daha düne kadar karşı çıktıkları arazi tahsisini perdelemek olduğunu göremediler. Başbakan, “alın size saha” deyip, “olmazsa olmazı” olan hali araziyi sözkonusu şirkete kiralayarak köylünün ağzına bir parmak bal çalmayı becermiştir…

Sorarım size, eylem yaparken sizin tek derdiniz sahanızın mamur hale getirilmesi miydi? Başka hiçbir kaygınız yok muydu? Sahillerinizin birlerine peşkeş çeklimesi sizleri hiç mi rahatsız etmedi…?

Yarın önünüzde bir kale gibi yükselecek otelin, bugün alkışladığınız o sahanızı da elinizden alacağından kuşkunuz olmasın…

Diğer haber ise Star Kıbrıs gazetesinde yer aldı. Haber, İsrailli Afik Grup Şirketi’nin, İskele Kalecik Kumsalında bulunan Yılanlı Dere’nin sahile akan kısmını doldurarak arazi haline getirdiğiyle ilgiliydi.  Doldurulan bölge önce kumsala, ardından da araziye dönüştürüldü. Yetkililerin açıklamaları ise birbirini tutmuyor. Belli ki, biryerlerden emir almışlar, seslerini çıkarmaya korkuyorlar. Devleti deği, şirketi savunmak için çırpınıyorlar…

Ve duvarında, “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” yazılı Meclis’imizde hükümet, arazilerden, sahillerden sonra, kültürümüz ve gençliğimizin geleceğini, birlerine ipotek edecek anlaşmayı onaylamak için parmak kaldırmayı bekliyor…

OKUR UYARIYOR

GERÇEK ŞAMPİYON KİM..?

Merhabalar günlerdir kolej sınavları ve sonrası yayınları izleyerek hem gülüyor hem de üzülüyorum. Sınav birincileri, at yarışı yapılan çocuklar, ağlayanlar, karın ağrısı çekenler ve velileri. 10 yaşında çocukları, sırf kendi hasta hırsları yüzünden yarışa sokan aileleri ve onları dolduruşa getiren dershane ve özel derslerde hizmet veren öğretmenleri. Şimdi size iki öğrencinin profilini yazacağım bakalım hangi öğrenci gerçek şampiyon…

  1. öğrenci yaşı 10/11, özel okula gidiyor okuldan çıkış saati 15:45 dershane minibüsü çocuğu okuldan alıyor ve özel derse soru çözmeye, çalışmaya gidiyor, çıkış saati 19:00 civarı. Sonra yemek yiyor ve çok ideal anne/babası ile verilen ödevleri ve/veya ilave kitaplardan soruları çözüyor. Saat 20:45 ve 15 dk. hali kalmış ise sosyalleşiyor !? Oyun oynuyor ?! ve 21.00 gibi yatıyor ve bu yaklaşık 1 yıl böyle sürüp gidiyor. Haa tabi bir de arada yapılan soru kampları cabası. Bazen yetmiyor, ilave ek özel derste alıyor ender de olsa bazıları…
  2. öğrenci aynı yaşta, o da özel okuluna gidiyor aynı saatte okuldan çıkıyor evine geliyor, futbol, basketbol, bilgisayar oyunu oynuyor TV izliyor, sonra ödevlerini ve/veya yaklaşık en fazla 40 dk soru çözüyor. Yüzmeye, satranca, gezmeye gidiyor. Dershane deneme sınavlarından başka katıldığı ne bir ders, ne de kamp var hayatında. Günün sonunda okulunun kolejinden ilk 6’ya girerek %100 burs kazanıyor. Kolej sınavlarından 93,5 ile kolej sınavını ilk 35 içerisinde Lefkoşa’dan kazanıyor.

Huzurlu, çocukluğunu yaşayarak geleceğe dair anormal aile baskısı ve stresini üzerinde his etmeyerek bu süreci başarıyla tamamlıyor. Tabi şampiyon değil, rakamlara göre olmasını istemedik zaten, istesek özel bir dershanenin %75 başarı bursundan yararlanıp dershane sahibinin tabiri ile dereceye oynayabilecek bir çocuk olmasına rağmen teklifi kabul ederdik ama, dediğim gibi biz şampiyon olmuş gibi çocuğumuzun hayatından vermek yerine, mütevazi dünyamızda gerçek şampiyon olarak hayatı oyuncakları, oyunları ve boş zamanı ile değerlendirebilen ve mutlak başarı elde edebilen oğlumuzla sessizce şampiyonun kimler olduğunu izliyoruz. Her karşılaştığımızda diğer veliler, ‘hangi dershaneye gidiyor sizinki’ diye soru soruyorlardı, biz de gitmediğini söylediğimizde ‘en iyisini yapıyorsunuz, biz yolluyoruz çocuk isyan etti, bunalıma girdi, deli ettik biz çocuğu’ ifadelerini duymaktan üzülüyorduk onların çocukları adına ama, daha kötüsü herkes aynı konuda eleştiri yapıp yine de aynı yanlışa düşüyorlar sanırım. Ülke insanımızın en büyük sıkıntısı da, bu eleştirdiklerimizi bizzat kendimizin yapması. Yazık çok yazık. Yayınlayın, sizler de gerçek şampiyonları çocukluğu elinden alınan ve bu yarış atı bayrağını, gelecek nesillere taşımalarına zemin hazırlayanlar bu sürecin yanlışlığını öğrensinler. Oğlum Savaş Erülgen gibi, hiçbir ek destek almadan, kendince çocukluğunu yaşayarak dereceye gidebilenlerdir gerçek şampiyonlar ve hepsini kutluyorum. Doğan Cücenoğlu’nun dediği gibi, ‘bugün yeterince çalıştın mı’ sorusunu sormak yerine, bir kere de ‘bugün yeterince oynayabildin mi’ sorusunu sorun çocuklarınıza, göreceksiniz başarı kendiliğinden gelecektir. Saygılarımla.

(Ahmet Erülgen)

 

YERİN KULAĞI VAR

ÖNCEDEN BİLİYOR: Müneccim veya falcı değil ama, koordinasyon ofisiyle ilgili Meclis’te henüz konuşmalar devam ederken, bir arkadaş yapılacak oylamanın sonucunu herkesten önce ilan ediyor. Ofisle ilgili anlaşmanın Meclis’ten oy çokluğu ile geçeceği “müjdesini” veriyor. İsmi lazım değil, zaten gençler ona gereken cevabı verdiler sosyal medya üzerinden. Şimdi anladınız mı, gençlerin niye bu anlaşmaya karşı çıktıklarını.

NE GÜNLERE KALDIK: Türkiye ile imzalanan Gençlik ve Spor Koordinasyon Ofisinin kurulması konusunda özellikle spor külüplerinin birbirleriyle yarışırcasına destek mesajları yayınlamasının altındaki neden hepinizin malumu. Eminim hiç bir kulüp, anlaşma metninin içeriğini okumamıştır. Ama bu süreçte beni en çok üzen, Kıbrıs Türk Mücadele Tarihinde, önemli bir yere sahip olan Çetinkaya Spor Kulübünün herkesten önce bu anlaşmaya onay vermesi oldu. Sanki bu özgürlük mücadelesini,bunun için vermişiz gibi… Üzülüyorum…

DİYETİNİ ÖDEDİ: UBP milletvekili Zorlu Töre, kızının Piyangolar Birimine istihdam edilemesinin diyetini, dünkü Meclis birleşiminde kürsüden yaptığı konuşmada ödedi.  “Bu kürsüden bir milletvekili çıktı dedi ki biz Türk değiliz biz Müslüman değiliz o nedenle asimilasyona uğrayacağız” iddiasında bulunması Meclisi karıştırdı. Keşke böylesi provakatif konuşma yapacağına, kızının nasıl ve hangi kıstasla işe aldırdığını söyleyebilseydi…

BİLGİLİ DEĞİL, YAKINI OLMAK ÖNEMLİ: Kaç gündür hükümetin atamalarda yaptığı partizanlığı ve bu atamalarda aranması gereken bilgi ve liyakatın nasıl yerle bir edildiğini yazıyorum. Bir örnek de Karayolları Dairesinden. Yıllardır Karayolları Dairesi Müdürü olarak görev yapan Hasan.N. Erduran görevden alınıp, yerine Sağlıktan bir arkadaş atandı. Bildiğim kadarıyla, Karayollarında üst kademedeki mimar, mühendis gibi çalışanlar, yıllardır Türkiye’de 3-6 aylık kurslara tabi tutuluyorlardı. Bununla da, karayollarıyla ilgili teorik bilgilerini tazeleme ve yönetim kapasitesini pekiştirme amaçlanıyordu. Şimdi atanan arkadaşın, böyle bir kurstan geçtiğini sanmıyorum. Hal böyle olnuca bu arkadaşın, böylesi teknik bir dairede nasıl başarılı olmasını bekeleyebiliriz ki? Ancak bu dönem aranan “başarı” değil.

GEÇMİŞ OLSUN: Serdar Denktaş, Rum tarafının açtığı davaları yakın takibe almak zorunda olduğumuzu ve artık karşı davalar açma konusunda daha aktif olmamız gerektiğini belirtmiş. Benim bildiğim hem iç hukukta, hem de uluslararası mahkemelerdeki davalar zaten izleniyor. Denktaş’ın kastettiği eğer Güney’deki Türk malları içinse, Annan Planı’na kadar Kıbrıs Türklerinin Güney’deki mallarının adı bile yoktu. Resmi ideolojiye göre, hedefimiz, hak ve hukukumuz sınırlarımızda biterdi, Güney’de kalan mallarla ilgili bir gailemiz hiç olmadı. Bu saatten sonrası içinse geçmiş olsun…

ANASTASİADİS’İN ÇELİŞKİLERİ: Nicos Anastasiadis’in, geçtiğimiz günlerde, AB misyon şeflerine verdiği yemekte yaptığı konuşma gözden kaçtı. Anastasiadis’in söylediği bir çok şey yanında, Kıbrıs-AB bağlantılı olarak söyledikleri önemli. Bir AB ülkesinde başka bir ülkenin garantör olmasından tutun da, diğer tüm konularda AB müktesebatının geçerli olması gerektiğini savunuyor. Bu durumda, masada görüşülen, tartışılanların hiç bir anlamı kalmıyor. Anastasiadis, AB’nin müzakerelerdeki etkinliğinin artmasını bunun için istediğini de özellikle vurguluyor. Konuşmanın özellikle Cumhurbaşkanlığı ve müzakere heyeti tarafından kamuoyuna açık olarak yorumlanmaya ihtiyacı var…

[testimonial font=”helvetica” font_style=”normal” font_size=”16″ background=”#ffffff” color=”#959595″ border=”#0065ad” name_color=”#0065ad” title_color=”#959595″]ZİRVEDEKİLER

Erkut Şahali: Dün Meclis’teki Koordinasyon Ofisi tartışmalarında en cesur, en mantıklı, en ayakları yere basan açıklamayı Erkut Şahali yaptı. Ne bir popülizm, ne körü körüne ideolojik saplantı ne de goygoyculuk vardı. Herkesin, özellikle de CTP’lilerin bu konuşmanın tutanaklarını bulup okumalarında yarar var diye düşünürüm… [/testimonial]

 [testimonial font=”helvetica” font_style=”normal” font_size=”16″ background=”#ffffff” color=”#959595″ border=”#0065ad” name_color=”#0065ad” title_color=”#959595″] DİPTEKİLER

Emrullah Turanlı: Dün bir açıklama yapmış. Adam bizim malımızın üstünde, resmen hepimizle dalga geçiyor. Kendinden haksız para istenirmiş, canına tak etmiş, bu paraları ödemiyor diye hakkında dedikodu çıkarılıyormuş. Artık bu noktadan sonra bu martavallara kimsenin kulak asacağı yoktur. Polis devrededir. Hukuk devrededir. Akıl hocalarına şimdi de sorsun bakalım bu defa nasıl yırtacak. Bir söz de, Ercan’ı bu adama teslim eden ve ihaleyi iptal edeceğini söyleyen  şimdiki hükümetin ortaklarına; göz yummaya devam mı edeceksiniz? Onu da bilelim. Siz göz yummak niyetindeyseniz de, tüm kamuoyu takip edecek. Hem Turanlı’yı, hem sizi…[/testimonial]