Köşe Yazarları

UZLAŞI KONULARI: (RUM ULUSAL KONSEYİNDEN SIZDIRILANLAR.)








Gazetecilikte düsturdur: Doğruluğundan emin olmadığın haberleri verme! Bilmediğin konularda Yorum yapma! “At martini Debreli yer gök inlesin” durumuna düşme! Kendini ti’ye aldırtma, el aleme rezil olma!
Hepsi doğrudur! Fakat gel de bu memlekette müzakereler süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulunur, haberler verirken  yanılma! El alemi kendine güldürtme!
  Akıncı ile Anastasiadis arasında uzlaşıya varıldığı söylenen konuların “Rum Ulusal Konsey”inden sızdırılmasından  söz ediyorum.. Bazı tutanaklar Edek partisi başkanı Sizopulos tarafından açıklanmış. Anastasiadis kızmış köpürmüş ama biz de sonuçta bazı uzlaşı konularını her zamanki gibi yine Güney basınından öğrenme fırsatı bulduk!
EĞER DOĞRU İSELER: Tabi şunu da biliyoruz: Bu tip açıklamalar kamunun tepkilerini öğrenmek  için taktik politikalar gereği de yapılır mesela Rum halkını alıştıra alıştıra çözüme hazırlamak için de!  (Bizde böylesi taktikler falan olmaz çünkü tepeden indirme bindirme politikası değişmez!)
Sonuçta bazı konularda uzlaşı sağlanırken biz de nerelerde “yanıldığımızla” nerelerde “isabet” kaydettiğimizi öğrendik! İşte o doğrularımızdan bazıları:
Bir: İddia ettiğimiz gibi Annan planı referans olarak kullanıyor..
İki:  Anayasa Mahkemesi 4 Türk 4 Rum eşit sayıda olacakmış. (Başkan ve yabancı yargıçlar TC, Yunanistan ve İngiltere dışından ülkelerden oluşacakmış.)
Üç: Senato eşit sayıda olacakmış. (Türk 50-Rum 50 imiş.)
Dört: 114 bin  TC kökenli Kuzey’de kalacakmış. (Geriye kalanlar gidecekmiş!)
Üç: Mülkiyet için Komisyon kurulacak, Başında bir Türk bir de Rum bulunacakmış.
Beş:  Vatandaşlıklar 4 kategoride toplanacakmış. (Kısaca iki kurucu devletin vatandaşları,  Türk ve Rum kurucu devletlere yerleşecekler, bunların seçme seçilme hakları ile daimi ikametleri falan… Bana AB’nin müktesebatını ve 4 özgürlüğü hatırlattı! Esas Başkan bir yabancı uzman olacakmış.)
Yukarıdakiler Yönetim ve Güç Paylaşımı ile Mülkiyet konularına giren uzlaşılar ki geçmişte bu konuları yorumlarken çok da yanılmadığımızı görüyoruz. 
YANILDIĞIM KONU: Kamu Hizmeti Komisyonu 3 Kıbrıslı Rum 3 Kıbrıslı Türk’ten oluşacak, Başkanı da dönüşümlü olurken, Kamu Görevlerine atama 2 Rum’a karşılık 1 Türk şeklinde olacakmış…
KISACA: Yukarıda değerlendirmesini yaptığım konular, üzerlerinde  “uzlaşı” sağlandı denilen konulardır! Bu “bazıları” kelimesi ile ifade edilen açıklamalar  bile Rum tarafını kızdırmaya yetti. Filmin devamını da gördükçe tabi ki gideceğimiz köyün minarelerini de göreceğiz!
    **********
KURUMLAR SORUNU: (DEVLETİ YÜRÜTECEKLERİNE, SORUNLARI İLE AYAK BAĞI OLUYORLAR!)

Meclis Başkanı da yakınmaktadır Cumhurbaşkanı da. Parti Başkanları da “efkârı umumiye” de.. KKTC de Kurumlar “maalesef” denilen bir yakınmada “sorun” olmaktan kurtulup devlete katkıda bulunacak işlevselliğe kavuşamadılar!” Oysa devlet dediğiniz “kurumları” ile kaimdir. Ne kadar düzgün ve verimli çalışırlarsa devlet  o kadar “istikrarlı”  olur. Ki kalkınmanın da iç barışın da güven duygusu ile dirlik ve düzenin de anası babası devletin “istikrarına” bağlıdır.  Bu da Anayasal  hükmü  ile “hukukun üstünlüğü” ilkesinden hareket edilerek sağlanır. 
Artık bunları ilkokul öğrencilerine okutup belletirler. Fakat anlıyoruz ki sorun “okuyup öğrenmekle” de ilgili değildir! Dün de ve son günlerde sık sık yazdığımız gibi mesela  trafik eğitimi okullara yirmi beş yıl önce konduydu. O günlerde 10-15 yaşlarındaki öğrenciler tutun ki şimdi otuzlu kırklı yaşlardadırlar ama trafikle aralarının hiç de iyi olmadığını artan kazalar, çarpmalarla görüyoruz! Ölenlerin arkasından da ağıt yakıyoruz! Hatırlatalım: Okullar da devletin kurumlarıdır!
YİNE HATIRLATALIM:  CTP Genel  Başkanı  Talat Hükümetin çok gerilerde kaldığını, bunun bir nedeninin de “su sorunu” olduğunu söyledi ve bundan sonra hükümetin “programını” uygulamaya başlayacağının müjdesini verdi…
Hükümet bir kurum değildir, Devletin “yürütmesidir.” Fakat “su işleri” yönetimi ile birlikte bir kurumdur. Belediyeler de…
ŞİMDİ BAKIN bakalım:  Su sorunu ortaya çıktıkta Hükümeti darmaduman eden bu Kurumlara bakın! Hangisi hangisini “tamamlayacak, taşıyacak, donatacak, yürütecek işleve sahiptir?”
Bakın bakalım: Kendilerine bile yar olamayan belediyeler mi su yönetimine sahip çıkacak da memlekete hayrı olacak!
Bakın bakalım. Yıllardır çeşmelerden tuzlu sular akıtan Su İşlerimiz o yıllardır dediğimiz yıllar içinde nasıl bir su projesi üretti? TC’nin yaptığı göletlere, devletin olması gereken su kuyularına, bazı yıllar  akan derelere, kısaca su rejimine, kuraklığı alın yazısı haline getirmeyecek ne tedbirler alabildi?
Üstelik  TC’den gelen su  memleketin bu kurumlarını olumsuz etkiledi demezler mi? İnanır mısınız?
Döne dura ayni soruna tosladık! Nitekim  Temmuz 2015’den beridir elimin altında duran 7 aylık Hükümet programına bakıyorum. Henüz ellenmemiş. Kaldı ki dört ayı su sorununa yedirilmiş! Hükümet bir koltuğunun altına iki karpuz sıkıştıramıyor kadar güçsüz ve çaresiz!
BUNA KARŞIN. Motoru çalıştıracak olan dinamoyu devreye sokun. Kamu Görevlileri Yasasını olsun geçirin. Belki devlet de harekete geçecek gücü bulur.
     **********
KISACA TAKILDIĞIM:  NEDEN YENİ KAMU GÖREVLİLERİ YASASI AÇIKLANMIYOR?)




  Öteden beridir en büyük sorunlarımızdan biridir:  Yasalar çıkmadan önce değil, kamuda çıktıktan sonra tartışılır.  Tabi hem çok geç olur hem de ilgili sendikaların zılgıtını yer! Bu kez de “değişiklik” üstüne değişikliğe uğrar, cascavlak kalır!
Kaç gündür medyada tam da  bu serzenişimizi doğrulayan ve Kamu Sen Başkanının sürekli tekrarlığı bir çağrısına tosluyoruz. Diyor ki Mehmet Özkardaş “yeni kamu görevlileri yasası tartışılmadan Meclis’e giderse bunu eylem nedeni sayacağız.” Daha ne desin! Buna karşılık hâlâ bir haber yok! Yani ille de her yasa tasarısı gündeme geldiğinde bir maraza mı çıkmalıdır! Açıklayın basın da öğrensin, bizzat kamu görevlileri de…







Başa dön tuşu