Köşe Yazarları

ÜZERİNE ÖLÜ TOPRAĞI SERİLİ HALK

Erdoğan Özbalıkçı yazdı







        Geriye dönüp baktığımızda, Kıbrıs Türk halkının dinamizmi birçok ulusa örnek olacak kadar coşkuluydu.




        Kıbrıs Türkleri , ada üzerindeki varlıklarını korumak için, ellerinden geleni fazlasıyla yaptılar. Uzun yıllar gettolarda yaşamalarına rağmen, hiçbir koşulda ezik olmadılar. Çocuklarının geleceğine çok önem vererek, onların eğitimleri için her şeylerini seferber ettiler.



        Şimdi Kıbrıs Türklerine baktıkça, eski durumlarla karşılaştırınca, bu halka ne oldu diye acı acı üzülüyoruz.

        Büyük bir ekonomik yıkımın yanı sıra, dünya ile olan bağlantılarımız alabildiğine kesildi. Türkiye üzerinden yurt dışına açılmak istediğimizde, çok yüksek orandaki UÇAK BİLETLERİ, bize yerinizde kalınız der gibi.

        Birçok insan yurt dışına çıkışı artık Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinden yapıyor. Ancak Türkiye üzerinden adaya gelmiş ve Kıbrıslı olmuş insanlar Güney’e geçemedikleri için, onlar tam da duvarsız bir hapishane içerisine sıkışmış durumdalar

        Geçmiş yıllarda, devlette çalışanların maaşları Rum kesimindeki çalışanlarla kıyaslanabilirdi. Kuzey’de yaşayanların alım gücü iyi bir noktadaydı.

        Şimdi ise, insanlar ay sonunu değil, ortasını nasıl getirtebileceklerinin hesabını yapmaktadırlar.

        TL nin aşırı dalgalı hali, maaşları devamlı tırpanlamakta ve bu da KKTC ekonomisini çökertmektedir.

        Kıbrıs’ın Kuzeyinde yaşayanlar, ULUSLAR ARASI KAMUOYU ile bütünleşmek için artık hiçbir çaba  GÖSTEREMİYOR.

        MUHALEFETTEKİ SİYASİ PARTİLER, halka bu alanda önderlik etme yeteneklerini İYİCE KAYBETTİLER.

        Halk evine ekmek götürecek yollar belli iken, o yolları açmak yerine, siyasi iktidarlara yaltaklanarak, olmayan kaynaklardan pay alma peşinde SÜRÜKLENİYOR.

        Lefkoşa’nın ÇAĞLAYAN bölgesinde oturan halk, BAF KAPISI’nın ulaşıma açılması durumunda, hayatlarının alabildiğine değişeceğinin, bölgenin ekonomik olarak canlanacağının farkında olmadıkları için, bu konuda HİÇ MÜCADELE ETMİYOR.

        Yağmalanan Rum mallarının bizi çürümeye ve yok oluşa sürüklediğinin hala farkında değiliz.

        “HAZIRA DAĞ DAYANMAZ” Atasözünü sık sık kullanmamıza rağmen, özünü kavramadık.

        Üretmenin önemi, üretim sürecindeki disiplin ve verilen emeği koruma güdüsüdür. Bir kaynağı siz üretmediyseniz, onun kıymetini bilemezsiniz. O kaynak size fayda değil, sadece zarar getirir.

        TL ile olan yaşamın yıkıcı etkisini hala görmek istemiyoruz. Dünya ile bütünleşebilmek için, ULUSLAR ARASI YAŞAM  normlarına uymamız gerektiğini anlıyamıyoruz.

        ÜZERİMİZE , ÖLÜ TOPRAĞI mı serildi. Bir karış önümüzü GÖRMEK İSTEMEMİZİN  bizi yok oluşa hızla sürüklediğinin niye farkına varmak istemiyoruz.

        Küçücük çıkarlar peşinde koşanların dünyada kazandıkları HİÇ OLMADI.

        Kuzey’de yaşayan herkes, acı bedeller ödeyerek bunu öğrenecektir.

       

 

 









Başa dön tuşu