TeknolojiUzay

Uzaylı konusu kabak tadı vermişken bilim insanları neden umudunu kesmiyor?

Şimdiye kadar sadece bilim kurgu eserlerinde karşılaştığımız uzaylıları aramak konusunda, bilim insanları oldukça kararlı ve çalışmalar yapmaktan vazgeçmiyorlar.

1960’lardan bu yana ABD’deki 51. Bölge hakkında pek çok teori ortaya atılıyor. Bu bölge hakkında en çok dile getirilen komplo teorilerinden bir tanesi ise orada bir uzaylının ve gezegenimize geldiği geminin bulunduğu yönündeki teori. Hatta bazı komplo teorisyenleri, bugün kullandığımız pek çok teknolojinin o araç üzerinde yapılan tersine mühendislik çalışmaları sonucunda hayatımıza girdiğini söylüyor.

Uzayda bir yerde yaşam olduğuna inananlardan iseniz yalnız değilsiniz. Dünyadışı akıllı yaşam arayışı (kısaca SETI), modern bilimin en büyük meydan okumalarından biri ve tarihi 1900’lere kadar gidiyor.

Yıllar içinde çalışmalar daha sofistike, daha gelişmiş ve sayıca da daha fazla hale geldi. Uzayın bir köşesinde gezinen gemiler görmeyi başaramadık. 15 milyar ışık yılı mesafedeki bir gezegende de buradan bakınca var olan medeniyeti göremeyiz, zira biz adamların milyarlarca yıl önceki geçmişine bakıyoruz. Madem öyle, uzaylıları nasıl bulacağız?

Uzaklardaki yaşamın keşfi için ilk baktığımız yer hala en mantıklı yer: radyo sinyalleri. Evrende gezinen birileri varsa onu bakıp görmemiz neredeyse imkansız ama arkasında bıraktığı radyo sinyallerini bulabiliriz. Kaldı ki biz de uzaya radyo sinyalleri gönderiyoruz. Uzayda körlemesine yolculuk etmesi için gönderdiğimiz bir uzay aracımız bile var. Her ne kadar rahmetli Stephen Hawking böyle şeyler yapmamızı pek tavsiye etmese de evrene varlığımızı belli ediyor ve evrendeki diğerlerini arıyoruz.

Bir diğer mantıklı nokta da aramamızı ötegezegenlere yoğunlaştırmak. Güneş Sistemi dışında bulunan milyarca gezegen var ve bu gezegenlerden bazıları, Dünya ile benzer koşullara sahip. Bizdeki gibi bir yaşam orada da başlamış olabilir. Buradaki tek sorun, o gezegenlerde yaşam olduğunu şimdilik sadece tahmin edebiliyor olmamız. Şöyle örneklendirmek gerekirse, bize 200 milyon ışık yılı mesafeden bakan bir araştırmacı, aşağı yukarı 200 milyon yıl önceki ışığı görecektir.

Bu da o araştırmacının şöyle notlar tutmasına neden olacak: “Gezegen 35GB23X-004’te akıllı yaşam izi yok ancak gelişmiş yapıya sahip çok hücreli canlılar var. Gezegen, devasa kertenkeleler ve yaklaşık 1 metrelik böcekler tarafından kuşatılmış durumda.” Bu tanım hiç de bir New York’a, bir Cape Town’a ya da İstanbul’a uygun değil.Son olarak da bazı gizli çalışmalar ve komple teorileri var. 2017 yılında New York Times gazetesi, Pentagon’un gizli bir UFO projesine 22 milyon dolar ödenek ayırdığını ortaya çıkarmıştı.

51. Bölge hakkındaki pek çok belge ve kaynak şu anda gizli olarak tutuluyor. Bu durum da daha pek çok komplo teorisinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Uzayda bir yaşam olduğuna inanan ama bilim insanı ama sıradan vatandaş pek çok kişi var. Bilim insanları, uzaylı komşularımızı görmeden önce sesini duyacağımızdan ise emin.

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı