Birkaç akşam önceydi.
Televizyonda bir film.
2013 yapımı.
Adı: All is Lost
Oyuncu Robert Redford.
…
Başka oyuncu yok.
Bir tek o.
Hikayesi çok yabancı değil.
Hollywood deniz maceralarını seviyor.
All is Lost filmi de denizde geçiyor.
Film sessiz film gibi.
Gök ve denizin öfke sesleri dışında,
Konuşma falan da yok.
Filmin iki yerinde iki sözcük var sadece.
Biri “lanet olsun”, diğeri “imdat”.
Fakat, soluksuz izleniyor…
…
Redford yatı ile denize açılır ama denizin öfkesi ile karşılaşır.
Fırtınalar, şiddetli yağmurlar.
Yatında her türlü teçhizat var.
Hayat kurtarma malzemelerinden gerekli yiyecek içeceğe kadar.
Fakat, deniz bütün bunları yutmaya karar vermiş.
Yat fırtınalardan alabora olurken, Redford gerekli malzemeleri alıp şişme botu ile batmak üzere olan yattan kurtulmayı başarır.
İki yedek botu vardır.
Biri daha geniş, diğeri daha büyük.
Deniz durulduğunda, her şey yolunda gibi gider.
Ama öyle değil.
Bulutlar tekrar toplanacak, hava tekrar gürleyecek ve denizin ortasında korkunç serüven tekrarlanacaktır.
Öyle olur.
Redford, küçük şişme botu ile baş başa kalır.
Malzemeleri de tükenmiş durumdadır.
O karamsarlık içinde yanından iki kez büyük yük gemisi geçer.
Onlara işaret fişeği ile görünmek istese de başaramaz.
Gemiler alıp başını gider.
Yaşı ilerlemiş olan adam çaresizliğine gömülür.
Köpek balıkları botun altında dolanmaktadır.
Fakat, onlarla başı belaya girmez.
Balıklar sessizce gelirler, sessizce giderler.
…
Artık bitkin vaziyettedir.
Gündüzler geceleri, geceler gündüzleri kovalamakta.
Bir gece dolunay var.
Ay’ın ışığı denizde adamakıllı bir ışık yolu oluşturmuş.
O haldeyken gözleri ha kapandı ha kapanacak, denizde sürüklenmekteyken, çok uzaktan parlak bir ışık belirtisini fark eder.
Umut yeniden kapıdadır.
İşaret fişeği kalmadığından, not defterinin sayfalarını plastik bir bidon içinde yakmaya karar verir.
Kağıt parçaları tutuşur ve alevler yükselirken, önce plastik bidon yanar, daha sonra şişme bot.
Çaresiz denize atlar.
Her şeyini kaybettiği andır.
Gözlerini uzaktaki parlak ışığa diker.
Bakar ve bakar.
Ama gelecek gibi değil.
Yaşlı vücudu zaten yorgun.
An gelir, gövdesini denize teslim eder.
Yavaş yavaş dibe doğru sürüklenir.
…
Her şeyin bitti zannedildiği anda, yüzeyde geniş bir ışık kümesinin oluştuğunu görür.
Kendisini hemen toplar, yukarıya doğru çıkar.
Ona uzanan bir el var.
Tutar…
…
Umut her zaman vardır.
…
Uzat ellerini…
































