Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Uyuyan bir halk değiliz

Oturur durumda gazete ve kitap okurken uyuklar mısınız?


Uyuklarız…

Televizyon seyrederken uyuklar mısınız?

Hem de nasıl…

Pasif olarak toplum içinde otururken, sinemada ya da tiyatroda uyuklar mısınız?

Mışıl mışıl…

Ara vermeden en az 1 saatlik araba yolculuğunda uyuklar mısınız?

Biraz…

Öğleden sonra uzanınca uyuklar mısınız?

Uyuklamak ne!
Tekmil horlayarak…

Birisi ile oturup konuşurken uyuklar mısınız?

Bir, konuşma uzunsa, iki, masal dinlerken evet…

Alkol almamış, öğle yemeğinden sonra sessiz ortamda otururken uyuklar mısınız?

Pek tabii…

Yukarıdaki sorular sürekli uyku halinde olan insanlara uygulanan bir testmiş.
Bilimsel.
Epworth Uykuluk Skalası…

Bu skalada puanlar var.
Soruları puanlar ve neticeyi öğrenirsiniz.
Kendi kendinize.
En az 10 puan alanların durumu kritik.
Bu durumdakilerin derhal bir uyku laboratuarında gözetim altına alınmaları gerekiyor…

Yukarıdaki sorulara yanıtlar verdik.
Bana öyle geliyor ki, bizim toplumun diğer saygıdeğer bireyleri de beş aşağı beş yukarı aynı yanıtları verirdi.
Bu yüzden sizin adınıza da cevaplar vermiş olduk.
Bu durumda, puan cetvelimizde çıkacak sonuç 10 puanın üzerindedir…

Tıbbi netice:
Sürekli uyku hali.
Bir hastalık bu…

Böyle bir durumda, kırk yıldır süren Kıbrıs görüşmelerinin neden bir sonuca varmadığı da anlaşılmış oluyor…

Sorun neden kırk yıldır çözülemiyor?
Bu yüzden!
Sürekli uyku hali.
Herkesin acil çözüm istediği ve kırk yıldır konuştuğu bu adada mesele bir türlü halledilemiyorsa, bunun nedeni artık siyasette değil, tıpta aranmalı…

İşte bilimsel ve can alıcı soru:
Birisi ile oturup konuşurken uyuklar mısınız?
Buyurun.
Yanıtlayın…

Kırk yıl konuşma mı olur?
Adam uyumaktan ölür, bir daha kalkamaz…

Kırk yıldır konuşan taraflara kimsenin bir şey dediği de yok!
Bizim neredeyse uyurgezer olduğumuzu bildiklerinden.
Yetmez biz konuşuyoruz, bir de dışarıdan gelenler konuşuyor…

Uyumayalım da ne yapalım?

Ama gönlünüzü rahat tutun.
Artık uyanma vakti geldi.
Meselenin üç ayda biteceği söyleniyor.
Bitmezse de,
Tekrar değerlendirme yapacağız.
Bir 40-50 yıl daha konuşamayız…

Öte yandan Hristofyas ne dedi?
“1960’ta bağımsızlığın kazanılmasıyla, ortak devletin, ortaklık devletinin yaratılmasıyla Kıbrıs halkının bütününün kendi kaderini tayin hakkını kullandığı ortak sonucuna vardık” dedi…
O da son sözünü söylemiş oldu.
Üstelik de çok hayırlı bir haber vererek.
Bilmezdik.
Öğrenmiş olduk.
Sağ olsun…

Taşlar yerine oturuyor!
Biterse her şey yolunda.
Bitmezse, değerlendireceğiz.
Zaten kendi kaderimizi tayin hakkını da kullandık…
Hem de hep beraber.
Dünürcülerin onayıyla.
Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve biz…

Mesele bitiyor.
Artık konuşmak yok.
Uyumak da yok.
Bugüne kadar her şeyi konuştuk…

Kırk yıl dile kolay.
Biraz sabır,
Buna üç ay daha ekleyelim.
Bu iş biter.
Gayrı, aramızdan birinin çıkıp konuşmak isteyeceğini sanmıyorum…

Yoksa, daha çok bizi uyku laboratuarlarına alırlar…

Bu kadar yeter.
Biz uyuyan bir halk değiliz…