Bir ömrün yarıya yakını uykuda geçiyor.
İnsan uyurken başka bir dünyadadır.
Dert, yok, sorun yok.
…
Uyanırsınız,
Bazen şaşırarak,
Bu dünyanın neresinde olduğunu bilemezsiniz.
Hani uyku sersemliği derler,
Geçince dünyaya dönersiniz.
Tekrardan aynı şeyler…
…
Bir tek uykuda başka dünyalardasınız.
Hiç olmadık dünyalarda.
Orada tekrar yok.
Her defasında başka dünyadasınız…
…
Bazen uykuda bulunduğunuz dünyanın tesiri gün boyu sürer.
İki dünya arasında kalırsınız.
Hangisi gerçek,
Hangisi daha mutlu,
Hangisi kötü,
Şaşırıp kalırsınız…
…
İnsanoğlu hep mutluluğun arayışı içerisindedir.
Uykuda iken olup bitenler bile bazen mutlu bazen de mutsuz eder insanı.
Bu yüzden rüya tabirleri vardır,
Ki uydurmadır.
Ancak insanlar, mutlu olabilmek için uyduruk hikayelere bile ihtiyaç duyarlar…
…
Uyurken hiçbir şey yapılmamış olması,
Uyanıkken hiçbir şey yapmayanlara karşı bir silah olarak kullanılır.
Politikacılar, yöneticiler yeterince icraat yapmadıklarında uyumakla suçlanırlar…
…
Kıbrıs coğrafyası sıcak iklim kuşağında olduğundan insanları da genellikle uyku halindedir!
Ya da uykuyu sevmektedir.
Haliyle uyku hali dağda, ovada, iş yerlerinde, dairelerde, hükümetlerde sürüp gitmektedir.
Ayağımızın ve koltuklarımızın altına birden fazla sandalye almamızın nedenlerinden biri de bu uyku hali olsa gerek…
…
Uyuyan bir ahali olarak Kıbrıs meselesinin de kırk yıl çözümsüz kalması ve buna dayanıklılık göstermek,
Kıbrıslılara mahsus bir şeydir…
…
Sadece Kıbrıslılar mahsus mu?
…
Konuyu Çetin Altan’a bırakalım:
– Adam gece yarısı uyandı, baktı ki odanın tavanı çatlamış.
– Çatlamışsa çatlamış, dedi.
Sağ tarafına döndü uyudu.
Adam tekrar uyandı, baktı ki, gökyüzüyle yıldızların altında; dam da uçmuş.
– Uçmuşsa uçmuş, dedi.
Sol tarafına döndü uyudu.
Adam yine uyandı, baktı ki kırlar ortasında; çünkü ev de yıkılmış.
– Yıkılmışsa yıkılmış, dedi.
Sağ tarafına döndü uyudu.
Adam tekrar uyandı, baktı ki bir tren geliyor üstüne.
– Geliyorsa geliyor, dedi.
Sol tarafına döndü uyudu.
Adam yine uyandı. Bir yargıç kendisine:
Neden karını paramparça doğradın, diye soruyordu.
– Doğradımsa doğradım, dedi.
Sağ tarafına döndü uyudu.
–
Bir ömür boyu arada sırada uyanıp, birtakım rezaletler gördükten sonra; sağ yahut sol tarafımıza dönüp, tekrar uyumakla mı geçiyor hayat, bilemiyorum.
Ancak hipnozlarımızdan kurtulamadığımız kesin.
–
Tehlikeler gitgide büyüyor, yaklaşan belaların sinyalleri güçleniyor.
Biz bir sağımıza dönüyoruz, bir solumuza dönüyoruz.
Sonra yeniden uykumuza dalıyoruz…
































