Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

UYARMAK YURTTAŞLIK GÖREVİMİZDİR! (YAPMAMAK MEMLEKETE İHANETTİR!)

(İnternet gazeteciliği” denen olaya uyum sağlamaya çalışıyorum, doğrusu  çok da becerdiğimi söyleyemem.” Bu nedenle kaç haftadır laflayıp duruyorum ve bugün de müsaadenizle laflamaya devam ediyorum..                                    ***

FIKRAYI  unuttum ama eksiğiyle şöyle bir şeydi:

Adam iki kızından birini çok uzaklardaki köylerden bir “kiretmitçiyle” diğerini de “çiftçiyle evlendirmiş. Köyler uzak ya. İki üç yıl sonra hele gidip hallerini sorayım demiş.

Önce kiretmitçiyle evlendirdiği kızının yaşadığı  daha uzaktaki köye gitmiş..  Hal hatır sorup hasret gidermelerden sonra  “işler nasıl gidiyor kızım” diye sormuş adam.

“Sorma baba demiş kız. Durmadan yağmur yağıyor, havalar yağışlı!  Güneş açmıyor, kiremitler kurumuyor, halimiz perişan…

…Bu kez de adam tam zıt istikametteki  köye evlendirdiği kızını ziyarete gitmiş..   Hal hatır sormalardan sonra, “işler nasıl gidiyor kızım” demiş..

Sorma baba demiş kız. Havalar kurak yağmur bekliyoruz yağmıyor! Ekinler kurudu mahvolduk!..

ADAM  bir süre sonra köyüne dönmüş, karısı sormuş: Eee efendi bizim kızlardan ne haber.  Sağlıkları durumları nasıl, iyiler mi?”

“Sorma demiş adam. Biri yağmur yağsın diye dua eder, diğeri yağmasın diye! Anlayacağın işleri Allaha kaldı hanım” demiş!

***

HANİ bugün bazı işyerleri  açıldı ya! Zaten bir aydır açılsın diye dua edenler sevindi ama bu kez de ola ki koranavirüs geri döner korkusuyla hem üzüldü hem  korktu!

Zaten yaşam  hep böylesi çelişkili süreçtir! Birileri kaybederken birileri kazanır! Ki dünya “savaş zenginlerinin” hikâyeleriyle  doludur! Ve tam tersi savaşlar nedeniyle batıp giden nice zengin insanların!..

Ki 1963 ile 1974’lerden sonra “bu küçük adada biz bile yaşadıktı bu “kaderle kadersizliği!”

VESSELAM  “Allah ne kadar büyük ve muktedir olursa olsun” bu dünyada “insanlar arasında ne eşitlik vardır ne hakçasına paylaşım!

Bunları sağlamak için “Anayasalar” da yapılsa,  yasalar, kurallar da oluşturulsa dünya (benden çok daha iyi bildiğinizce) işte ne idiyse dün, bugün de odur!

“…BUGÜN” ise  aradan geçen bir buçuk aylık süreden sonra Hükümetin “temkinli ve tereddütlü” bazı işyerleriyle işletmeleri yeniden açmasının, faaliyetlerine izin vermesinin  gündür!

Yani insanlar “bir aylık uzun yasaklar sonunda yine eskisi gibi birbirleriyle (altını çizerek yazıyorum) çok yakından temas edecekler!

Denecek ki bunları biz de biliriz tekrarına gerek yoktur!

Doğru. Fakat unutmayın Türkiye her sabah hep bir ağızdan, “evde kal Türkiye” diye uyanır “evde kal Türkiye” diye yatır.. Eğer “uyulması gereken tedbirleri birbirlerimize söyleyip telkinlerde bulunmazsak vatandaşlık görevimizi yapmış sayılmayacağız. Bu nedenle biraz da “İnternet” gibi bir yeni alanda,  derdim olmayacak  serbestlikle yazarken  diyorum  ki “aman dikkat!” Topluluklar içinde ne birbirimizin suratına “üfürelim” ne güreşir gibi omuz omuza tokuşup vuruşalım.  (Ki bu davranışları Marketlerde çokça görürsünüz!)

Çünkü bu virüs geri dönerse diyor sorunun “uzmanları” halimiz harapmış ona göre!


BU RUHU YAŞATMALIYIZ

KKTC’i bilenler şunları da bilirler: Öncelikle Ekmek elden su gölden Cumhuriyetidir. (Türkiye verir biz yeriz!)

Buna karşılık “dağı taşı altındır, yedi düvelin insanları bu memlekette hayat hakkı ararlar!

Kimileri esrar işleriyle uğraşırlar kimleri kadın ticaretiyle.. Kimileri kaçak iççidirler kimileri kapısından bile girmedikleri üniversite öğrencisi!

Belediyeler halka değil; temizlik tertip faaliyetleriyle  Sivil Toplum Örgütleriyle halk Belediyelere katkıda bulunurlar!

KKTC’deki Kumarhaneler Amerikalarda bile tanınır ama Devlet kendi halkı tarafından bile tanınmaz!..

Planları vardır  yolu yoktur! Programları vardır uygulayanı yoktur!

Bir aydır sağlıksız ortamından dolayı Koronavirüs’ten iki üç   kişi ölürken öncesi sağlıklı günlerinde sadece trafik kazalarından bir iki düzine insan ölürdü…

…Sonra her yıl bir yeni seçimle yeni bir hükümet kurulur, göreve başladığının ikinci günü en erken nasıl istifa edeceği yada erken seçime gideceğinin çalışmalarına başlar!

…Gelen her hükümet TC ile Mali ve Ekonomik protokol imzalayarak “uygulayacağım” sözüne karşılık,  “parasal katkıları” cebellü eder ama köşeyi döner dönmez Ankara’ya nanik çeker!..

FAKAT!.. İşte bu memlekette “cici” de olsa demokrasi vardır!

Geçen hafta bir gazetemizin RTÜK tarafından aykırı bulunan yayınları nedeniyle “uydu yayını” kesilirken “iktidarının muhalefetinin” seveninin sevmeyeninin, “bu gazeteye destekleriyle  RTÜK’ye  yönelik kınamalarına baktığımda bir kez daha anladım: “Kıbrıs Türk halkı iç barışı dolayısıyla istikrarı tesis etmemiş olsa da  “ülkesi KKTC”inin bağımsızlığını  savunma söz konusu olduğunda, tıpkı o 1963’lerin seferberlik  ruhuyla hareket etmektedir.. Hani sık sık insan vatanını sever derdik ya… Kıbrıs Türk halkı gerçekten sevmektedir.

Her şeye karşın bu “ruhu” yaşatmalıyız..