Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Üniversiteler YÖK denetiminden memnun mu..?

YÖK ve YÖDAK arasında sessiz sedasız bir protokol imzalandı.
Bugüne kadar KKTC üniversitelerinde akreditasyon aşamasında denetimi bulunan YÖK’ün bundan böyle Türkiye üniversitelerinde yaptığı yıllık olağan denetimleri, KKTC’de de yapacağı bildiriliyor. Bunun için de YÖK ve YÖDAK Ortak Komisyonu kurulacak…
YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya imza töreninde, “YÖK Denetleme Kurulu’nun devlet ve vakıf üniversitelerinde yaptığı denetimleri, Kıbrıs’taki üniversitelere de genişletiyoruz” diyor.
YÖDAK Başkanı Hüseyin Gökçekuş ise, “Üniversitelerin, her yıl Türkiye’dekiler gibi düzenli olarak YÖK ve YÖDAK Ortak komisyonu” tarafından denetlenmesi kaliteyi ve güvenilirliği artıracak” şeklinde konuşuyor…
Üniversitelerin denetimine kimsenin itirazı yok. Kaliteyi, bilimselliği korumak şart. Olayın giderek ticarileşmesi, sektörün geleceğini tehdit ediyor, bunu hepimiz biliyoruz.
Ancak, YÖK’ün Türkiye üniversitelerinde bilimsel araştırmalara denetim getirdiği iddiaları da malum. Bu durumda üniversitelerimizin bilimsel özerkliğini korumak da YÖDAK’a düşüyor. Yani kendi şartlarımızla, kendi birikimimizle…
Bugünkü yapısı ile YÖDAK’ın ne gücü var, ne tarafsızlığı…
Üstelik de önümüzdeki Pazar oylanacak Anayasa değişikliğiyle YÖDAK, üniversitelerin denetiminden sorumlu bir Anayasal Kurum haline geliyor. Sadece denetim de değil, “bilimsel araştırmaları yönlendirmek” görevi de veriliyor. Oysa mevcut Yükseköğretim Yasası’nda böyle bir görev yok.
Şimdi bu protokolle YÖDAK bu görevlerini doğrudan YÖK’e devrediyor… 
Yıllar yılı YÖK karşıtı eylemlerin başını çekenlerin partisi CTP, sonunda üniversitelerin özerkliğine darbe vuran, hatta bunu Anayasa’ya koyan bir parti oluyor…
Ben aslında üniversitelerin bu konuda ne düşündüğünü merak ediyorum. Ama her nedense onlardan henüz tık yok…

 

OKUR UYARIYOR
Ercan Havalimanında BÜYÜK terbiyesizlik..!!
Geçtiğimiz Cumartesi günü, sabah Londra’dan Kıbrıs’a seyahat eden 77 yaşındaki Günay Şefki adlı yolcu, Ercan havalimanında hem tekerlekli sandalyeden düşürülüp, hem de hammaldan hakaret işitti. Yaşlı olduğu için tekerlekli sandalyede uçaktan havalimanına taşınmak zorunda olan Günay Şefki, hammal tarafından tekerlekli sandalyeden düşürüldükten sonra, özür yerine, hammal tarafından bu hakaretleri duydu, “Bunlar zaten mahsus yaparlar, tekerlekli sandalyeye ihtiyaçları yok, sadece valizlerini ve kendilerini taşıtmak için böyle yaparlar”…  77 yaşında olan kadın, ayaklarını ve belini inciterek morluklar içerisinde darbe aldı. Şikayetlerine rağmen halen yetkililerden bir özür bile alamayan Günay Şefki, “77 yaşındayım,  hiç böyle canilik görmedim ve de böyle hakaret duymadım, beni acele acele dikkatsizce tekerlekli sandalyeden düşürdüler ve üzerine hakaret işittim.  İnsanlık mı bunların yaptığı!” dedi. (Ö.İ.)

 

YERİN KULAĞI VAR
ENKAZ EDEBİYATI:
Şunun şurasında seçimlere üç gün kaldı. Pazartesi günü ak koyun, kara koyun belli olacak. Kimin kazanacağından çok, kazananların propaganda süresince vatandaşa vaat ettikleri o projelerini ve verdikleri sözleri nasıl yerine getireceklerini merak ediyorum. Yarın çıkıp da, “Böyle bir enkaz beklemiyordum” derlerse hiç şaşırmayın. Çünkü bizim siyasetimizde enkaz edebiyatı her dönem  revaçtadır…

SAĞLIK BAKANI’NIN İŞİ NE:
Doktor, hemşire eksikliği, hatta çalışmayan cihazlar, bunlar hastahaneye giden hastalar için günlük olaylar haline geldi. Ancak basında yer alan ve hastalara verildiği ileri sürülen “süresi geçmiş ilaç” iddiası, “yok artık” dedirtecek cinstendi. Her yıl onlarcasının tedavi aldığı onkoloji bölümünün içler acısı durumunu kaç kez yazdık. Tuvaletlerine girilmiyor, lambalar yanmıyor ve suları akmıyor. Sağlık Bakanı’nın görevi ne acaba..?

ACELEYLE BU KADAR:
Anayasa değişikliğinin aceleye getirildiğini sürekli yazdık. Bakın dediğimiz oldu. İçeriği ancak şimdilerde vatandaşın bilgisine geldi ve tartışılmaya başlandı. Mal varlıklarının açıklanmaması, vekillere ikinci iş yasağı gelmemesi, YÖDAK konusu ve niceleri. Oysa bu tanıtımlar tasarı daha Meclis’teyken yapılsaydı ve kamuoyunun tartışması için süre tanınsaydı, ben eminim çok daha iyi düzenlemeler ortaya çıkacaktı.

BÖLGE HALKI RAHATSIZ:
Caretta kaplumbağalarının yaşam alanı olan Alagadi bölgesinde, koruma alanı içerisinde bulunan bir yer, Girne’de otel işletmeciliği yapan birisine kiralanmış. Söz konusu kişinin ise, özellikle turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bu bölgeye, restaurant yapmak için izin başvurusunda bulunduğu iddia ediliyor. Bölge halkı, koruma altına alınan bölgeye restaurant izni verilmesi halinde doğanın tamamen yok olacağı endişesi nedeniyle tepki göstererek, yetkilileri göreve çağırıyor…  Çevreciler, aman dikkat…

ANAMUR’DA KURAKLIK:
Türkiye basınında bir haber;” Mersin‘in Anamur Belediyesi, KKTC‘ye borularla su verecek ilçede kurak geçen kış mevsiminin ardından su tasarrufu için 25 bin broşür dağıttı”…  Devlet Su İşleri KKTC‘ye su verilecek olan Alaköprü Barajı’nın üzerinde bulunduğu Kocaçay deltasında proje için bir sıkıntı yaşanmayacağını, bu yıl Ala Köprü yanında haftada bir ölçüm yapıldığını ve saniyede 10 metreküp su geçtiğini, bunun barajın su tutmasına engel olmayacağını açıklasa da, proje daha bitmeden kuraklıkla karşılaşması insanı bundan sonrası için endişelendiriyor…

YENİ BİR ŞEYLER Mİ VAR:
Türkiye AB Ortaklık Konseyi Toplantılarında, Türkiye’nin AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Türkiye, müzakere sürecinde üzerine düşeni yapacak. Aynısını AB’den de bekliyoruz” dedi.  AB’nin talebi malum; Türkiye’nin Güney Kıbrıs’la ilişkilerini normalleştirmesini istiyor.  Diğer taraftan, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, “Kıbrıs, Türkiye aleyhine kullanılıyor…. Orası çözüldüğünde Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz daha da rahatlayacaktır” demekte… Şimdi Sayın Bakanların sözleri AB bağlamında Kıbrıs’ta yeni bir politik açılıma mı işaret ediyor acaba..?

ZİRVEDEKİLER
Nezire Gürkan: “Meclis’te anayasal değişikliğe ‘evet’ deyip kamuoyuna ‘hayır’ kampanyası yürütenlerin veya ‘evet’ deyip ‘evet kampanyasına katılmayacağız, sessiz sedasız duracağız’ diyenlerin de bugün olduğu gibi seçimden sonra da sorgulanmayacağı ortada… …değil partilerinde, kamuoyu ve basın tarafından ‘ikiyüzlülükle’ sorgulanmayacakları da açık… Kabuğuna çekilip gittikçe daha fazla dört duvar arkasına saklanan ve yaşam alanı daralan ülke insanı gibi siyaset de… Kim bilir; belki kabuk yeni filizlerle ezber bozmaya hazırlanıyor”…

DİPTEKİLER
Uyuşturucu: Uyuşturucu, Sigara ve Alkolle Mücadele Derneği yayınladığı mesajda, ülkemizde uyuşturucu kullanma yaşının 14’lere kadar düştüğünü belirterek, mücadelenin devlet politikası haline gelmesini istedi. Uyuşturucuya karşı ciddi birtakım önlemlerin alınması için daha neyi bekliyoruz. Bu kafayla gidersek yakında uyuşturucu kullanımı ilkokullarımıza da girmeye başlayacak…