Köşe Yazarları

“Üniversiteler ticari kazanç mecrası”

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği “2016 KKTC Ekonomi Durum Raporu”nu açıklamış. Yenidüzen Gazetesi’nin haberine göre raporun sunuş bölümünde büyükelçi Derya Kanbay ülkedeki yükseköğretim ile ilgili şöyle demiş: “Yükseköğretim alanındaki büyümenin Kuzey Kıbrıs’ta akademik zenginlik, teknolojik dinamizm ve kültürel çeşitlilik gibi sonuçlardan uzaklaşarak, adeta ticari kazanç mecrası konumuna yönelmiştir”

Biz yıllardır bu köşede ve tv programlarında sayın büyükelçinin söylediklerine benzer tespitler ve uyarılar yaptık. Bu büyümenin doğru büyüme olmadığını öğrenci sayısının 100 bini geçtiğini ve bunun sosyal sorunlara sebebiyet vereceğini defalarca söyledik yazdık. Bu ülkede 15 üniversitenin faaliyette olduğunu ve bir o kadar daha faaliyete geçmek için sırada beklediği bir ortamda yükseköğretimin masaya yatırılması kaçınılmazdır. Mayıs 2015’te yapılan ve benim de katıldığım bir Yükseköğretim Çalıştayı yapılmıştı. Oralarda önemli tespitler ve kararlar alındığını hatırlıyorum. O çalıştay raporunu tozlu raflardan kaldırıp biraz aralarsak, sayın Kanbay’ın söylediklerine benzer ifadelerin raporda yer aldığını göreceksiniz.

O çalıştayda bir üniversite temsilcisinin “bir öğrenci 20 turiste bedeldir” demesini çok yadırgamış ve eleştirmiştik. Bu anlayışla yükseköğretim sürdürülebilir değildir. Ekonomik çıkar üzerine kurulan bir üniversite sektörü uzun vadede topluma yarar değil zarar getirir. Her önüne gelene üniversite açma izni veren hükümetlerin elbette ki suçları vardır. Bugün üniversiteler ile birlikte fuhuş ve uyuşturucuyu da konuşuyorsak, ortada bir sıkıntı var demektir.

Bakmayın siz liberal yazar ve düşünürlerin “üniversite açmayı kısıtlamayalım, izin verelim ama üniversiteleri de denetleyelim” demesine… Bu ülkenin kapasitesini aşan üniversite sayısını denetlemek kolay mı? Üniversitenin ne olduğunu bilmeyen birçok iş insanının, üniversiteleri kar edilen bir kurummuş gibi düşünmesine bugüne kadar hep fırsat verdik.

Üniversiteler bir kazanç kapısı değildir. Bir bilim yuvasıdır, Öyle olmalıdır. Dünya standartlarından ilk bin üniversite arasında girebilen kaç üniversitemiz var? Biri geçmez. Bildiğim kadarı ile son birkaç yıldır Doğu Akdeniz Üniversitesi saygın üniversite sıralama kurumlarınca dünyada ilk bin üniversite arasına konulmaktadır.

Kanbay’ın dediği gibi akademik zenginlik var mı? Teknolojik dinamizm? Her ikisinde de durumumuz iyi değil… Hal böyle olunca da yükseköğretimde yeni bir stratejik plana ihtiyaç var. Doğru dürüst bir yükseköğretim politikasına ihtiyaç var.

Mesela Bolonya Sürecini tamamlamış kaç üniversitemiz var? Bolonya kriterlerine uyan kaç üniversitemiz var? Belki hiç, zorlasak belki bir olur.

Üniversiteler ile ilgili gerçeklerimiz bunlardır. Her geçen gün apartman üniversitelerimiz çoğalıyor. Önlem alan yok, denetleyen yok. Ortada ciddi bir sistemsizlik var. Kaldı ki yüz bin öğrencinin bulunduğu bir ülkede “öğrenci dostu” bir ortam olması gerekmektedir.

Peki ülkemiz öğrenci dostu mu? Ulaşımdan tutun da kiraya kadar öğrenci dostu mu? İşte bunlar masaya yatırılmalıdır. Yeni hükümetin başbakanı ve yardımcısı akademisyen kökenlidir ve üniversiteden gelmektedir. Bunu bir avantaj olarak kabul etmek istiyorum. Umarım yanılmam.

“Üniversite adası olalım” derken kaliteden ve toplumsal yarardan vazgeçmemek gerekir. Bunu gözetmeyen hiçbir politika, gerçek anlamda üniversite adası olmamızı sağlayamaz. Aksi taktirde kumar, fuhuş ve uyuşturucu ile anılmaya devam ederiz.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı