Ne talihsiz bir hayat sürüyoruz, ne lanet bir ülkede yaşıyoruz.
Pislik içinde.
Yolları can alan katil.
Karanlıklara gömülmüş.
Ne içeceğimizden kuşkulu.
Ne yiyeceğimizden büyük korku yaşayan.
Umutlar dibe vurmuş.
***
“İçki ve sigara içmeyin” diye vaaz verir devlet reklamları ama vatandaşını pislik içinde yaşatan bir devlete kimse ses etmez.
Her yerde ve her noktada biriken çöp yığınlarının içkiden ve sigaradan daha mı az yoksa daha mı çok insan hayatını zehirlediğinden kimse bahsetmez.
***
“Trafik canavarı olma” diye dalga geçer devlet reklamları ama trafiğe verilen bunca kurbanın hesabını hiçbir yetkili vermez.
Delik-deşik yollar, yanlış yapılan virajlar, bariyeri olmayan otobanlar her gün birkaç can alıyor aramızdan ama kimse 3 günden fazla umursamaz bu durumu.
Ta ki yeni ölüm haberleri gelinceye kadar.
***
Yolların-sokakları ışıkları kesiliyor elektrik borcundan dolayı. Koca ülke karanlıklara gömülüyor. Su motorlarının elektriği kesiliyor borcundan dolayı koca ülke susuzluğa talim ediyor. Radyo ve televizyonlar susturuluyor da kimseden gık çıkmıyor.
Hem fiziki hem manevi karanlığın girdabına sürükleniyoruz da kimsenin haberi yok.
***
“Salata sağlıktır” diye telkinde bulunuyor uzmanlar da aslında vatandaşı zehirlediklerinin farkında değiller.
Hangi sebze sağlıklıdır, hangisinde ilaç kalıntısı yoktur?
İthallere bile hile kattılar yüz binlerce liralık vurgun yaptılar.
Hangi et sağlıklıdır hangi lokanta temiz?
***
Bir tek umut ayağa kalkmıştı yakın geçmişte.
Hani en son ölen umut.
O öldüğünde de hayatın bittiği umut.
Şimdilerde onu da harcıyorlar bozuk para gibi.
Bari bu insanların umutlarını öldürmeyin efendiler.
Sığınacak başka bir şeyimiz kalmadı bu lanet ülkede…
































