Rus kontrolündeki Melitopol, cepheden çok uzakta, işgal altındaki güney Ukrayna’da bir kent.

30’lu yaşlarındaki Toma, hasta annesine bakıyor; “İşgalin başlarında kalp hastası anneme ilaç bulabilmek için çok çabaladım” diyor.

Artık eczanelerin önünde daha az kuyruk var ama Toma eczanelerin “kalitesiz” Rus ürünleriyle dolu olduğunu söylüyor.

Annesinin ihtiyacı olan beş ilaçtan dördü bulunmuyor.

Bu ilaçları Ukrayna’nın kuzeyindeki arkadaşlarına aldırıp, zahmetli ve tehlikeli bir yolculukla gidip teslim alması gerekiyor.

Toma, insanlar hayatta kalmak için mücadele ederken Putin’in sözlerinin yer aldığı reklam panolarını görmenin “aşağılayıcı” olduğunu söylüyor:

“Sanki 35 yıl geri gitmişiz gibi”.

Ukrayna o dönemde hala Sovyetler Birliği’nin parçasıydı.

Toma kentteki okulların da içler acısı durumda olduğunu aktarıyor.

Ruslarla iş birliği yapmayı reddeden öğretmen ve yöneticiler görevden alınınca, liyakata bakılmadan insanların bu görevlere getirildiği örnekler veriyor: “Bir arkadaşımın çocuğunun sınıfına öğretmen olarak eski temizlikçiyi atadılar”.

Çocuklarını okula göndermek isteyen ailelere, çocuğun babasının pasaport ve adres bilgilerinin paylaşılması şartıyla 10 bin ruble (yaklaşık 160 dolar) para teklif ediliyor.

Ancak Toma isyanın sınıflara da sıçradığını söylüyor:

“Çocuklar Rusça kelimeleri Ukrayna harfleriyle yazıyor, sırt çantalarına sarı mavi kurdeleler bağlıyorlar ve Rusya’ya meydan okuyan mesajlar içeren aksesuarlar takıyorlar”.