Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

UBP’de aday sayısı şimdilik 4+1…

Ülke CTP Kurultayı’nın ardından oluşacak yeni hükümet formüllerini tartışmaya devam ediyor. Görünen o ki, mevcut koalisyon bazı isim ve sayısal değişikliklerle devam edecek. Ancak şu anki mevcut koalisyondan farklı olarak, biraz daha icraat hükümeti pozisyonunda olarak…
Her neyse bizim bugünkü konumuz, yeni hükümetin nasıl ve kimlerle kurulacağından çok ana muhalefet partisinde yaklaşan kurultay öncesi nelerin yaşandığıyla ilgili…
Son yapılan 3 seçimde beklediği başarıyı yakalayamayan ve bu başarısızlıkları da başta eski genel başkan ve Başbakanlardan İrsen Küçük ile şimdi başkan Hüseyin Özgürgün’e kesen çok sayıda partili var. Zaten İrsen Bey de 2013 seçimlerinde bunun faturasını ödeyerek sandıkta kalmıştı.
Yaşanan uzun süreli kaosun ardından, konsensüsle ortak aday olarak Hüseyin Özgürgün partinin başına getirilmişti. Özgürgün’ün başkanlığında birisi belediyeler, diğeri ise cumhurbaşkanlığı seçimleri olmak üzere iki seçim geçiren UBP’nin bu seçimlerde başarılı sonuçlar aldığını söylemek biraz zor…
Bugünlerde bunların nedenleri aranacağına, başkanlık için koltuk kavgası başlamış durumda.
Bu yarışla ilgili, daha doğrusu kimlerin kendilerini bu koltuğa layık gördükleri konusunda öyle duyumlar geliyor ki, akılalmaz.
Partinin üyesi olan, görüş ve düşüncelerine inanan her partilinin aday olma hakkı var. Buna kimsenin itirazı da olamaz. Ancak hükümetin “yokları” oynadığı bu dönemde, adam gibi bir muhalefet sergileyememiş olmalarına da baktıkları yok. İlle de koltuk…
UBP’ye yakınlığıyla bilinen ve yıllardır her şartta partisine sahip çıkanlar, şimdilerde basına pek yansımayan başkanlık kavgalarıyla ilgili ciddi rahatsızlık duyduklarını söylüyorlar.
Mevcut başkan Hüseyin Özgürgün’ün ekim ayı sonunda  yapılacak kurultayda yeniden aday olacağını biliyoruz. Özellikle yeni tüzüğün kabul edilmesinden sonra başkanlık konusunda kararlılığını bir kez daha göstermiş oldu.
Şimdi gelelim diğer muhtemel adaylara. Her ne kadar kamuoyuna resmen bir açıklama yapmasalar da, yakın çevreleriyle, aday olma niyetlerini paylaşmaktan çekinmiyorlar. Nabız yoklama çalışmalarına başlayanlar da var… Özellikle de hafta sonları kurulan sofralarda bu niyetlerini dile getirmekten çekinmiyorlar. Hatta “partiyi toparlama ve iktidara taşıma konusunda” kendilerini tek aday olarak gördüklerini söylemekten bile çekinmiyorlar.
Şu ana kadar bize gelen bilgi ve iddialar, Özgürgün dışında 4 ismin daha kurultayda aday olma niyetinde oldukları yönünde. Bu isimler Ersin Tatar, Nazım Çavuşoğlu, Ünal Üstel ve Sunat Atun…
Ancak kurultay tarihinin yaklaşmasıyla birlikte başka isimlerin de adaylık için çıkabileceği konusunda da ciddi duyumlar var…
18 vekil ile Meclis’te temsil edilen UBP’de başkanlık konusunda hevesli bu kadar çok isimin konuşuluyor olması, parti içi demokrasiden çok, aslında partideki bölünmüşlüğün ve kopukluğun sonuçları olarak değerlendirilmelidir. Eğer mevcut vekillerin nerdeyse yarısı başkan adayı olmak istiyorsa ve bunların birçoğunun olası bir seçimde yeniden seçilebileceği konusunda kuşkular varsa, gerisini siz düşünün. Başta da söyledim, herkesin aday olma hakkı vardır ve buna kimsenin itiraz etmemesi gerekir. Ama yıllardır vekillik, bakanlık yapan bu arkadaşlar, önce o makamlarda ne yaptıklarının,  ülkeye ne verdiklerinin muhasebesini yapmalıdırlar…      
Partide Eroğlu etkisinin hala daha sürdüğünü biliyoruz. Adayların da Derviş Bey’in bu gücünü bildiklerinden, onun desteğini almak için uğraş verdiklerini biliyoruz.
Eroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında, yeteri kadar çalışmadığı ve partiyi toparlayamadığı gerekçesiyle Özgürgün’ün adaylığına pek sıcak bakmadığı malum. İşte birileri de bunu kendi lehlerine döndürmek için var güçüyle çalışıyor. Hatta ismi adaylık için geçen bir milletvekilinin, geçmiş dönemlere UBP’de başkanlık da yapmış olan eski ve etkili bir siyasetçiyle buluşup destek istediği yönünde ciddi iddialar var…
Onursal Başkan Eroğlu’nun da boş durmadığı ve ekim kurultayında iki aday üzerinde yoğunlaştığı iddia ediliyor. Bunlardan biri Ünal Üstel, diğeri ise Sunat Atun. Son anda desteğini bu iki isimden hangisine vereceğini kestirmek ise şimdilik imkansız gibi. Ancak Özgürgün için bu yarışın hiç de kolay geçmeyeceğini söyleyebiliriz. UBP Kurultayı’na yaklaşık 4 aylık bir süre var. Bu süre zarfında kendisini UBP’ye başkan olarak görmek isteyen isimler mutlaka çıkacaktır. Kurultay gününe kadar çıkabilecek olası başka adayların, bu denklemi değiştirebileceğini de unutmamak lazım…

 

YERİN KULAĞI VAR
EN SONUNDA:
Yıllardır tartışılan Siyasi Partiler Değişiklik Yasası en sonunda oy birliği ile kabul edildi. Değişiklikler milletvekili transferini zorlaştırırken, partilerin mali denetimini de sağlayacak birçok düzenleme içeriyor.Yeni yasa ile, seçildiği partiden istifa eden ve ihraç edilen milletvekili, yasama dönem bitene kadar bağımsız kalacak, bakan, komite başkanı olamayacak, yeni bir siyasi parti kurup Hükümet’e giremeyecek. Belki geç oldu ama, sonunda başardılar…

YÜZÜNE BAŞKA, ARKASINDAN BAŞKA:
UBP’de ekim ayında yapılacak kurultayda aday olmayı düşünen bazı milletvekilleri hafta sonları kurulan masalarda hem partililerle bir araya gelip destek istiyorlar, hem de kendilerini tek kurtarıcı olarak ilan ediyorlarmış. Ancak masada kendilerine destek verenlerin, onlar oradan ayrıldıktan sonra yaptıkları konuşmaları ne yazık ki duymuyorlar. Masada yüzüne gülenlerin, arkasından yaptıkları konuşmaları keşke duyabilme imkanları olabilseydi. Önünde övgüler yağdıranlar, arkalarından pek de hoş şeyler söylemiyorlar. Bizden uyarması… 

SAKIN HA!:
Yeni kapıların açılması gündeme gelince, İçişleri Bakanı Teberrüken Uluçay, istihdam gerektiğini söyledi. Yapmayın Sayın Bakan Allah aşkına, devletin içinde hiçbir kadro karşılığı olmadan çalışan yüzlerce geçici memur var. Hatta aralarında üniversite mezunu olup, kitabette çalışanlar var. Baksanıza AB ortalamalarına göre 13 bin memur fazlamız varmış. Bunun büyük bir kısmı da, sınavsız işe alınan, yeterliliği şüpheli olanlar. Madem ki hala bunları yasal statüye kavuşturamadınız, adaleti sağlayamadınız, en azından bari oturun, Personel Dairesi’yle birlikte bir planlama yapın ve bunlardan yararlanın. Lütfen bir daha da böyle uzmanlık gerektirmeyen bir iş için istihdamdan bahsetmeyin…

EGOLAR KAVGASI:
CTP’nin eski genel sekreteri Kutlay Erk, geçen dönemde CTP’de sorunun, parti içi ego kavgası olduğunu söylüyor. Statü kazananların statükosuyla mücadele ettiklerini de vurguluyor. Bu kavgalara da parti üst yönetiminin, ilkeleri koruma yönündeki otoritesizliğinin neden olduğunu söylemiyor tabii. Yeni Başkan Mehmet Ali Talat bu bakımdan berbat bir miras devralıyor. Bakalım egolar nasıl törpülenecek…

HALA DAHA BİLEN YOK:
Hava-Sen Başkanı Buran Atakan, KTHY’nin batırılışının beşinci yılında yine ilginç iddialar gündeme getirerek, dönemin sorumlularından, havada kalmış birçok konuyla ilgili açıklama yapmalarını istedi. Trilyonla ifade edilen ve akibeti konusunda doyurucu açıklama yapılamayan paralar konusunda da, KTHY’nin nasıl battığı konusunda da ne çalışanlar, ne de toplum gerçekleri bilmiyor. Sonuçsuz kalan onca araştırma ve bugün gelinen noktada hala tartışılan bir KTHY. Sanırım birlerinin bu topluma gerçekleri açıklama zamanı geldi de geçiyor… 

RABBENA HEP BANA: 
Meclis’te tartışılan yeni Siyasi Partiler Yasası’yla olumlu ve önemli değişiklikler getiriliyor. Buna bir itirazımız yok, aksine destekliyoruz da. Ancak, bu yeni yasa ile partilerin alacakları yıllık katkı paylarının %10’dan, %15’e çıkarılacak olması, çalışanlarına tek kuruş artış vermeyen bir Meclis’e pek yakışmadı sanırım. Sonuçta, çalışanlara artış gündeme geldiğinde cimrilik yapan siyasilerimiz, iş kendilerine geldi mi oldukça bonkör davranıyorlar… 

ZİRVEDEKİLER
Sonay Adem: “Bu düzene dokunulmazsa devlet istediği kadar nutuk atsın yine aynı noktaya gelinecektir. Memlekette temel mesele var olan statükoyu sarsmaktır. Eğer siz bu memlekette ikinci iş meselesine dokunmazsanız hiçbir şey yapamazsınız. Çünkü yurttaş görüyor, seçtiği temsilcisi milletvekilliğini hobi olarak yapıyor, bir yanda kendi işini yapıyor. Bunu gören kamu yönetimindeki yurttaş ne yapacaktır? Arkadaşlar sabah devlette, öğleden sonra özelde çatır çatır çalışıyor!..”

DİPTEKİLER
Devlet Haksız Gelir Elde Ediyor: UBP Meclis’te, mazot fiyatının benzinle eşitlendiği gerekçesiyle, seyrüsefer ruhsatlarının da eşitlenmesi için öneri verdi. Bu kez de hükümet, bunun devlet gelirlerini olumsuz etkileyeceğini, başka çalışmalar yapılması gerektiğini savunup, reddetti. “Gelir” dedikleri, haksız bir kazançtır. Adil olmayan bir yasa maddesi yüzünden, mazotlu aracı olanlar, daha fazla para ödüyor. Diğer taraftan, Ersin Tatar’ın bakanlığı sırasında bu konuyu en az beş defa yazdığımı hatırlıyorum. UBP o zamanlar buna neden kafa yormamıştı acaba? Kısacası, gelen de giden de aynı adaletsizliği sürdürüyor. Siz de o haksız vergiyi ödemeye devam ediyorsunuz…