Köşe Yazarları

UBP ve DP’li vekiller “kimi koruyor”?


Gece kulüpleri, bu ülkede “en çok vergi veren” kurumlar arasındadır.

Konsomatris olarak adaya gelen kızlar, erkek sofralarına meze olarak kullanılıyor.
Konsomatris izni sadece “masa eğlencesi” ile sınırlı iken, bu “yatağa” taşıyor.
Bu nedenle de güçlü paralar ödeniyor.
Yüzlerce kadın, gece kulüpleri sahiplerine önemli paralar kazandırıyor.
Ülkemizde “fuhuş” dediğimiz bu olay, artık sadece “gece kulüpleri” ile de sınırlı değil.
“Eğlencenin” boyutu, “öğrenci evlerine” de taştı.
Küçük gruplar halinde…
“3’eli veya 4’erli” gruplarla ülkeye getirilen genç kadınlar, “öğrenci” olarak bir üniversiteye kaydediliyor, “fuhuş” öğrenci evlerinde devam ediyor.
Böyle bir ortamda “Ceza Yasası”nı tartışıyoruz.
Dediğim gibi, Ceza (Değişiklik) Yasası, değişiklikleri ile birlikte madde madde onaylandı.
Bugün bütünü onaylanacak…
Ama, bir papara koptu ki, sormayın gitsin.
Sadece ceza yasası içerisindeki değişikliklerin hepsi “yok” sayılarak, “eşcinselliği serbest bıraktılar” safsatasına sarıldı bir grup.
Bu kahve köşelerindeki “iğrenç esprilere” yansıdı…
Ceza (Değişiklik) Yasası, “sadece eşcinselliği serbest bıraktı” denilerek, bütünü gözden kaçırılıyor.
Cinsel istismara uğrayan çocuklar, cinsel istismara uğrayan zihinsel engelliler, şiddet gören kadınlar, dünyada kaldırılan idam cezası…
Tümü yok sayıldı.
Oysa, UBP ve DP’li vekiller…
Yani tasaya madde madde onay veren ancak, “bütününe hayır” demeye hazırlanan vekiller, bilerek ya da bilmeyerek…
Bilenler, bilmeyenleri, “Hepsi bitti da, memlekette sorun galmadı da eşcinselliği mi serbest bırakacağız” propagandası ile “algı yöneticiliğine” soyundu.
Evet, diğer maddeler yanında, “eş cinselliğin suç olmaktan çıkarılması”, “farklı cinsel yönelimlere saygı duyulması” da saygı duyulması gereken ve ceza yasasında düzenlenmesi gereken bir alandır.
Peki, “bilerek” karşı çıkanlar ve “bilmeyerek” karşı çıkanlara, “Hepsi bitti da, memlekette sorun galmadı da eş cinselliği mi serbest bırakacağız” dedirtenlerin “gizli amacı” nedir?
Bakalım…

Ceza Yasası, geçtiğimiz pazartesi günü madde madde oylanarak onaylandı…
Bugün parlamentoda bütünü oylanacak…
Eğer “bütünü hayır” oyu alırsa, yasa tasarısı yeniden komiteye havale edilecek…
Neden yazıya “konsomatrislerle” girdim.
Zira, “yasaya esas karşı olan grup, gece kulüpleri sahipleridir…”
Gece Kulübü sahiplerine verilen cezalar daha önce 7/2000 sayılı Gece Kulüpleri Yasası ile düzenlenirken…
Şimdi Ceza Yasası’nda 156’ncı madde altında “gece kulübü sahipleri de ceza kapsamına” alınıyor.
Gece Kulüpleri “genelev” kapsamında olmadığı için herkes rahattı.
Yeni madde “Fuhuş yapılan veya yaptırılan yerler” olarak değişti.
Ceza Yasası’ndaki 156’ncı madde  değişirken ilgili madde, “Genelev çalıştıran, yöneten, gece kulübü, gazino, bar ve benzeri yerlerde fuhuş yaptıran” diye tanımlama yapıyor.

Finansman sağladıkları muhakkak
Ülkemizdeki siyasi partilerin, “gece kulübü sahiplerinden yüklü seçim öncesi bağışlar” aldıkları sır mıdır?
Gece Kulübü sahiplerinin parti içi başkanlık yarışlarında dahi “taraf” oldukları ve katkı sağladıkları sır mıdır?
Bazı milletvekillerinin “seçilmek” için gece kulübü sahiplerinden destek istedikleri sır mıdır?
Gece Kulübü sahiplerine yüklü piyango biletleri satıldığı sır mıdır?
Cevabınız belli ise, beni daha iyi anlayacaksınız…
Gece Kulübü sahipleri, 7/2000 sayılı yasa dışında, Ceza Yasası içerisinde de kendilerine “ceza” öngörülmesine karşısıdır.

Gerisi hikayedir
Sayın Hakan Dinçyürek gibi, dilime geliyor ama yazmayacağım.
Ama Sayın Dinçyürek gibi, “Yasanın bütünü önemlidir” cümlesine sahip çıkacağım.
Çünkü önemlidir.
““Hepsi bitti da, memlekette sorun galmadı da eşcinselliği mi serbest bırakacağız” algısına esir olanlar, olaya bir de “gece kulüpleri” açısından bakmalı…
Siyasi partiler bugün “derin bağlantıları ile ilgili” de sınav verecek…
İzleyeceğiz…

***
Zehirli gıda ile savaş “tarlada” olur

Türkiye, bir yıl önce “tarlada” savaş başlattı.
Neden?
Zira, zehir kalıntısı Türkiye’de hem insan sağlığını alenen tehdit ederken, tarım alanındaki ihracatı neredeyse bitirecek noktaya getirmişti.
Yöntem belliydi…
“Tarlada savaş…”
Bu savaş bir yıl sürdü.
Tarla, bahçe, bağ ve seralarda ürünler sürekli denetim altında tutuldu.
Riskli 26 ürün belirlendi.
26 ürün, bir yılda 15 bin kez analiz edildi.
Analizlerin ardından, ürünlerinde uygun olmayan ilaç kullanan üreticilere büyük cezalar kesildi.
Risk oranı 2.2’ye düştü.
Ürünler imha edildi, dediğim gibi cezalar kesildi.
Şimdi ise Türkiye’de sonuç muhteşem.
Denetim ağı kuruldu… Üretici “hata yapınca ürünün imha edileceğini” biliyor.
Üstüne bir de ceza yiyor.
Yani en büyük ceza “ürün imhası” değil…
Para cezası da var…
Savaş tarlada…
Gerisi gümrük denetimine kalıyor…
Biraz daha gayret…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı