DPUG içerisindeki bir grup milletvekilinin “Sağda Birlik” sloganını paravan yaparak başlattıkları ve Serdar Denktaş’ın Genel Başkanlıktan çekilmesini istedikleri hareketin arkasında başka planlar olduğu konuşuluyor.
DP’de kalmaları halinde, bir daha seçilmeme korkusu yaşayan bu vekillerin, UBP’ye dönmelerine yeni çıkan Siyasal partiler Yasası engel. Bu durumda iki aşamalı bir planı devreye koymaya çalıştıkları iddia ediliyor.
Güvenilir kaynaklardan elde ettiğim bilgilere göre, DPUG Genel Sekrteri Hasan Taçoy’un başını çektiği, geçen hükümette bakan olan ve şu an için sayıları dört olan bu milletvekilleri, yakın bir gelecekte partilerinden istifa edip, seçimlere kadar bağımsız kalacaklar, UBP’ye yakın bir politika izleyerek, gerektiğinde de UBP’ye bağımsız olarak destek verecekler…
Peki ama, bu arkadaşlar niye böyle bir yolu tercih ettiler diye sorabilirsiniz…
Amaç, yasa nedeniyle UBP’ye transfer olamadıkları için, dıştan verecekleri bu destek karşılığında, ilk seçimlerde yeniden UBP listelerinden aday gösterilmeyi sağlamaktır…
Hatta bu süreçte, son UBP kurultayında Hüseyin Özgürgün’e karşı aday olup, kaybeden bazı adayların da, bu oluşuma destek verecekleri ve yeniden UBP listelerinden aday gösterilmeleri için çalışma yapacakları iddia ediliyor… Hatta bu ekiple birlikte UBP örgütlerine ziyaretler de başlatarak, tabanda kaybettikleri güveni yeniden sağlamaya çalışacaklar. Burdaki da en büyük kozları da, Meclis’te hükümet ortakları CTP’nin sayısal üstünlüğünü bozmak ve resmen olmasa da UBP’nin sandalye sayısını 22 yaparak, sayısal üstünlüğü sağlamak, UBP’yi en büyük parti konumuna getirmek olacaktır…
Yani aslında olay, bu dört vekilin partilerinden ayrılması gibi basit bir olay değildir. Bu, hali hazırda UBP içinde hükmü kalmayan birilerinin, yeni birtakım senaryolarını hayata geçirme planıdır…
Gelişmeler şimdilik kapalı kapılar arkasında. Bu senaryo ne kadar hayata geçebilir bilemem ama, yeni UBP yönetiminin, okyanusu geçtikten sonra, derede boğulacağını da sanmıyorum…
TEPKİLERİNİZ BİR İŞE YARASIN, YASA İSTEYİN…
Dereboyu’nda asırlık ağaçlar kesildi.
Adamın arsası, inşaat furyasından o da kazanç elde edecek, hem de en büyük kar getiren bölgede. Buraya kadar normal.
Ama o kesilenlerin yerine yenisini ekme şartı yok ne yazık ki.
Dün baktım, haberin altında onlarca yorum. Hidetlenenler, şiddetlenenler, sövenler, sayanlar.
Yani şimdi bu yorum yapan arkadaşların, Dereboyunda böyle milyonluk bir arsası olsa, o zaman da ağacı düşünüp, bu korkunç gelirden vaz mı geçecekti? Sanmıyorum.
Mesele o değil. Kalkınma, kentleşme bazı şeyleri zorunlu kılıyor. Ama tedbirini alarak, doğayı katlederek değil. Mesele ne biliyor musunuz, bizde kesilen her ağacın yerine yenisinin dikilme şartı yok. On tane ağaç kesiyor, yerine dev gibi bir apartman, tek bir ağaç yok. Çünkü arayan yok, soran yok. Yakında inşaatlar bu hızla giderse, büyük kentlerde yeşili görmek mucize olacak.
Baktım, ne Orman Yasası’nda, ne Çevre Yasası’nda, ne Belediyeler Yasası’nda böyle bir şart yok. Neden olmasın? İki satırlık bir yasa değişikliği, bu kadar mı zor. Şu kadar metrekarelik inşaat yaparsan, bu kadar da ağaç dikeceksin. Kaldırımları park yeri yapan sanki başkası. Ona da çare getir, şu kadar daire bu kadar park yeri. Bodruma mı yapar, direkler üstüne mi ne yaparsa yapsın, ama gösterilen sayıda da ağaç diksin. Bu kadar basit. Öyle olsa, kimsenin kimseye hiddetlenmesine de gerek kalmazdı. İlgili Daireler takibini yapardı.
Biz sadece vizirderiz, başka bir şey yapmayız dediğimde haksız mıyım?
Haydi tepki gösterenler, tepkilerinizi böyle bir Yasa için yoğunlaştırın ki, bir işe yarasın…
YERİN KULAĞI VAR
SU KRİZİNDE SONA DOĞRU:
Aylardır toplumun da gündemini meşgul eden su krizinde sona geliniyor. KKTC ve TC yetkililerinin üzerinde mutabakata varabilecekleri bir uzlaşı metninin yakında taraflarca imzalanıp hayata geçirileceği ve aylardır gündemi meşgul eden krizin, önümüzdeki günlerde sona ereceği iddia ediliyor…
GÜVEN KAYBEDİYORLAR:
Son yıllarda kurulan en geniş tabanlı bir hükümetin icraatları konusunda toplumda yükselen beklenti, şimdilerde ne yazık ki yerini yüksek öfkeye bırakıyor. 39 vekille nisabı sağlamakta zorlanan, yasal reformlar derken, komitelerden yasa çıkartamayan bir hükümet var. Ne yazık ki, yaptıklarıyla değil, artık yapamadıklarıyla konuşuluyorlar…
RASLANTI MI:
Özelleştirme konusunda en hassas ve siyasi duruşları nedeniyle olmazsa olmazları olan partinin kim olduğu hepimizin malumu. Ama işin ilginç yanı, AKSA, GSM’lere imtiyaz hakkı ve Geçitkale havaalanının kiralanma dönemleri de hep bu partimizin iktidar dönemine rast geldi. Sizce bu bir raslantı olabilir mi..?
ŞAKA GİBİ:
Ülker Fahri’nin paylaşımı çok hoşuma gitti. Görmeyenler için paylaşmak istedim. “KKTC'ye en fazla yabancı turistin, yaya olarak giriş yaptığı Lokmacı Sınır kapısından Kuzey’e geçen yabancı turistleri, geçer geçmez pislik, parke taşları yer yer sökülmüş, kaldırımı olmayan yollar, takip edecekleri mavi boya ile yere yapılan işaretlerle kendilerini pislik yuvaları ile çöp yığınları içerisinden geçiren; hava kararınca da doğru dürüst ışıklandırması olmayan güzergahı, görmezden gelen Turizm Bakanlığı, Koruçam'dan Zafer Burnu'na kadar 257 kilometre yürüyüş yolu yaptırılacağını açıkladı…”.
CHP NİHAYET:
Türkiye’de muhalefet partileri, ruhlarına muhalefetlik işlediğinden midir nedir, KKTC’de iktidarda olanlara da muhalefet ederler. Bir de saftirik milliyetçilik tuttururlar ki, galiba kolay olduğu için. CHP’nin, MHP tarafından Meclis’e verilen soru önergesine destek vermesi gibi… Gelin kardeşim, yerinde görün, ama herkesle görüşün, burada toplumun da, siyasetin de nabzını tutan insanlarla temas kurun. Geçmişte rahmetli Ecevit’in sürekli temasta olduğu bizden insanlar bilirim. Yok, sanki uzayda yaşar gibi şimdikiler. Bu açıdan bir CHP heyetinin resmi temaslar yapmasını “ne nihayet” diye yorumladım. Umarım aldıkları bilgileri de doğru analiz ederler…
AB DE BALIK TUTMAYI ÖĞRETİYOR:
Avrupa Birliği küçük ve orta ölçekli işletmelere destek programını, 1,3 milyon euro ile devam ettirmeye karar vermiş. O da diyor ki, “Doğru düzgün üretmeyi öğrenin”, yani “balık tutun artık”… Biz, ithalatçı ve kolay yoldan köşe dönmeci bir toplum olarak üretimden o kadar koptuk ki, AB bile bunun farkında ve en büyük kaynağı buna aktarıyor. Projenin son 2 yılda kesintiye uğramasının sebebi de umursuzluğumuz olsa gerek…
ZİRVEDEKİLER
Mustafa Akıncı: TBMM’de Kıbrıs’ın iç mesele haline getirilmesinden Cumhurbaşkanı Akıncı da rahatsız anlaşılan. CHP heyetini kabulünde bunu açıkça vurgulamış; “Buraya, kaynağına hiç uğramadan, esas görüşmesi gereken kişilerle görüşmeden, bilgi almadan fikir oluşturup bunu Türkiye’ye dönüp aktaran bazı başka siyasi kuruluşların aksine sizin doğrudan kaynağına müracaat etmeniz takdire şayandır… Kıbrıs üstünden Türkiye’deki siyasi partilerin birbirini vurmasını istemiyoruz. Kıbrıs’ı daha farklı bir noktada kucaklamak gerekiyor. Ve bundan hepimizin de yararlanmasını arzu ediyorum. İşler şimdilik o doğrultuda gidiyor, bundan sonra da temenni ederim bu şekilde devam edecek”…
DİPTEKİLER
Girne Apartmanlara Teslim Oldu: “10 kata kadar apartman yapılabilir” emirnamesi ile Girne’de son 5 yılda 25 adet 10 katlı bina inşa edildi. Şehirde 10 katlı 2 adet bina inşaatı için yeni bir başvuru daha yapılmış. O güzelim kent, gözümüzün önünde siyasete kurban edilip, yok olup gidiyor. Ahınan vahınan bunun önünü alamayacağımızı ne zaman anlayacağız… Son bir şey daha, o izni veren İrsen Küçük’ten ne farkınız kaldı?
































