Siyaset hiç bana göre olmadı.
İddia ortaya koymak, o iddianın peşinden gitmek, çoğu kez hayal kırıklığı yaşamak, olmayacak vaadler vermek bana göre değil…
En kötüsü de, büyük büyük iddialarla gelip, yarışı sonuncu bitirmek.
Önceki gün yapılan UBP Kurultayı’nın sonuçlarından çok, öncesindeki iddialara takıldım.
Hüseyin Özgürgün ve Ersin Tatar ikinci tura kaldılar. Özgürgün, kesin kazanacağım demedi hiç. Öyle olması gerektiğini ima etti.
Tatar da “ikinci tura kalırsam kazanırım” iddiasında bulundu.
Ama ya diğerleri…
Tabanın nabzını hiç bilmediklerinden mi, yoksa büyük atıp algı yaratmak istediklerinden mi bilinmez, kazanacakları garantisi veren konuşmalar yaptılar, sloganlar yaydılar. Bir de akıl almaz paralarla broşürler bastırdılar, kampanya yaptılar. Sanki şahısları için değil de, partinin ülke yönetimine gelmek için girdiği bir yarışmış gibi.
Şimdi aldıkları sonuçlara bakıp, ne dediklerini duymak isterdim.
Her neyse, UBP Genel Başkanlığı ikinci tura kaldı… Öyle görünüyor ki, ikinci tur ilkine göre çok daha çetin geçecek ve pazarlıkların öne çıktığı bir süreç olacak.
Kurultayı daha ilk turdan alacağı iddiasıyla yola çıkan Ünal Üstel, ortaya çıkan sonuçlardan sonra en çok hayal kırıklığı yaşayanların başında geldi. Başkanlığı “çantada keklik” gören, daha doğrusu üyeler üzerinde o algıyı yaratmak isteyen Üstel, bunda pek başarılı olamadı.
Ersin Tatar, vekil seçilmesinin ardından bıkıp usanmadan hafta sonlarını ailesi ile değil de, üyeleri ile geçirmeyi tercih etti, bu özverisinin karşılığını ikinci tur vizesi olarak almayı başardı… Sonuna kadar gidecek, kazanacak veya kaybedecek ama, artık parti içinde önemli bir figür olarak kalacak…
Şimdi merak edilen, kurultay öncesi “güç birliği” konusunda anlaştıklarını açıklayan adayların nasıl bir tavır takınacağıdır. 382 oy alan Nazım Çavuşoğlu kurultay sonrası yakın çevresine, “Bir hafta daha eve girmek yok, çalışmalara devam” derken, ikinci tur için de kolları sıvayacağının mesajını verdi.
Sonuçların açıklanmasıyla büyük bir hayal kırıklığı yaşayan ve yarışı 708 oyla üçüncü sırada tamamlayan Ünal Üstel’in aklı ise, Ersin Tatar’ın aldığı oylardaydı. Belli ki Üstel’in kafası bu sonuçlarla oldukça karışmışa benzer. Bu ruh hali ile ikinci tur için nasıl bir starateji çizeceğini söylemek, şimdilik biraz zor…
Bu üç adayın dışındaki diğer adaylar ise artık siyasi geleceklerini düşünerek hareket etmek zorundalar. Ya kazanandan yana bir tavır sergileyecekler, ya da ilk seçimlerde bunun diyetini ödeyecekler…
Sonuç olarak bu hafta Özgürgün ve Tatar için zor ve yorucu geçecek. Özgürgün kendine oy verenlerin yeniden sandığa gelmelerini sağlamak için, eksildiği 300 oyun peşinde koşacak, Ersin Tatar ise ilk turda diğer adaylara giden 1953 oyu kendine çevirmek ve sandığa gelmelerini de sağlamak zorunda. Yani Tatar’ın işi, Özgürgün’e göre daha zor…
Kısacası ikinci turda Özgürgün, Tatar’a göre sanki biraz daha şanslı gibi görünüyor…
KRİTER, KAOS’TAN KURTULMAK OLDU…
Türkiye seçimlerinin en doğru analizi, bence dini eğilimler falan değil. Milletin yaşam mücadelesi…
Korkunç bir hızla artan nüfus, artık beslenemez durumda. Ancak vatandaşın beklentileri de aynı paralelde artıyor.
Baktılar gördüler hükümet kurulamadığında ortalık toz duman oluyor, döviz yükseliyor, hayat daha da pahalılanıyor, AKP diğer partilerin verdikleri seçim vaadlerinin benzerini de verince, hiç düşünmediler, Ölümden öte köy yok dediler, Haziran’da verdikleri emanet oyları geri aldılar…
Belki 7 Haziran seçimlerinde AKP’den CHP’ye kayma yoktu ama, MHP ve hatta HDP’ye kayan oylar, geri geldi… Zaten seçim sonuçlarına bakıldığında bu çok net görünüyor.
Gelir dağılımının en alt kesimi, şu anda nüfus piramidinin en geniş bölümü. Artık orta direk diye bir şey kalmadı. Ya zengin var, ya fakir. Kısır döngü gibi. O alt gelir grubunun nüfusu hızla artmaya devam ettiğine göre, irade de buna göre şekilleniyor. Türkiye’nin dıştan bakıldığında nasıl göründüğü, Suriye konusunda haklı mı haksız mı olduğu, ya da dini kuralların yaşamın her alanına girmesi o insanların hiç umurunda değil. Yeter ki kaos olmasın. Bunu da kim sağlarsa sağlasın.
Tabii her ne kadar seçim hükümeti falan dense de, AKP’nin iktidar gücünü elinde bulundurmasının da sonuçlarda etkisi büyük…
Şimdi ne olacak…
İlk anda dövizdeki düşüş, bir çok kesimi memnun etti. Nedenlerini sorgulasalar da, sorgulamasalar da… Arkasından Doğu’daki savaşın bitmesi için çabalar görmek isteyecekler. Tabii bir de AKP’nin son dönemde devlet yönetimi, demokrasi, özgürlükler ve adalet konularındaki sert tutumundan ve toplumu ayrıştıran söylemlerinden geri adım atmasını. Yani biraz yavaşlamasını…
Çünkü AKP’ye oy veren yüzde kırk küsurluk seçmenin AKP’nin başka bir tutumundan şikayet yok.
Eğer bunu yapmaz da aynı hızla giderse, Türkiye geri kazanamayacağı kayıplara uğrar. Yok eğer mutedil bir döneme geçerse, AKP’yi iktidardan etmek biraz zor olur gibime geliyor…
YERİN KULAĞI VAR
İKİLİ OYNAYANLAR:
Hüseyin Özgürgün’ün kurultayı az bir oyla ilk turdan kazanmasını engelleyenlerin, yanında durur gibi görünüp de bir başka aday için çalışanlar olduğu iddia edildi. Özellikle de Lefkoşa oylarına önemli oranda etki eden bu isimlerle hesaplaşmanın kurultay sonrasına bırakıldığı yine gelen iddialar arasında…
CANALTAY’IN DESTEĞİ DE YETMEDİ:
UBP kurultayından büyük bir beklentisi olan ancak, sandıkların açılmasıyla birlikte büyük şok yaşayanlardan birisi de Ersan Saner oldu. Özellikle de Resmiye Canaltay’ın da desteğini almasına rağmen beklediği oyun çok altında kalan Saner’in, ikinci turda nasıl bir tavır takınacağı merak ediliyor…
ZORLU HAFTA:
UBP kurultayını ilk turu tamamlandı ve gözler ikinci tura çevrildi. Şimdi merak edilen “muhalif kanadın” nasıl bir tavır takınacağıdır. Kaybedenler dünü sessiz geçirmeyi tercih ettiler. Ancak bugün, yarın yapacakları açıklamalar kurultayın kaderini belirleyecek. İkinci tura kalan Özgürgün ve Tatar, bu isimleri ikna etmek için epey ter dökmek zorunda kalacaklar…
HATA PİST’TE Mİ:
Ercan’da dün meydana gelen ve yürekleri ağızlara getiren uçağın lastiğinin patlamasına, bozuk pistin neden olduğu iddia ediliyor. Aylar öncesinde bu konuda ilgili şirketin sendika tarafından uyarıldığı ancak, adım atılmadığı belirtiliyor. Büyük bir facianın kimsenin burnu kanamadan atlatılması olayın tek sevindirici tarafı oldu…
KAYBEDEN ANKET ŞİRKETLERİ:
Türkiye’deki seçimlerin kazananı ve kaybedeni olmuştur ancak, yaptıkları tahminlerle bu seçimin esas kaybedeni anket şirketleri oldu. Hiçbir araştırma şirketi seçim sonuçlarını doğru tahmin edemeyip, son yıllardaki başarısızlıklarına bir yenisini daha eklediler…
EĞLENMEYİ BİLMİYORUZ:
Bize ters olan fakat son yıllarda kutlanmaya başlanan “cadılar bayramı” arkasında birçok soru işareti bıraktı…Sokaklara taşan gecenin sonu tatsız bitti. Eğlenceleri görüntülemek isteyen kameraman dövüldü, alkol duvarını aşanlar birbilerine girdi ve geride yığınla çöp bırakıldı. Kimsenin neyi nasıl kutlayacağınıza karışan yok ama, eğlenmesini bilmiyorsanız ve etrafınıza zarar veriyorsanız kusura bakmayın ama, eğlenmesini de bilmiyorsunuz…
ZİRVEDEKİLER
KKTC Meclisi: Hep eleştirecek değiliz ya, öyle zamanlar oluyor ki, zirveyi de hak ediyorlar. Muhalafetin desteğiyle nisabın sağlanmasının ardından önce, “Merkezi Cezaevi Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları Değişiklik Yasa Tasarısı” ardında da “Daimi İkamet İzni Yasa Tasarısı” oyçokluğuyla kabul edildi…
DİPTEKİLER
Geçiciye Her Şey Mübah: Dün UBP kurultayını izlerken yine baktım, olanca geçici memur açık açık görev yapıyor. Tabii çoğu zaten bir önceki kurultay nedeniyle işe alınanlar. Bu işleri yapsın diye alındılar. Memurun siyasete karışması yasak. Ama geçiciyse, sorun yok. Göstere göstere adaletsizlik. Ya memura siyaset yasağı bir an önce kalksın, ya da geçiciler için de düzenleme yapılsın. Böyle adaletsizlik olabilir mi? Aynı şey, gazetelerde televizyonlarda alenen çalışan geçiciler için de söz konusu. İkinci iş yasak mı değil mi? Anayasa’nın eşitlik ilkesini de çiğneyen bir uygulama…
































