Suyun yönetimi konusunda UBP ile CTP arasında var olduğu iddia edilen krizin, bir hükümet krizine dönüşeceği, hatta hükümetin bozulacağı iddiaları zorla gündeme sokuluyor bir süredir…
Daha da ileri gidip, UBP-DPUG ortaklığında bir hükümeti ve kabineyi kuranlar bile var.
Böylesi bir hükümet modelinin olmayacağını, biraz hesaptan anlayanlar, biraz da kulağı delik olanlar çok iyi biliyorlar aslında…
Bir yandan da, son günlerde toplumun önüne sunulan “sağda birlik” senaryoları var… Birileri eskimiş bu yemeği ısıtıp, topluma kabullendirmek için oldukça çaba harcıyor. Serdar Denktaş’a yönelik parti içerisindeki, “artık çekil” çağrıları da, aslında bence bu senaryonun bir parçası. Bundan amaç da, Denktaş’a karşı hem ülkede, hem de “ülke dışında” var olduğu iddia edilen tepkilerdir. Birileri, Denktaş’ın içinde olmayacağı bir sağ hükümet formülünün, olası tepkileri önleyeceği ve bu birlikteliğin önünü açacağı düşüncesine sahip…
Burada gözden kaçan bir başka nokta ise, DPUG’li bir hükümet formülüne UBP içerisinde de ciddi bir muhalefetin olduğu gerçeğidir… Oysa, CTP UBP’ye, UBP de CTP’ye mecbur. Öyle büyük bir ortaklığın altına imza attılar, öyle iddialarla geldiler ki, hiç olmazsa bugün için, bir başka hükümet formülünü düşünmeleri pek olası değil. Zira mevcut hükümeti bozmaları, her iki partinin de aleyhine olacak…
Diğer taraftan, 26 sayısına dayalı bir hükümet, zor… Kaldı ki şu andaki yapıda, 26 bile garanti değil. Kurulacak hükümetin güvenoyu sorunu yaşayacağını şimdiden rahatlıkla söyleyebiliriz…
UBP içerisinden bir grup milletvekilinin -ki sayılarının 4-5 ile ifade ediliyor-, olası bir UBP-DPUG hükümetine kabul oyu vermeyeceklerini deklare ettikleri konusunda ciddi duyumlarımız var.
Kısacası, bırakın UBP-DPUG ortaklığını, olmaz ama, TDP’nin dahi ortak olabileceği 3’lü bir koalisyon hükümetinin güveoyu sorunu yaşayacağını rahatlıkla söyleyebilriz…
Gerçek olan, DPUG için, parti içi krizi aşmanın tek yolu, iktidar olmasıdır. Mevcut vekiller, olası bir seçimde tekrardan seçilememe kaygısını yaşamaya başladılar bile. Hatta, DPUG’nin bu görüntüsü ile, ilk seçimde baraj sorunu yaşayabileceği bile konuşuluyor. UBP’den kopup DPUG’ye gidenler, şimdilerde geri dönmenin yollarını arıyorlar. Zaten Denktaş’a karşı baş kaldıran vekillere bakıldığında da, bunu çok rahatlıkla görebiliriz. Özellikle Hasan Taçoy’un başını çektiği ve sayılarının dört olduğu iddia edilen bu vekillerin, Serdar Denktaş’ın görevi devretmemesi halinde partiden istifa edecekleri, Meclis’te bağımısız bir grup oluşturup, dıştan UBP’ye destek verecekleri iddiları da kapalı kapılar arkasında konuşuluyor… Çok uzun yıllar önce, Ahmet Kaşif’in yaptığı gibi…
Kısacası, erken bir seçim kararı çıkmadığı sürece, mevcut hükümet üzerine yazılan senaryoların, hayata geçmesi mümkün görünmüyor…
Ve son bir not. Toplumda büyük bir beklenti yaratan ve kendilerine “reform hükümeti” ünvanını veren mevcut hükümetin de artık kavgayı ve parti içi çekişmeleri bir tarafa bırakarak, ülkenin ve vatandaşın önünü açacak, hayatını kolaylaştıracak icraatlara bir an evvel başlayıp, topluma olan görevlerini yerine getirmeleri gerekir. Yok eğer, “alternatifimiz yok” havasına girip, günleri popülist işlerle geçirirlerse, hem memlekete yazık olur, sandık günü de bunun hesabı kendilerinden sorulur mutlaka…
YERİN KULAĞI VAR
ÇÖZÜM İÇİN 3 ŞART:
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, “toprakta yeterli ilerleme olursa, garantiler tasfiye edilir ve Türk askerleri çekilirse, yıl içerisinde çözüm bulunabilir” diye buyurmuş. Bu demektir ki, 2016 yılında çözüm bekleyenlerin bu beklentisi bir başka bahara kaldı. Toprak ve garantiler konusunda Rumları istediği noktaya gelen bir planın, olası bir referandumda Türk tarafınca onaylanmasını beklemek, hayalden öte birşey değildir…
KORKUDAN:
Rum Maliye Bakanı Yeorgiadis, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk bankacılık sisteminin durumunun “vahşi Batı”yı andırdığını iddia etmiş. Malum, Güney’de ekonomik kriz başladığında, ciddi miktarda para Kuzey’e kaçmıştı. Hatta Kuzey Kıbrıs Bankalar Birliği, kara para ihtimaline karşılık, Kuzey’deki bankaların Güney’den gelen her parayı almamaları konusunda uyarı yapmıştı. Halen de bir çok Rum’un Kuzey’de mevduatları bulunduğu biliniyor. Herhalde Rum Bakan’ın telaşı bundan…
2014’DE AKSA’YA KIYAK YAPILMIŞ:
AKSA’nın yüksek kükürt oranına sahip yakıtı getirmekteki ısrarının altından yine kötü yönetim marifetimiz çıktı. Neymiş, filtresi varmış da, daha yüksek kükürt oranlı yakıt kullanabilirmiş. Bu da bir önceki hükümetin aldığı kararmış. Bir şeyi ya yaparsın, ya yapmazsın. Sanki taktığı filtre kirliliği yüzde yüz önlüyormuş gibi, bir de ayrıcalık tanımışlar. Yine midem bulanıyor…
UYANIKLARA DİKKAT:
Son günlerde Türkiye’den birileri, kendilerini önemli bir kurumun görevlisi olarak tanıtıp, KKTC’deki bazı büyük firmaları, sözde “uyuşturucuyu önleme amaçlı” çıkardıkları dergilerden alma konusunda rahatsız etmeye başlamışlar. Hemen hemen hergün 0553 ile başlayan bir cep telefonundan aramayı sürdüren şahıs veya şahısların, satmak için baskı yaptıkları tek bir derginin fiyatı 1000TL’ymiş. Hatta buradaki önemli bir şirketin de ismi veriliyor ve “falan şirket 60 adet aldı” deniyormuş. Aman dikkat…
DÜNYADAN HABERLERİ YOK:
CHP milletvekili Elif Doğan Türkmen, Türkiye’den gelen su konusunda TBMM’ne bir araştırma önergesi vermiş ve TC ve KKTC arasındaki anlaşmazlığın araştırılmasını istemiş. Buraya kadar güzel. Ancak, gerekçede yeralan “anlaşmazlık sonucu, ada halkı yeniden susuzluğa mahkum oldu” cümlesi, Türkiye’de siyaset yapanların, Kıbrıs’ta olup bitenlerden ne kadar uzak olduklarını bir kez daha gösteriyor. Sanki halihazırda susuzluktan mahvolmuşuz da, asıl sorun buymuş gibi. Ne olur biraz derslerine çalışsalar, buradan insanlarla bir konuşsalar, hiç olmazsa gazeteleri takip etseler de sırf muhalefet yapacaklar diye böyle komik durumlara düşmeseler…
STERLİN ÇIKIYOR, KONUT HARCAMALARI DÜŞÜYOR:
DPÖ Müsteşarı yıllık enflasyon değerlendirmesi yaptı. Bir yılda gerçekleşen enflasyon, yani fakirleşme oranı DPÖ’ye göre yüzde 7,8… Açıklamada, “konut” harcamalarının binde 44 oranında ucuzladığı belirtiliyor. Oysa, diğer taraftan, sterlinin bir yıllık artışı yüzde 23,2… Bu ülkede konut harcaması, ev taksidi ödeyen için de, kira ödeyen için de sterlinle. TL’yle harcama yapan mı var? O zaman nasıl oluyor da konut harcamaları düşüyor? Hükümet hayat pahalılığı kriterlerini düzenleyeceğini söyleyerek gelmişti, biz hala bekliyoruz, bu çarpıklık da devam ediyor…
ZİRVEDEKİLER
Davos Yerine Davlos: Sosyal medyada Akıncı ve Anastasiadis’in Davos’ta üçlü zirve yapacakları haberiyle ilgili bir tweet çok hoşuma gitti. “Keşke DAVOS yerine DAVLOS'da bir görüşme ayarlansaydı… Daha samimi, daha bizden ve daha birbirimize yakın…”.
DİPTEKİLER
Bunları İyi Tanıyın: Bu yıl içinde adada bir çözüm umudu artarken, çözümden kişisel zarar görecek olanlar, toplumda korku yaratmaya çalışıyor. Vatandaşı, “çözümden sonra Türkiye yardımı kesecek” sözleriyle kışkırtırken “çözüme hayır deyin ki, Türkiye’den paralar gelmeye devam etsin, bizim de düzenimiz sürsün” demeye getiriyorlar…
































