Adamı çileden çıkardılar.
NOBEL ödülünü aldığına pişman olacak kadar.
Aziz Sancar’dan bahsediyorum.
Hani kıyısından köşesinden bizim de gurur duyduğumuz adam.
Kimyacı Profesör.
2 meslektaşı ile birlikte kanser illetinin insan hücresinde yaptığı tahribatı belirlediler. İşin DNA’sını çözdüler.
Ve kanser hastalarının umudu oldular.
Prof. Dr Aziz Sancar Mardin doğumluymuş.
Annesi-babası okuma yazma bilmezmiş. 8 kardeşle birlikte zor koşullarda büyümüşler. Yani anlayacağınız fakirlik diz boyu.
Buna rağmen önce İstanbul Tıp Fakültesi’ni kazanmış ve başarıyla mezun olmuş sonra da gittiği Amerika’da başarılarına başarı eklemiş.
Bunun karşılığında da NOBEL ödülünü hak etmiş.
Durumunu “Cumhuriyetin yarattığı eğitim mucizesi” olarak özetliyor.
Onun döneminde cumhuriyet fakir halk çocuklarına da fırsat eşitliği verirdi.
“Çok vefakar ve çalışkan münevver (aydın) öğretmenlerimiz vardı” diyor.
Bazılarına duyurulur.
Bahsettiği 70 yıl öncesinin Türkiye’sidir.
“Vefakar ve çalışkan öğretmen” tanımlamasına da Kıbrıs Türkü aşinadır.
Çünkü Kıbrıs Türkü bir dönem ayakta kaldıysa vefakar ve çalışkan ve münevver öğretmenler sayesinde ayakta kalmıştır.
Bazılarına duyurulur.
***
Neyse, konumuz öğretmenler değil, konumuz Türkler.
Aziz Sancar Mardin doğumlu ya arayanlar NOBEL başarısını değil etnik kökenini sorup durmuşlar.
İsyan ediyor ve şöyle diyor: "İlk sordukları soru… Bana 'Arap mısınız, kısmen mi Türk'sünüz' diye sorarak saygısızlık yaptılar. BBC'ye söyledim, 'Arapça konuşmuyorum, Kürtçe konuşmuyorum, ben Türküm' dedim. Ben Türküm, o kadar…"
BBC’nin böylesi bir aptallığı nasıl yaptığını anlamadım ama adam net bir şekilde söylüyor:
“Ben Türküm o kadar…”
Niye Kürt veya Arap değilsin diye çemkirmeye gerek yoktur.
Çünkü ötesi ırkçılığa girer.
***
Her NOBEL dönemi ödül alacak diye heyecan yaptığım ve bence aslında NOBEL ödülünü çoktan hak eden sevgili köylümüz (Kıbrıslı) Vamık Cemal Volkan hocamız bir sohbetimizde anlatmıştı.
Biz kendisini Vamık Volkan olarak biliyoruz ama Amerika’da göbek ismi olan Cemal’i de kullanmış. Cemal’in C kısaltması İngilizce’de D olarak çevrilmiş.
Vamık hocamıza saldıran bazı dinci gericiler D harfini David’in kısaltması olduğunu ve aslında Vamık hocanın Yahudi olduğunu söyleyecek kadar kendilerinden geçmişler.
Vamık hoca babasının hatırasına kaleme aldığı gazete yazısında özverili ve aydın öğretmenlerden uzun uzun bahsederdi.
Kendisinin başarısını da onlara bağlardı.
İki profesörün de bir bildiği var demek ki.
Vamık Volkan geçtiğimiz haftalarda bir gazeteye yaptığı açıklamada “hoparlörden yüksek sesle günde 5 vakit ezan okunması doğru değildir” dedi.
Gerici dincilerin gözünden kaçmış olmalı.
Yoksa hocaya dünyayı dar ederlerdi.
Şimdilerde esas sorunumuz budur biliyor musunuz?
Bilmiyorsanız farkına varın artık…
































