Köşe Yazarları

Türkiye’deki gündem nereden nereye geldi?







Üç yıl önce bugünlerde Türkiye’nin ana gündemi Silivri cezaevinde sayıları her gün artan Paşalar, artış eğilime giren teröre verilen şehit cenazeleri, şike suçlaması ile karşı karşıya kalıp hapse giren Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’dı.
Yurtdışına yaptığımız seyahat dönüşü havaalanından bizi alan taksi şoförümüz o günkü gündemi oluşturun Paşalar, APO ve Aziz Yıldırım için ortak bir yorum çıkarmıştı. Türkiye’nin yakın geleceğine yönelik oluşacak gündemi özetlemişti.
Biz de bunu yazmıştık ama söyledikleri ile ilham veren havaalanından bizi evimize getiren her halinden Laz olduğu belli olan taksi şoförüydü.




Hem zamanın nasıl akıp gittiğini hem de gündemin nasıl şekillendiğini hatırlatması ve gelecekle ilgili düşündürmesi için aktaracağım.
İşte üç yıl önceki yazıdan alıntılar…
      xxx
İnternet bağlantısı ve Türk televizyonlarını izleme olanağı olmayan iki haftalık tatil dönüşünde hasta Fenerli olan oğlum taksi şoförümüze, “Fenerbahçe’nin Şampiyonluğunu alacaklar mı, Aziz Yıldırım hala daha hapiste mi?” diye sordu.
Taksici cevabına “APO” ile başladı ki soruyu yanlış anladığını düşünerek “oğlum Fenerbahçe’yi soruyor” dedim.
Taksici kendinden emin devam etti.
“APO, içerideki paşalar ve milletvekilleri ile Aziz Yıldırım’ın tümüne üç dört seneye kalmaz peşi sıra tahliye ya da af çıkarsa hiç şaşmayın” dedi. En son APO çıkacak ama ilk Paşalar mı yoksa Aziz Yıldırım mı çıkacak bir tek ondan emin değilim dedi.
Soruya verilen cevabın şaşkınlığıyla (APO’yu kastederek) düşünmeden “olur mu öyle şey, mümkün değil” dedim.
Artık konuşmuyor, eşim ve taksi şoförümüzün konuştuklarını dinleyerek düşünüyordum.
Başkanlık sistemini bölgesel özerklikle de harmanlayıp meclise ve gerekirse halkın oyuna geniş kapsamlı bir afla sunarlar mı diye düşünmeden edemedim.
Kendi kendime böyle bir af mümkün değil olmaz, Türkiye’nin dibi düşer dedim.
Ama sonra duraksadım ve böyle bir uzak olasılık olacaksa nasıl olabilir diye düşündüm. Artık takside eşim ve çocukların konuşmalarını da dinlemiyor trafiğe boş boş bakarak düşünüyordum.
Türkiye’yi böyle bir noktaya yalnızca hapiste olanlar ve yakınlarını yıldırmakla değil, toplumun geniş bir kesimini terör dahil ciddi travmaların yaratacağı ümitsizliğe sokmakla mümkün olabilir dedim. 
Türkiye bir kez daha kimin yönettiği kamuoyu tarafından meçhul bir toplumsal mühendislik projesiyle karşı karşıya mı kalacaktı?
Bu yıldırma sonucu bugün hiç düşünmediğimiz sonuçlar çözüm olarak önümüze gelir mi diye düşündüm.
Bunun için bizim Karadenizli taksi şoförüyle yaptığımız sohbeti ve onun söylediğini katılmasam da ben dağarcığıma not ettim.
Türkiye’deki farklı kesimlerin beklentisini tümden tek cümlede özetlediği için…
Eve geldik, televizyon hükümetin terörle mücadele için ordu içinde ayrı bir yapılanmaya gideceğini Başbakanın Azerbaycan gezisi dönüşünde açıkladığını veriyordu. Ertesi gün gazeteler, terörist başı APO’nun artık aradan çekildiğini ve kanın gövdeyi götüreceğini söylediğini yazıyordu. (Nitekim de öyle oldu.)
Evde biz tatildeyken biriken gazetelere baktım. Silivri cezaevine giren Paşaların arkasından kimisi “Türkiye demokratikleşiyor” kimisi de “Türkiye iyice omurgasızlaşıyor” diye yorum yapmış.
Ben ise Türkiye devletinin bir bütün olarak yönetiminin artık çok daha zor bir iş olduğunu düşündüm. Bunun da hiç aklımızda olmayan gelişmeleri daha da güçlenerek iktidarda kalabilmek adına önümüze getirebilecek sebepleri oluşturacağını düşünmekten kendimi alamadım.
İkilemlerle dolu kararları vereceğimiz bir gelecek bizi bekliyordu.
Aynen taksicinin ifade ettiği cümlede olduğu gibi.



Tüm bunları 2011’in Temmuz ayında yazmışız. Gelinen nokta, buraya nasıl geldiğimiz ve nereye doğru gidebileceğimiz ortada.

      xxx

Zaman akıp gidiyor ama hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var, zaman nötr değil. Zaman her şeye ilaç olmayabilir. Zaman lehine de çalışabilir aleyhine de. 

Bence Türkiye’nin gündemine bakarak Cumhurbaşkanlığı seçimleri hemen sonrası yakın geleceği ile ilgili söylenecek iki çift söz kaldı.

Uyanmaya gerek yok.

Uyumasan yeridir.









Başa dön tuşu