Köşe Yazarları

Türkiye’de ve KKTC’de ekonomik sorunlar

Bu haftanın en önemli gündemi kanaatimce Türkiye’de yeni sistemle yeni Yönetimin oluşturulması ve ilk ziyaretin aynı günde Azerbaycan’la KKTC’ye yapılmasıdır ki dünyaya verilen önemli bir siyasi mesajdır. Hayırlı olmasını temenni ederiz.

Şimdi de yeni kurulan ve ekonomi ve maliye politikalarını yürütecek  kadronun, şu anda Türkiye ve KKTC kamuoyu kadar yabancı ülkeleri ve yabancı sermayenin de en çok merak ettiği, döviz-para politikaları, enflasyon, maliye politikaları, uygulanacak yeni ekonomik program ve TCMB’nın kararlarının ne yönde ve nasıl olacağı ile ilgilidir.

Yeni Maliye ve ekonomiden sorumlu Bakan Sayın Berat Albayrak’ın ilk beyanatı, daha ziyade iç ve dış piyasaları ve yabancı sermayeyi de en çok ilgilendiren kesimin beklediği,  TCMBankasının kararlarındaki bağımsızlığı ile ilgili beklenti idi ki, bu konuda ‘MB’nın bağımsız bir Kurum olarak ekonominin gerçekleri ve piyasa koşulları neyi gerektiriyorsa onu yapacağını’ deklere etmesi, ve ekonomide dengelemenin önemli olduğu, Bütçede kontrol ve bütçe disiplininin sağlanması, tek haneli enflasyonu sağlama ve bunun için enflasyon üzerindeki vergi şokunun kaldırılacağı, ile reform önlemleri alınacağı hususundaki  ifadeleri olumlu etki yapmıştır.

Özetle ekonominin ve tüm kamuoyunu ilgilendiren döviz kurlarının bu günkü gidişatına neden olan mevcut açık ve bozulmalara ve düzeltici önlemlere parmak basmıştır. Doğru teşhisin açıkça ifade edilmesi bu yönde alınacak önlemler konusundaki beklentileri ve dikkatleri de bu politikaların takibine yönlendirmiştir. Özellikle bu yıl gelişen Bütçe açığının azaltılması yanında geçen yıllarda tüketim arttırıcı kredilendirmeleri teşvik yanında diğer tüketimi teşvik edici önlemler enflasyonu da olumsuz etkilemişti. İmalata tabi ithal hammadde ikame ve düşük katma değerli imalatın da dış ticaret açığını arttırdığı ayrıca hizmetler sektöründen karşılanamayan açıklar dolayısıyla artan cari açığın azaltılması hedefi, reform kapsamında eskiden beri sayılan önlemler olarak reform hedeflerine de vurgu yapılmıştır. Şimdi geliştirilecek önlemlerle piyasaların ve yabancı ve yerli yatırımcılara getirilecek cesaretle Türkiye’ye yönelik sermaye akımı ve doğrudan yatırım sağlanması halinde çoğu sorunların çözülmesi ve reform sürecinin tamamlanmasında da bu hareketin yardımcı olması sağlanabilir.

Aylardan beri özellikle son haftalarda seçimlerden önce başlayan ancak seçim günlerinde duraklayan TL’sına karşı döviz kurlarının şimdilik aynı seviyelerde seyrettiğini görüyoruz. Gelecek haftalarda bu alınacak önlemlere ve sağlanacak güvene göre gelişmeleri görebileceğiz. 24 Temmuz’da TCMB’nın alacağı kararlar da bu konuda çok etkili olacaktır.

KKTC’de de Pazartesi Sayın Başbakan Erhürman’ın kabine ile birlikte,  ekonomik sıkıntılara karşı alınacak önlemleri ve ekonomi konularında yol haritasını basın toplantısıyla açıklayacağı öngörülmüştür. Her halükârda Hükümetin, kurların yarattığı etki dolayısıyla eksilen alım gücü açısından devlet hizmetlerinin ve öngörülen yatırımların yürütülmesi, ekonomide istihdam arttırılması, piyasada hareketlilik sağlanması, üretim bazında –mal ve hizmet üretimi- bazı teşviklerin karşılanması için, ek finansman konusunda Türkiye ile temaslarda bulunma gereği olacaktır.

Diğer taraftan 2018, 5 aylık Bütçe uygulamalarına göre KDV tahsilatında da kurlar dolayısıyla oldukça artan tahsilat miktarı göz önüne alındığında (KDV oranlarını) azaltmak uygun olur. Bazı temel mallarda bir miktar KDV düşürülmesinde, enflasyonu biraz düşürmek açısından yararı olacaktır. Ancak buna karşılık denetim mekanizmasıyla fiyatlara da yansıtılması gerekir. Bir de KKTC’deki banka mevduat kaynakları, bankalarca verilen toplam kredilerden oldukça üstündedir. Dolayısıyla kaynak rahatlığı olan bu alanda, geliştirilmesi Hükümetçe öngörülen sektörlere tercihli faiz uygulaması ile uygun projelere teşvik verilebilir. KKTC Merkez Bankası yayınlarına göre mevduatın krediye dönüşüm oranında son iki yılda düşüş olmuştur. Krediye dönüşümün şimdi % 72.5 olduğu ve son iki yılda % 7 oranında gerileme olduğu görülmektedir. Bir çok sektörlerdeki gerekli ve Hükümetçe öngörülen programlara göre yatırımlar için yatırımcılar faiz farkı ile teşvik edilebilir. Mevcut kaynaklarımız da ekonomimize kanalize edilebilir.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı