Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türkiye’de Sivil Toplum hareketi ve FED faiz kararı,

Türkiye’de geçen Perşembe günü Ankara’da 14 sivil toplum kuruluşunun öncülüğünde 260 sivil toplum kuruluşları tek ses ve tek yürek olarak ‘Teröre hayır kardeşliğe evet’ sloganıyla gerçekleştirdikleri miting ve yürüyüş, içimizde büyük bir ferahlık ve mutluluk yaratmıştır.
Millet budur. Vatanına ve bütünlüğüne, insanlarına karşı, asker, polis, sivil , çoluk çocuk demeden yapılan acımasız terör, şiddet ve bölücülüğe karşı, milletin bir bütün olarak verdiği güçlü sestir. Bu ses derinden gelen ve tüm halkı temsil eden bir ses olarak yansımaktadır. İş aleminin her kesiminden, tüm sendikalardan, çalışanlardan emeklilere ve kadın kuruluşlarından, Barolar Birliğine, meslek kuruluşlarından tüm sivil toplum örgütlerine kadar halk olarak verilen bu müşterek ses, terörü lanetleyerek  ‘birlik ve kardeşlik’  mesajlarını vermiştir. Bu mesajın iyi alınması gerekir.
Terör bir vahşet ve insanlık suçu hareketidir. Terörle bir yere varmak zamanı geçmiştir. Terörle amaca ulaşmak, masum insanları hedef almak demode olmuş kötü bir hastalıktır. Terörü yaratan terör örgütleri en sonunda yok olmaya mahkûmdur. Bölücülüğü ısrarla deneyenler halkın desteğini kaybetmeye de mahkûmdur. Herkese teröre karşı ve birlik beraberliğin sağlanması yönünde görevler düşmektedir. 30 yılı aşkın bir süredir masum insanlara yönelik vahşet yanında devlet mallarına verilen zarar ve doğu bölgelerine yapılan yatırımların bir çoğuna, okullara, hatta hastanelere, öğretmen ve doktorlara yönelik saldırılar, öldürmeler, hizmetin engellenmesi, yakıp yıkmalar, bölge halkına mahrumiyet yaşatma, gelişmenin ve bölge kalkınmasının engellenmesi, kaos yaratılıp, insanlara felaketler yaşatmak, kime hizmet etmektedir?  Silah tüccarlarına hizmet etmektir. Yazık değil mi bölgeye ve bölge insanına ve tüm Türkiye halkına yaşatılan bu acılar?. Sosyal ve ekonomik hayatına her gün vurulan darbe?. Terör dolayısıyla yıllardan beri yatırımlar caydırılmakta, insanlar perişan edilmekte, işsiz kalmalarına neden olmaktadır. On binlerce cana mal olmuştur. Terör ancak tüm halkın bütünlük içinde duruşu ile önlenebilir. Umarız gelişecek bu duruşlarla terör belası yok olur gider. Terör Türkiye’nin gelişmesine ve kalkınmasına yıllardır çeşitli yönlerden darbe vurmaktadır. Haklar, ancak demokratik yöntemlerle aranabilir. 

ABD Merkez Bankasının Eylül kararı,
FED’in Perşembe günü aldığı ve yayınladığı faiz kararı ile bu ay da faizde bir değişiklik yapılmadı. Fed Başkanının, ekonomiye dair bazı göstergelere göre, özellikle istihdamın iyi seviyede olması, enflasyonda hedefe henüz ulaşılamaması %2nin altında seyretmesi, ve küresel ekonomideki belirsizlik özellikle Çin gerekçeleriyle faizin bu ay da aynı kalmasına karar verildiği açıklamaları, özellikle gelişmekte olan ülkelerde bir ferahlık yarattı. Ancak, FED Başkanı Ekim ayında faiz konusunun yine masada olduğunu da, vurguladı.!
2015 yılı başından beri hatta geçen yılın son aylarından itibaren başlayan ABD’de faiz artırımı konusu, her ay dünyada bir çok ülkede heyecan ve tedirginlik yaratmaktadır. Bu politikanın aynı zamanda parasal genişlemeden yararlanan ve dış sermayeye bağlı olarak kalkınma sürecini devam ettirmeye çalışan ülkelere, ekonomilerinde toparlanma için uluslararası toplantılarda tavsiye edilen reformların yapılması için her ay adeta bir nevi uyarma ve hatırlatma yararı olduğunu değerlendiriyorum. Demoklesin kılıcı gibi. Bunun belki reformları erteleyen ülkelere sağlam temelli ekonomik yapı kurmalarını teşvik edici bir uyarı olursa faydası da olur.
Bir de dolarda artacak bu faiz beklentileri ile dolar sürekli gündemde tutularak, dolardaki sağlamlığın gelecekte faizle pekiştirileceği algıları da dolara talebi artırmakta ve artı değer kazandırmaktadır. Bu da bilinçli uygulanan bir politika olabilir kanaatindeyim.
Tabii ki ABD ekonomik göstergelerine göre gerek büyümede gerek istihdamda bir gelişme yaşanmaktadır. Ancak dolar faiz artırımı ile dış ülkelerin de tekrar parasal ve ekonomik bir krize veya düşüşe geçmeleri halinde, ABD ekonomisine de olumsuz etki yapacağını bildikleri için dikkatli hareket etmektedirler. Hatta bazı yorumcular  ABD’nin faiz artırması halinde bunun yapabileceği olumsuz etkiler konusunda kararsız oldukları için, sürekli erteleme yaptıkları da söylenmektedir.  Gelişmekte olan ekonomilere olumsuz bir etki yapacağı muhakkaktır.  Ancak her ülke kendi içindeki sorunları aşma hedefi ile gereken sektörlerde reformlarını da yapmak durumundadırlar. ABD ekonomisi, ve AB ekonomisi az da olsa, toparlanma sürecindedir. Dolayısıyla dolar ve Euro, değer kazanmaya dünyada devam ediyor.
Türkiye de ülkedeki diğer iç siyasi ve sosyal çalkalanmalara ek olarak ekonomik nedenlerle dolar ve euro değerlenmesinden olumsuz etkilenmekte olan ülkelerden biri olarak, kurlarda sürekli oynaklıklar yaşanmaktadır. Son iki aylık dönemde, seçimler, Hükümetin kurulamaması dolayısıyla kalıcı ekonomik politikaların belirsizliği konusunda piyasalarda oluşan görüşler, siyasi ve sosyal olaylarla ekonomik olayların birbirine bağlı olması ve şimdi ikinci  genel seçim sürecine girildiği bir dönemde PKK tarafından terörün tırmandırılmasının etkisi ile, kurlarda artış normal seyrinden daha hızlı bir tırmanışı yaşatmıştır. Her alanda olduğu gibi ekonomide Güven en önemli unsurdur. TL’de son iki ayda dolar karşısında % 17 değer kaybı oldu. Ocak ayından bu yana da toplamda  % 31.6 değer kaybı oldu. Euro karşısında da en büyük kayıp son iki ayda oldu, % 21 değer kaybı ve yılbaşından bu yana %23 değer kaybı yaşandı. Buradan görülüyor ki yılbaşından bu yana 9 aylık dönemde en hızlı artış, son kısa bir dönem içinde olmuştur.
Türkiye’de borçların daha ziyade euro ve dolar olması karşısında talep artışı ve AB’de genel ekonomi göstergelerindeki bir miktar iyiye gidiş sinyalleri, ani değer kaybını hızlandırmıştır.         
Türkiye iş aleminin en büyük kuruluşlarından biri olan Tüsiad, İKY Başkanı Özilhan, iş aleminin sıkıntılarını dile getirirken, en önemli ekonomik değişkenin kur olduğuna dikkat çekerek, herkesin kur’daki değişiklikleri sürekli takip ettiği günlere geri dönüldüğünü ve yatırım ve uzun vadeli düşünmeyi engellediğini, tüketim talebini de etkilediğini vurguladı. Türkiye sanayisinin geliştirilmesi alternatifinden başka bir alternatifi de olmadığını ve birlik beraberliğin önemine dikkat çekti. Ayrıca siyasilerle halkın yan yana olması gerektiğinin  altını çizerek tüm siyasi partilere demokrasiye bağlılıklarının seçim bildirgelerine alınmasının önemini vurguladı. Çünkü ekonomiyi toplumsal ilişkilerden ayırmak mümkün değil.