Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türkiye’de seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın ve yeni kabinenin göreve başlaması…

Bu yazıyı kaleme aldığım cuma gün Türkiye’de yeni kabine, Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından Cumhurbaşkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan’a arz edildi ve onaylandı. Anlaşıldığı kadarıyla önceden mutabakatı sağlanmış kabine olduğu cihetle, süratle kurulup süratle onaylandı. Doğrusu da devlet geleneğinde budur. Günlerce spekülasyona açık bırakılıp her yönden olumsuz veya olumlu çeşitli yorumlara açık bırakılmadı. İki hafta içinde iki önemli siyasi gelişme yaşandı.
Piyasalar aylardan beri bekledikleri ve uzun zamandan beri hükümetteki görevlerinde başarılı olan ve istikrar için gerekli ve olumlu yorumladıkları Ekonomi ve Maliye konularıyla ilgili bakanlıklara ve makamlara mevcut kurmayların devam konusunda atamalarını da yerinde buldu. İç ve dış piyasalarda, sermaye çevrelerinde, ekonomik ve mali konularda karar vericilere güven duyulması, Türkiye’de devam eden yatırımlar açısından çok önemlidir. Bu beklenti içte ve dışta karşılanmış görülmektedir. Uzun zamandan beri ekonomik konularda Başbakan Yardımcısı A. Babacan, Maliye Bakanı M. Şimşek, Enerji Bakanı T. Yıldız, isimleri üzerinde en çok durulan kişilerdi. Bu isimlerin kabinede yerlerini korumalarının önemi ekonomi çevrelerinde vurgulanmakta idi. Kabine oluşturulmasında bu hususa verilen önem, yeni kabineden sonra gelecek için çizilecek ekonomi ve mali politikaların değiştirilip değiştirilmeyeceği noktalarına kadar bağlanmıştı. Özellikle yabancı yatırımcıların ve sermaye sahiplerinin bu konulardaki Türkiye politikalarının değişmeyeceği hususundaki aldıkları mesaj, cesaretlenmelerine ve sermaye akışının devamına vesile olacak, Türkiye gibi büyük yatırımlara hız veren bir ülkede finansman açığına önemli katkı olacaktır. Bu günkü yorumlar, Türkiye’de ilgili çevreleri rahatlattığı anlaşılmaktadır.
Gerek içte gerekse dışta diğer üzerinde durulan husus TC Merkez Bankası Başkanı’nın görevinde devam edip etmeyeceği ve Merkez Bankası’nın da bağımsız ve ekonomik gereklere göre kararlar alıp güvenirliliğini ne derecede koruyacağı konusu idi. Özellikle de önceki hükümet yetkililerinden bazılarının faizler konusunda şimdiye kadar MB Başkanı’na karşı tavır almaları, faizlerin düşürülüp enflasyonu körükleyebileceği ve dövizleri fırlatabileceği endişeleri, finans çevrelerinde yaygın bir kanaattir. Faiz, enflasyon, borçlanma, maliyetler, tasarruf oranı düşüklüğü ve tasarruf açığı birbirleriyle ilintili hususlardır. Hükümet mensuplarından Sayın Babacan ve Şimşek, bu güne kadar, MB Başkanı Başcı’ya kararlarında destek ve cesaret vermişlerdi. Yeni Kabine’nin açıklanmasından bir gün önce MB Başkanı Başcı ve PP Kurulu’nun aldığı faiz kararı, “ne şiş yansın ne kebap” şeklinde değerlendirilmiştir. Ancak fazla bir endişe de yaratmamıştır. Her tarafı memnun eden bir karar çıkarma endişesi, her zaman sonucu memnun kılmayabilir. ABD’de faizlerin arttırılacağı söylentilerinin gerçekleşmesi halinde, gelişmekte olan ülkelere etki yapacaktır. Böyle dönemlerde sıkı para politikası ve mali disiplin önem kazanır.
Çarşamba günü TCMB-PPK, aldığı kararla MB’nin piyasaya verdiği reponun faizini ( % 8.5 ) değiştirmedi. MB kullandığı gecelik faizin tavanını % 12’den % 11.25’e düşürdü. Tavan faizin indirilmesi bankaların mevduatlara ve verdikleri kredi faizlerini etkileyerek düşürebilecektir. Bu da bir taraftan hükümetin arzusunu yerine getirirken, reel kesime verilen kredi faizleriyle bireysel kredi faizlerini düşürme konusunda bankalara imkân tanımıştır. PPK, enflasyon yüksekliğini gıda fiyatlarına bağladı. Özellikle et, ekmek ve süt ürünlerinde oldukça yüksek, % 14 ile % 17 arasında. Gıda dışındaki enflasyon, % 8.3 olarak belirlendi. MB-PPK karar alırken, kuraklık ve diğer jeopolitik riskleri de göz önünde bulundurduğunu, sıkı para politikasına devam edileceğini, enflasyonun da takip edileceğini ve kararların ona göre alınacağını açıkladı. Bazı yatırımcılar ise faiz indirimiyle tüketici kredilerinin de rahatlayacağı ve bu yolla büyümeyi olumlu etkileyeceği için yararlı olacağını ifade ettiler. Esasen reel sektör faiz düşüşünü istiyordu. Ekonomi yönetiminin el değiştirmemesi bu alanda dengeli bir politikanın devamını göstermektedir.
Cumhurbaşkanlığı seçiminden kısa bir süre sonra oluşturulan yeni Hükümetin uygulayacağı dış politika ve diğer konularda da aynı dengeli politikaların uygulanması, birlik ve beraberlik mesajları verilmesi ve uygulanması, eşitlik ve adalet mekanizmasına özen gösteren politikalar, nerede yaşarsa yaşasın Türk milletinin en içten arzusudur.
Sayın Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’ın Anıt Kabir ziyaretinde deftere yazdığı mesajlar çok olumlu birleştirici ve ferahlatıcı, geleceğe ümit veren mesajlardır. Diğer önemli bir olay Sayın Cumhurbaşkanı’nın ilk dış ülke ziyaretini KKTC’ye yapması ve geleneği koruması. Bu Kıbrıs Türklerine büyük bir destek ve güven duygularının güçlenmesine neden ve dış ülkelere önemli bir mesajdır.
Hükümetin de aynı paralelde vereceği sinyaller ve yapacağı uygulamalar halka huzur içinde bir gelecek vadedebilmelidir. Buna ihtiyaç vardır. Yeni Cumhurbaşkanı ile yeni hükümetin Türk milletine hayırlı olmasını dileriz.