Önce yeni kurulan Hükümeti kutlamak istiyorum. Cuma günü yeni Hükümetimiz kuruldu, Cumhurbaşkanı’nın onayına sunularak açıklandı. Halkımıza ve ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını dileriz. Hükümet programı Meclis’te okunup onay aldıktan sonra yeni Hükümet icraatta ve önlemlerde önceliklerini herhalde açıklayacaktır, ancak tartışılmaz öncelik herhalde Devlet Bütçesinin Meclis’ten onaylanması olacağını tahmin ediyorum. Başarılar dileriz.
Bu hafta güncel olan bazı mali konulara değinmek istiyorum. Cuma günü ABD istihdam verileri açıklanınca dolar değerinde TL’ye karşı % 0.67’lik bir artış olduğunu gördük. Tarım dışı istihdam yükselmesi (%4.1) dolara talebi arttırdı, hisse senetleri satışları da bir miktar düştü. Ayrıca geçen yılın aynı dönemine göre saatlik ortalama kazanç da %3’e yakın arttı. Özellikle ABD’de istihdam verilerine çok önem verilmekte ve bu etki ile dolar değerini hafta sonu artırdı..
TCMB kur hareketlerinde geçenlerde 2018-19 yılları için yapılan enflasyon raporu açıklamalarında pek endişeli olmadığı anlaşılmaktadır. Bir de küresel piyasalardaki düşük oynaklığın küresel risk iştahı güçlü seyrederken gelişmekte olan ülkelere portföy girişlerinin istikrarlı ve artacağı öngörülüyor. Küresel enflasyonun da ılımlı olacağına değinilerek, Türkiye’de 2018’de çekirdek enflasyonun daha düşük seviyelerde seyredeceği, sıkı bir para politikası altında 2018 yıl sonu enflasyon tahmini de % 7.9 olarak öngörüldü.
Türkiye’de 2018’de ekonomide yeni teşvikler öngörülmektedir. Özellikle üretim, ihracat, AR-GE, yenilik ve tasarım faaliyetlerinin teşviki için geçen hafta içinde TBMM’ne Vergi yasalarında değişiklikler için teşvik konularında teklifler sunuldu. Örneğin Sanayi sicil belgesine sahip olanlara, formaliteyi kısaltmak amacıyla yatırım teşvik belgesi aranmadan imalat sanayiinde kullandıkları makine ve teçhizat alımları için 2 yıl boyunca yani 2019 Aralık ayı sonuna kadar KDV muafiyeti getiriliyor. AR-GE yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara bu merkezlerde, teknoparklarda, üniversite araştırma laboratuvarlarında kullanılan yeni makineler ve teçhizat alımlarına da aynı tarihe kadar hem KDV muafiyeti hem de bu makine ve teçhizatların mevcut amortisman sürelerinin yarısı kadar daha amortismana tabi tutulması ve gider olarak yazılması öngörülüyor, dolayısıyla gelir vergisinde de indirim olacak.
Ayrıca yeni kurulan ve yatırım teşvik belgesi bulunan sermaye şirketlerince yurt dışından sermaye olarak Türkiye’ye getirilen dövizin, kuruluşu takip eden hesap dönemi sonuna kadar belli şartlarla ‘kur değerlenmesine tabi tutulmaması’ ve böylece kur değerlemesinden doğan kazancın vergilendirilmemesi öngörülüyor.
Organize sanayi bölgeleri ve küçük esnaf sitelerinde yapılan alt yapı, su, yol, kanalizasyon vb yatırımlarla, iş yeri yapımlarında kullanılan malzeme ve hizmet bedelleri üzerinden KDV muaf olacak.
Getirilen bu düzenlemelerle birlikte eski araçların da trafikten çıkarılmasını teşvik için imha merkezlerine teslim edilecek araçlara 10 binTL’ye kadar ÖTV alınmayacak.
2020 yılı sonuna kadar ilave istihdam sağlayacak iş sahiplerine, 12 ay süreyle gelir vergisi stopajı, damga vergisi, sosyal güvenlik primi desteği devletçe teşvik olarak verilecek. İmalat ve bilişimde ise daha yüksek ek menfaatler öngörülüyor. Kreş ve gündüz bakımevi açacak iş sahiplerine de ilave vergi muafiyetleri var. Sosyal güvenlik kapsamında mevcut ek menfaatlerde de genişletmeler söz konusu.
Yeni bir düzenleme daha getiriliyor. Döviz borçlanmalarının kısıtlanması veya yasaklanması. Bu güne kadar Türkiye’de şahısların birey olarak döviz borçlanması yasaktır. Şimdi yeni getirilen düzenleme ile döviz geliri olmayan Şirketlere de döviz borçlanma engeli getirilmektedir. Ne yurt içinden ne de yurt dışından döviz geliri olmayan şirketler de dövizle borçlanamayacak. Döviz geliri olan ve 15 milyon$’ın altında borçlananların da döviz borç bakiyesi son 3 yıldaki döviz kazancı toplamından fazla olmayacak. Döviz kazancına paralel sınırlandırma yapılıyor. Yalnız burada bir istisna getiriliyor ve leasing’le alınacak makine ve teçhizatlar %1 KDV vergisine tabi olan yatırımlar kapsamında olması halinde döviz geliri olsun veya olmasın dövizle alınabilecek, ödenebilecek.
Yalnız mevcudun satılması ve geri kiralanması halinde, şirketlerin döviz geliri yoksa döviz borçlanması kabul edilmeyecek. Bu getirilen düzenlemeler aslında hem KOBİ’leri, şirketleri ve işletmeleri kur riskinden kurtaracak hem de çok artan ülke genelindeki özel sektör döviz borçlanması ve ülke döviz ihtiyaçlarını frenleyeceği açısından yararlı olacaktır. Bunun da döviz taleplerini azaltacağı ve kurlara da olumlu etki yapabileceğini tahmin ediyorum. Bu önlemlerin KKTC’ye de olumlu yansımaları olacaktır.
KKTC’de de teşviklerin güncelleşmesi teşvik alanlarının, özellikle sürelerinin sınırsız olmaması ve belirlenmesi, ve teşvik miktar ve oranlarının geliştirilmek istenen sektörlere göre zaman zaman değiştirilmesi şarttır. Özellikle belli sektörlerde süresiz teşvikler çoğu zaman ekonomiye yük olmaktadır. Kaynakların ve Teşviklerin verimli kullanılması daha yaygın bir teşvik sistemine de vesile olacaktır.
































