Geçen haftaki yazımda, TBMM’de önceki hafta onaylanan 2016 Türkiye Cumhuriyeti Bütçe’sinin global büyüklüklerini ve özet içeriği ile, öncelik alınacak 3 ana konu ve başlıca uygulanacak projeleri yazmıştım. Bu gün de Türkiye’nin 2016’da öngörülen diğer ekonomik hedeflerinden bazısını gündeme getireceğim. Ancak Ankara’dan sonra İstanbul ve Brüksel’de yaşanan terör hareketlerinin hepimizde ve tüm dünya üzerinde yarattığı yankı ve travma bir çok şeyi ikinci plana ittiği cihetle, önce bu konuya değinmek ihtiyacını duydum.
Türkiye’de peş peşe Ankara ve İstanbul’da yaşanan terör olaylarının hemen arkasından Brüksel’de yaşanan terör olaylarının sınır tanımadığını ve teröre hiçbir şart altında tolerans gösterilemeyeceği bir kez daha kanıtlanmıştır. Dolayısıyla geç de olsa bundan sonra tüm dünya ülkelerinin teröre karşı birleşerek nerede olursa olsun her türlü istihbarat birliği dahil, müşterek planlar ve tam bir birlik çerçevesinde mücadele edilerek, sivil ve masum insanların toplu ölümlerine, dünyada insanlığın, halkların ve ülkelerin huzur ve sükûnunu bozan şiddete dur demeleri bir insanlık borcudur.
Brüksel’deki terör olaylarından sonra bütün Avrupa ülkeleri , ABD, Avrupa’daki borsalar dahil bir çok dünya ülkeleri hem bayraklarını yarıya indirerek hem de Brüksel bayraklarını asarak taziye ve teröre karşı destek, birlik, beraberlik içinde mücadele mesajlarını en üst seviyede ve yaygın olarak vermişlerdir ki en doğrusu bidayetten beri bu idi. Aksi halde teröre karşı bütün ülkelerin güçlü bir şekilde mücadelesi sürmezse kökünün kuruması mümkün olmaz. Terörün yeri ve zamanı belli olmaz. İndepedent gazetesinin yorumunda olduğu gibi bizce de örnek olan bu birlik davranışının, Türkiye’de terör hareketleri sürdüğü sürece de olsaydı, bu kadar yayılması mümkün olmazdı. Nerede olursa olsun teröre lanet ediyoruz ve son bulmasını diliyoruz. Gerek Türkiye’mize gerekse Belçika halkına başsağlığı dileriz. Ve dileriz ki terörü besleyen güçler de dünyaya ne büyük bir felaket yaratıldığının farkına varırlar ve terörün çözülmesinde bundan sonra aktif rol oynarlar. Çünkü akreple oyun olmaz. Terörün şiddetlenerek yıllardır Türkiye’de uzaması, terörün arkasındaki güçlerin sıvazlanmasından olduğu ve Türkiye’nin başına gaile açmak isteyenlerin gayretlerinden, orta doğudaki ateşin niçin durmadığı da içindeki oyunculardan bellidir. Türkiye yıllardan beri terörle mücadele etmektedir, Ülke ve halk çok bedeller ödemiş ve ödemektedir. Şimdiye kadar Türkiye’nin mücadelesine, yaptığı çağrılara tüm devletler birlikte etkin bir mücadele vermiş olsaydı insanlık adına barış ve huzur adına çok daha yararlı olacaktı. Dileriz bundan sonra olur. Orta doğuda özellikle de Suriye’de son yıllarda çığırından çıkan insanlık dışı harbin sonuçları ve bu bölgelerden Türkiye’ye kaydırılmak istenen sorunların, milyonlarca mülteci felaketinin ve terörün önünün alınması için, BM başta olmak üzere bölgede müdahil olan süper güçlerin, Türkiye ile işbirliği sağlayarak acil önlemler alması ve huzur ve sükûn getirilmesini temenni ederiz. Teröre kaynak olan orta doğuda savaşın durdurulmasına yönelik bir anlaşma ve başından beri Türkiye’nin önerdiği Türkiye doğu sınır boyu ötesinde Suriye’den başlayan bir güvenlik kuşağının sağlanması da kaçınılmazdır.
2 – 2016 Bütçe politikası ile hedef alınan diğer ekonomik önlemler;
Geçen hafta konumuz olan 2016 Bütçe içeriği ve üç öncelikli hedefler olan Eğitim, Sağlık ve Yatırım hedeflerinden sonra bu gün de Türkiye’de 2016’da hedef alınan diğer ekonomik önlemlerden bazılarını zikretmek istiyorum. Bunlar Kayıt dışılıkla mücadele, Küçük ve orta ölçekli işletmelere destek ve rekabetin arttırılması, İhracata dayalı rekabetçi bir üretim yapısı, Vergi ve gelir politikaları ile verimlilik için tarımsal arazilerin bütünleştirilmeleri politikalarıdır.
Kayıt dışılıkla mücadele, her zaman ekonomide haksız rekabetin önlenmesi, kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması, ekonomide rekabet gücünün arttırılması ve Kamu Gelirlerinin arttırılması için olmazsa olmaz en önemli önlemlerden biridir. Ve Mali Disiplin konusudur. Türkiye’de 2008’den beri bu konuda uygulanan Eylem Planlarına ilaveten 2016’da da yeni uygulanacak bir Eylem Planı öngörüldü. Bu plana göre, etkin denetimlerle akaryakıt ve inşaat sektörlerinde işlemlerin takibi, ödeme işlemlerinin kayda alınması, elektronik faturaların yaygınlaştırılması, her konuda çapraz denetimler, vergi denetiminde etkinlik, ödemelerde banka kartları ve benzeri ödeme şekillerinin teşviki, taşımacılıkta elektronik sistem uygulanması, Noterlerce yapılan işlemlerin elektronik ortamda gelir İdaresi ile paylaşılması, Veri paylaşım kapasitesinin arttırılması, Vergi idarelerinde ödeme kolaylığı için alternatif ödeme şekilleri; kredi kartı, banka kartı vb uygulanması, önlemlerin başlıcalarıdır.
Mali Disiplin;
Kayıt dışılıkla mücadele ve kayıt dışılığın asgariye indirilmesi, Mali Disiplin politikasının vazgeçilmez bir parçasıdır. Mali disiplinin diğer bir vazgeçilmez parçası da Gelir ve vergi politikalarıdır. Kamu gelirlerini disiplin içinde arttırmak için gerekli denetim ve etkin adaletli vergicilik politikalarının ve uygulamalarının yapılmasıdır. Mali Disiplin demek, bir çoklarının zannettiği gibi sadece Gider kalemlerinde Kısıtlama yapmak değildir.
Sadece Gelir ve vergi politikalarında istihdam üzerinden ağırlıklı vergi toplamak ise adaletsizliktir. Türkiye’de 10 yıl önce bu konuda OECD ülkeleri içinde istihdam üzerinden ağırlıklı vergi alan ülkeler arasında üst sırada iken, yeni vergi denetimleri ve verginin tüm mükelleflere dağılımının artması sonucu, istihdam üzerinden ağırlıklı vergi toplamada, olumlu bir gidişle 8.ci sıraya düşmüştür. 2016’da da konan hedefte, beyannameli mükellef sayısının arttırılması, vergiye uyum ile kayıtlı ekonomiye geçiş, vergi adaletini güçlendirmek, vergide yatırım- üretim-istihdam ve girişimciliği teşvik politikalarının uygulanması vardır. Bunun için de istihdam üzerinden vergi yükünü azaltmak yanında Özel sektörde de yeni istihdamlardan bir süre vergi almamak yönünde değişiklikler yapılmış ve uygulamaya başlanmıştır.
Ayrıca İşletmelerin Öz kaynak kullanımını teşvik etmek ve borç ağırlıklı bilançolar yerine nakdi sermayenin arttırılmasına yönelik teşvik politikası çerçevesinde, arttırılacak nakdi sermaye üzerinden hesapladıkları tutarın % 50’sinin Kurum kazançlarından düşürülmesi uygulaması da işletmelerin mali bünyelerinin güçlendirilmesi ve istihdam sağlamaları, teşvik kapsamındadır.
Yine Türkiye’de yatırımlarda tamamen Kurumlar Vergisi muafiyeti yerine, yatırımına göre daha düşük kademeli vergi indirimi uygulanmaktadır. Kurumlar vergisinde bu indirim en az % 2 dir. KKTC’de de artık tamamen yatırım muafiyetleri yerine yatırımın cinsine ve önemine göre kademeli bir vergi indirimine gidilerek daha düşük oranda da olsa artık Gelir vergisi ve Kurumlar vergisi alınmalıdır. Hiç yatırımın olmadığı KKTC’nin ilk kuruluş dönemlerinde getirilen teşviklerle özellikle Turizmde bir hamleler dizisi yaşanmıştır. Bundan sonra bu teşviklerin de gözden geçirilmesi elzemdir. Kırk sene aynı yasalar uygulanmaz. Zamana ve ülkedeki gelişmelere ve ihtiyaçlara göre her alandaki yasaların gözden geçirilerek günün koşullarına göre düzeltilmesi şarttır. Hele ekonomik ve mali konularda koşar adımlarla şartlar değişmekte olduğu cihetle aynı hızla hareket etmek bir gerekliliktir. Aksi halde çok geriden gidiş, olayları çıkmaza sokar.
Türkiye’de 2016’da diğer bir hedef KOBİ’leri teşviktir. Bu amaçla KOBİ Destek programı çerçevesinde işini kuracak olan gençlere proje karşılığında karşılıksız 50 bin TL destek, Yine gençlere kendi işini kurma veya geliştirme için 100 bin TL’ye kadar faizsiz kredi, gelir vergisinde bir miktar istisna getirilmiştir. Yeni istihdam edilecek olanlar için ise İşbaşı Eğitim programı çerçevesinde de, bir yıl maaşları devletçe ödenecektir. Ekonomik gelişim için açılım getirici bir program. Diğer konulara da haftaya değineceğim.
KKTC’nin bu yararlı program ve gelişmelerden yararlanması, sürekli değişim gösteren ekonomik ve mali konularda, süratli bir şekilde ülkedeki gelişmeleri takip etmesi ve şartlara uyum sağlaması gerekmektedir…
































