Köşe Yazarları

TÜRKİYE YUNANİSTAN  SAVAŞMAMALI







Politikacılar ülke içerisinde prestij kaybetmeye başlayınca, kitleleri yanlarına çekmek için  genellikle milliyetçilik bayraklarını sallamaya başlarlar.




Son günlerde gerek Yunanistan gerekse Türkiye siyasileri karşılıklı olarak şöven söylemlerin dozlarını arttırmaya başladılar.



Her iki ulusun yöneticileri halkın dikkatini ekonomik yıkıma yöneltmemesi için, milliyetçiliği araç olarak kullanıyor. Ancak bu araç kitleleri kısa vadede uyutsa da, uzun vadede bunun bedeli çok ağır olmaktadır.

Türk lirası hızla değer kaybederken, kitleleri daha mutlu bir geleceğe, daha iyi ekonomik koşullara artık inandırmak mümkün değildir.

Yunanistan’da da işler pek iyi gitmemektedir. İşsizlik ve ücretlerin yetersizliği Yunanistan halkını çok zor koşullarda yaşamaya mecbur etmektedir.

Gerçekte Türkiye ve Yunanistan için TURİZM da çok önemli bir gelir kaynağıdır. İki ülke arasındaki gerginlik, dünya turizminden  her iki ülkenin alacağı payı da derinden etkileyecektir.Bu nedenle  hamaset nutukları bölgesel çatışmaya kadar ulaşmayacaktır.

Zaten NATO üyesi olan her iki devletin yaratmakta olduğu suni gerginlik politikaları belli bir çizgiyi kolay kolay aşamayacaktır. Gerek AB gerekse ABD,  EGE’de herhangi bir çatışmaya kesinlikle karşıdır.Bu çatışmayı kışkırtanları da kesinlikle cezalandıracak bir politika izleyeceklerdir.

Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerginlik kaçınılmaz olarak Kıbrıs’ı da derinden etkilemektedir.

Kıbrıs Cumhuriyetinin güven yaratıcı önlemler olarak, Maraş’a karşılık, Ercan havaalanı ve Mağusa Limanının

Türkiye yetkilileri Kuzey Kıbrıs ziyaretlerinde çözüm isteyen Partileri artık hiç dikkate almamakta ve esas olarak çözüm karşıtı güçlere destek vermektedir.

Türkiye’nin çözüm prespektifinden uzaklaşması gerek Güney Kıbrıs gerekse Kuzey Kıbrıs halkını derinden etkilemektedir.

Yunanistan’nın milliyetçi söylemleri de Güney Kıbrıs yetkililerini ister istemez daha uzlaşmaz bir yapıya itmektedir. Gerginlik gelecek yıl yapılacak olan Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sağ kesim adaylarının şansını arttırmaktadır.

Kuzeyde ise, iki ayrı egemen devlet söylemi  ile birlikte, güven yaratıcı önlemler konusunda hiçbir adım atılmamaktadır.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki söz düelloları devam ederken, Kıbrıs’ta çözüm yönünde bir iradenin ortaya çıkmasının yolları da kapanmaktadır.

İnsanları ırk ayrımı temelindeki açılımlarla yönlendirmek , politikacıların her zaman kullandıkları tehlikeli bir silahtır.

Türkiye ve Yunanistan arasındaki söz düellolarına karşı, her iki toplumun çıkarlarını barışçı politikalarla ön plana çıkartmak, en doğru  siyasetlerdir. Bu tür siyasetleri her alanda savunmak bölge insanlarının yapması gereken en büyük görevdir.

 









Başa dön tuşu